Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. sarikamis harekati - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    sarikamis harekati

    1) bu hazin olayi muzaffer tasyürek'in asagidaki sarikamis'i bilir misiniz adli icli yazisindan okuyalim:

    tarih, 16 aralik 1914. soguk bir kis günü. talebesi ögretmenini azarlamaktadir: “hatali davrandiniz! basarili olamadiniz! rus ordusu burada yok edilmeliydi. simdi hemen harekete geçip, rus ordusunu sarikamis’ta yok edeceksiniz!”

    cephelerin ve harp okulunun emektar komutani hasan izzet pasa, küstahlasan ögrencisine pervasizca cevap verir: “olmaz! havalari görüyorsunuz. her yerde kar var. karakis baslamistir. bu sartlar altinda, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüsebilir. kis siddetini kaybetsin, yollar açilsin, düsmana haddini bildiririz.”

    her verdigi emrin hemen yerine getirilmesine aliskin padisah damadi ve ordularin baskomutan vekili 34 yasindaki enver pasa, asabileserek su tehdidi savurur: “eger hocam olmasaydiniz, sizi idam ettirirdim!”

    bir facianin esiginde, hasan izzet pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrilir.

    çöl atesinden köprüköy ayazina

    çok geçmeden, tarihler 21 araligi gösterirken, tarihe “sarikamis faciasi” olarak geçen harekât baslatilir. 125 bine yakin iman abidesi insan, kis kiyamette paltosuz, postalsiz, gömlekle, çarikla cehennemî tipinin ortasina sürülürler. o günlere sahit olan bir askerin mektubu, facianin küçük bir boyutunu günümüze söyle tasir:

    “bu yaz, iki alayimizla yemen’den buraya naklonulduk. yola koyulmamizdan dört ay sonra buraya ulastik ki, arabistan’in cehennemî sicagi köprüköy’deki ayaz yaninda nimet-i ilâhi imis. burada çadirin perdesi buza kesmis oglak kulagi gibi kirilmakta ve kopmakta. bölük kumandanim, beni sihhiyeye nakletmis ise de, tabip ve ilaç yoklugundan çaresiz kalip tekraren takimima döndüm. aksam yaklasinca köprüköy’e civar daglardan tipi bosanir. kumandanimiz, gelecek cuma baskumandan enver pasa hazretleri’nin teftis ve hücum için gelecegini müjdeledi. o gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltolarin verilecegini ve yemen yazliklarini atacagimizi müjdeledi. allah, devlete ve millete zeval vermesin. baskumamandan pasa hazretleri’nin gelmesi ile, moskof’un kahrolacagindan ve kâfirin, karsimizdaki tepelerde geceleri seyrettigimiz ocakli ve mutfakli karargâhlarini ele geçirecegimizden subaylarimiz çok emin. safak söktügünde 2059 rakimli kizkulagi tepesi’nden moskof obüs yagdirir ama sükrolsun, zafer bizim olacak. gece bastirdiginda, tepelerdeki moskof ocaklarinin atesi gözlerimizdeki ayazi tandir közüne tebdil eyler. baskumandan pasa hazretleri acele gelse ki, atese kavussak...”

    igdirli ali çavus yazlik giysiler içerisinde titreye titreye bu mektubu yazip istanbul’dan gelecek olan kislik giysileri beklerken, karadeniz’de baska bir facia yasaniyordu. ruslar osmanli ordusuna erzak, mühimmat ve giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömmüslerdi. bu durumu askere bildirmeyen enver pasa, ihtiraslarina maglup olarak bütün birliklere su mesaji çeker:

    “askerler! hepinizi ziyaret ettim. ayaginizda çarik, sirtinizda paltonuz olmadigini gördüm. lâkin karsinizdaki düsman sizden korkuyor. yakin zamanda kafkasya’ya girecegiz. orada her türlü nimete kavusacaksiniz. islâm alemi’nin bütün ümidi sizsiniz.”

    böylece “turan fatihi”, “sarikamis fatihi” olma ugruna, binlerce insan dehsetli bir can pazarina sürülür.

    ‘üç beyinsizin ugruna üç milyon halk’

    koca bir cihan devleti olan osmanli, sahsi ihtiraslar ugruna böylesine yanlis kararlarla askeri harekâta girme asamasina nasil gelmisti?

    sultan abdülhamid han’in bir entrika sonucunda darbe ile tahtindan uzaklastiran ittihatçilar, 1914 yazinda avrupa’da esmeye baslayan savas rüzgarlarinda almanlarin yaninda yer alirlar. sultan abdülhamit han’in avrupa’da yillarca emek vererek sagladigi dengeler bir anda alt üst olur ve ingiltere ve fransa’nin sömürgecilik yarisindan pay kapmak isteyen almanya’nin aleti oluruz. almanlar, fransiz ve ingilizlerin yaninda yer alan ruslara karsi osmanli askerini kullanarak bati cephesinde rahatlamanin plânlarini yapmaktadirlar. bunun için kayser’in “alman ordusuna eklenen bir süngü” olarak tasvir ettigi osmanli neferleri kullanilir. sömürgecilik yarisinda hiçbir çikari olmayan osmanli, felaketlerle sonuçlanacak olan bir macereya sürüklenmektedir.

    darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. hiç yoktan girilen birinci cihan harbinde, 1 kasim 1914’te kafkas cephesi açilir ve ruslar dogu anadolu’ya girerler.

    ziya gökalp’in “melekler bu milletin kurtulacagini ona fisildarlar” diye yücelttigi “hürriyet kahramani” enver pasa’nin halkin dini duygularini galeyana getiren beyannamesi ile seyhülislam’in mukaddes cihad fetvasi yayinlanir. ziya gökalp’in “turancilik” fikriyle yazdigi siirler üniversite gençliginin slogani olmustur:

    “düsman ülkesi viran olacak türkiye büyüyüp turan olacak!”

    ama türkiye büyümek bir yana gün geçtikçe erimekte, küçülmekte ve parça parça koparilmaktadir.

    devlet-i ebed müddet’ten enverland’a

    “turan fatihi” olmanin hayallerini kuran baskumandan vekili enver pasa (baskumandan pasidahtir), padisah damadi olarak birçok yetkiyi elinde tutmaktadir. padisahin bir çok seyden haberi bile olmamaktadir. enver pasa, verdigi harekât emrinde hedef olarak tahran ve aksabat’i gösterir. tahran harekat merkezine 1350 km. askabat ise 2000 km. uzakliktadir.

    almanlar, türkiye’ye giden trenlerin üzerine “enverland’a (enver’in ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. kibir ve ihtiras demistik ya! pasa’nin su ifadelerine bakin: “beni napolyon’a benzetmislerrdi. kabul etmem. çünkü ben ikinci adam olamam.”

    etrafinda bulunan subaylar da ihtiras ve hayalcilikte ondan geri kalmiyorlardi. çetecilikleriyle meshur dr. bahaeddin sakir ve arkadaslari erzurum’a gelirlerken, yol kavsaklarina “turan’a buradan gidilir!” diye isaret levhalari koyuyorlardi. alman von der goltz pasa bunlar için söyle demisti. “kafkasya’da maalesef napolyon bonapart oldugunu iddia eden ve cahil yetisen birçok adam vardir. bunlar, ordularina güçleriyle bagdasmayan görevler vermislerdir ve bu yüzden ordularini büyük zarara ugratmislardir.”

    zararin asil sorumlularindan biri, ihtirasta enver’den geri kalmayan hafiz hakki’ydi. bu adam hiçbir arazi arastirmasi yapmadan enver pasa’nin ihtiraslarini kamçilayacak su telgrafi çekmisti: “daglar üzerindeki yollari kesfettim. bu mevsimde bu yollardan hareketin mümkün olduguna inandim. buradaki kolordu ve ordu komutanlari yeterli ölçüde inançli ve kararli olmadiklarindan böyle bir saldiriya samimiyetle taraftar olmuyorlar. bu saldiri vazifesi rütbem düzeltilerek bana verilirse ben bu isi yaparim.”

    enver pasa, hocasi hasan izzet pasa’yi azlederek görevi sekiz gün önce yarbayliktan albayliga terfi eden hafiz hakki pasa’ya verdi. hafiz hakki pasa artik tümen komutani olmustu ama gözü ordu komutanligindaydi.

    niçin olmasindi? orduyu politikalarina alet eden bu darbecilerin basi enver, 18 gün içinde yarbayliktan pasaliga yükselmemis miydi? bunun yani sira harbiye naziri (savunma bakani) olmamis miydi? ondan neyi eksikti?

    politika ile rütbe alan bu komutanlar arazi ve yol incelemesini yanlis yapmis ve sonuçta “tekerlekli araçlarin geçmesine uygundur” raporu verilen yollardan askerler yaya zor geçmislerdi. tekerlekli araçlar ve kisitli mühimmat karlara saplanip kalmis, tek tek birerli siralarla yürüyen askerler, güçleri tükenmis, hasta ve mecalsiz olarak ruslarin karsisina dikilmisler çogu kursun bile atamadan donarak ölüp gitmislerdi.

    kardan heykeller

    22 aralikta enver pasa’nin emriyle 120-125 bin civarinda osmanli askeri dondurucu soguga ragmen yollara sürülmüstü. bölge çogu senenin dört ayi boyunca karlarla örtülüydü. kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. zemheriler diye bilinen en soguk günlerdi. sifirin altinda kirk dereceye düsen soguk, düsmandan daha düsmandir. yapilan harekât plânina göre 9. kolordu sarikamis daglari’ni, 10. kolordu ise allahuekber daglari’ni asarak ruslari sarikamis’ta kusatip imha edecekti.

    gündüz baslayan yürüyüste çariklari yumusayan askerlerin çariklari gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarini sikmaya baslar. adim atmak neredeyse imkansizdir. askerler oldugu yerde ziplar, atlar, kendini karlarin içine vurur ve ayaktan baslayan donma yavas yavas tüm vücuda yayilir. düseni kaldirmamak için emir vardir. zaten kimsede de kimseyi kaldiracak güç kalmamistir. neferler ordunun isaret taslari gibi yollara dizilirler. kimi çömelmis, kimi oturmus, kimi yuvarlanmis, kimi bir agacin gövdesine dayanmis kardan heykellere dönüsürler.

    90.000 sehit. tek kursun atmadan...

    o yil kurtlar insan etine doyar. birçok cesedin gözlerini kuslar oymustur. arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karsisinda moralmen yikilmaktadir. ayrica açlik da son haddine ulasmistir.

    onbes saatlik yürüyüsün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye 1.400 asker kalir. ölenler, düsmana karsi tek bir mermi atamamislardir. diger birliklerin de bunlardan farki yoktur. kayiplarin sayisi, en iyimser rakamla 70 bin kisidir. bazi kaynaklarda bu sayi 90 bin kisiye kadar ulasir. sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karlarin üzerine cansiz serpilmisti. kalanlar ise açlikla, bitlerle, tifüsle, sogukalginligi ve kangrenle ugrasiyorlardi.

    tarih ne böyle bir faciayi yazmis, ne de görmüstü. oysa istanbul’a çekilen telgraflarda inanilmaz ifadeler vardir: “kafkasya daglari ve tepeleri beyaz bir örtüyle örtülüdür. kar hemen hemen bir metreyi geçmistir. harekâttaki sessizlik bundandir. kahraman askerlerimizde ilerleme istegi o kadar çoktur ki, ellerinden gelse soluklariyla karlari eritip yol açacaklardir. kari daha az olan kesimlerde kahramanlarimiz basarilar elde ediyorlar. dün süngü saldirisiyla düsmandan iki mevzi ele geçirilmistir.”

    enver pasa inadindan dönmedi. son bir gayretle sarikamis’a yüklenmek istiyordu. acimasiz emrini verdi: “saldiri sirasinda her üst, bir adim geri atani derhal tabancasi ile öldürecektir.” askerler, bu durum karsisinda dillerinde kelime-i sehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye basladi. sonuçta sarikamis’a ancak bir avuç kahraman ulasabildi. o da geçici bir süre için.

    ‘onlari teslim alamadim. çünkü...’

    rus kurmay baskani pietroroviç, anilarinda sarikamis’a kavusan o bir avuç kahramani söyle anlatacaktir:

    “ilk sirada diz çökmüs bes kahraman. omuz çukurlarina yasladiklari mavzerleri ile nisan almislar. tetige asilmak üzereler. ama asilamamislar. kaput yakalari, allah’in rahmetini o civan delikanlilarin yüreklerine akitabilmek istercesine semaya dikilmis, kaskati... hele biyiklari, hele hele biyiklari ve sakallari! her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. ya gözler?.. dinmis olmasina ragmen su kahredici tipinin bile örtüp kapatamadigi gözleri!.. apaçik!.. tabiata da, baskumandana da, karsisindaki düsmana da isyan eden ama allah’ina teslimiyetle bakan gözler... açik, vallahi apaçik!..

    ikinci sirada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltras benzerini yapmayi basaramamistir. o ürkütücü ayaza ragmen, saglarinda fisekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemis iki katirin yaninda baslari semaya dönük, alti masal güzeli mehmed... sandiklari bir avuçlamislar ki, hayati biz ancak böyle bir hirsla avuçlayivermisizdir. öylesine kaskati kesilmisler.

    ve sag basta binbasi mustafa nihat. ayakta... yarabbi, bu bir ayakta durustur ki, karsisinda düsmani da, kâfiri de, lanetlisi de allah’in huzurunda diz çöküs halinde gibi. endami, düsmani dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. belinde, fiseklerinin yuvalarini tipi ile kapatmaya bütün gece düsen kar bile razi olmamis. sol eli boynundaki dürbünü kavramis. havada donmus, kale sancagi gibi... diger eli belli ki, semaya uzanip rahmet dilerken öylesine taslasmis. hayrettir, basi açik. gür erkek kömür karasi saçlari beyaza bulanmis...”

    ve moskova’daki askeri müzede sergilenen bu satirlarin sonu söyle biter: “allahuekber daglari’ndaki türk müfrezesini esir alamadim. bizden çok evvel allah’larina teslim olmuslardi. 24.12.1914 persembe.”

    ve bitisimizin itirafini olayin bas sorumlularindan hafiz hakki pasa, baskumandan vekiline su sözlerle özetler: “bitti pasam, ordumuzun kism-i küllisi mahvoldu.”

    enver pasa hiçbir sey olmamis gibi istanbul’a döner. arkasinda binlerce kefensiz kar çiçegi birakarak... basini ele geçirmis bu darbeci güruh siki bir sansür uygulayarak halkin sarikamis cephesinde olup biteni ögrenmesine engel olurlar. faciayla ilgili bilgiler ruslar vasitasiyla avrupa ve dünya’ya yayilir ama hersey için artik çok geçtir. bir sohbet sirasinda harbiye nezareti ordu daire baskani behiç bey’e bu facia için enver pasa söyle der: “bunlar nasil olsa birgün ölecek degiller miydi!”

    birinci cihan harbi’nin alevleri, sarikamis’tan çanakkale’ye, galiçya’dan trablusgarp’a kadar binlerce kilometre karede müslüman kaninin ihtiraslar ugruna akmasina sebep olur. ve akif gözyaslari içinde söyle inler:

    “gitme ey yolcu beraber oturup aglasalim,

    elemim bir yüregin payi degil, paylasalim.

    karsimda vatan namina bir kabristan yatiyor!”

    ihtiras demistik ya! bazilarinin ihtirasi sadece kendilerini degil, milyonlarca vatan evladini ve tarihin gördügü en ihtisamli cihan devletlerinin birini yakabiliyor.

    kaynak: semerkand dergisi




    2) sarikamis drami

    3) strateji hatasından kaynaklanan, onbinlerce sakerimizin donarak ölmesi ile sonuçlanmış faciadır..

    4) 90.000 mehmetcigin şehit olmasi ile sona ermiş olan sarikamiş faciasi.

    5) yakın tarihimizdeki bir çok olay gibi duygusallık ve tepki içinde ele alındığından dolayı bazı ayrıntılarının atlanmış olduğu osmanlı doğu cephesi bozgunudur.
    bu facianın nedenleri arasında en önemlilerinden biri, doğu cephesine getirilen birliklerin önemlibir bölümünün ırak cephesinden burayanakledilen askerler olması ve buaskerlerin doğunun sert kışındaki bu savaşa güneyin ince ve hatta kısa kollu yazlık giysileri ile katılmasıdır. yoksa harekatın zamanlaması, kış şartlarında yapılmış olması yalnıştır demek doğru değildir. yalnış olanyetersiz ordunun zor şartlara sürülmüş olmasıdır. bunun en büyük kanıtı ise bir sene sonraki kış ayında, ocak ayında rus ordusunun erzurum savunmasını yarma saldırısıdır. ki o başarılı olmuş, doğu cephesinden yüzyıllardır kilitlenmiş erzurum platosu rusların eline geçmiştir.
    sarıkamış'taki harekatın amacı, sarıkamış'ta konuşlanmış nispeten zayıf rus kuvvetlerini geri atıp bölgeyi geri almak, sonra da murat nehri havzası boyunca rusları geri iterek kafkaslara ve enver paşa'nın hayalindeki turan'a doğru ilerlemektir.
    yapılan planlara göre osmanlı ordusu üç kuvvete bölünüp sarıkamış'ı kuşatacaktır. ancak bu kuvvetlerden en kuzeydoğu'da olanı, rusların muhtemel bozgundan sonra kaçmasını önlemek verus ordusuna böylelikleağır zaiyat verdirebilmek için kuşatma planından sapar ve daha geniş bir yay çizerek selim tren istasyonunu tutmayı ve böylelikle rusların geri dönüş yolunu kapatmayı amaçlar. bunun için de sert kış şartları altında, allahuekber dağlarını aşmak gerekmektedir. osmanlı 3. ordusunun (doğu cephesi ordusu) bu kuzeydoğu kolu yetersiz korunukları yüzünden ve ayrıca yalnış haritalandırmanın da etkisiyle(başlarındaki alman subayı, allahuekber dağlarını 5 saatte aşabileceklerini öngörmüş, ancak 26 saatte aşabilmişlerdir) allahuekber'de çok zaman kaybetmiş, ayrıca gücünü önemli bir bölümünü de soğuğa feda etmiştir. bu zorluklara rağmen rusların beklemediği bir noktadan düze inmişler ve selim tren istasyonunu ele geçirerek ilk amaçlarına ulaşmışlardır. ancak çok büyük zaman kaybedilmiştir ve sarıkamışta bu kuzeydoğu kolunun desteğini 24 saat önce bekleyen asıl osmanlıgüçleri desteksiz ve yalnız kalmış, bir ara sarıkamış'ı elegeçirmeye çok yaklaşmış olsalar bile bunu başaramamışlardır. kuzeydoğu kolu, elde kalan askerleri ile birlikte sarıkamış önlerine gelip diğer kuvvetlere yardıma başladığında artık çok geçtir. sayıca azalan, kendi arasında koordinasyonu olmayan türkler, kısa zaman içinde rus ordusu tarafından bir üçgenin içine sıkıştırılmış (ki bu manevrada ve genel olarak doğu cephemizdeki rus ordusunun komutası takdir edilecek başarılı kararlar almıştır)
    bu üçgen içinde kalan osmanlı ordusu çok büyük kayıplar vermiş ve bozgun halinde kaçmıştır.
    90 bin asker kaybının önemli bir bölümü soğuk, açlık, hastalık ve bit yüzündenkaybedilmiş olsa da, yine de hiç birinin kurşun atmadan öldüğü doğru değildir. aksine sarıkamış enlerinde önemli çatışmalar yaşanmış ve osmanlı güçleri, özellikle rusların kuşatması altındabüyük kayıplar vermiştir.
    sarıkamış faciasından bir yıl kadar sonra, ocak ayının soğuğunda, rus avcı birlikleri osmanlı güçlerinin yaşadığı allahuekber zorluklarının bir benzerini erzurum kuşatmasında yaşamışlar, fakat iyi hazırlandıkları için neredeyse 4 bin metre rakıma sahip kargaönü dağını aşmayı başararak osmanlı savunma hattını yarmışlardır. kısacası plansızlık ve kendi durumunu bilmezlikten dolayı osmanlı 3.ordusunun yapamadığını rus güçleri başarmış ve yıkılmak üzere olan rus çarlığının 1. dünya savaşındaki tek başarılı cephesini oluşturmuşlardır.
    öyle ki eğer rusya'dasosyalist devrim olmasa idi, şu an türkiye dediğimiz ülkenin doğudaki toprakları en fazla sivasa kadar uzanabilirdi, samsun erzincan hattı güneye kadar rusların toprağı olarak kalırdı. 1917 sonrasında sscb, türklere hiç beklemedikleri bir teklifyaparak barışanlaşması sırasında kafkasya'ya kadar çekilmişler ve türklere bonus ikramiye vermişlerdir.

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük