Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. edward said - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    edward said

    1) alinti edward said, 1935 yilinda varlikli bir hiristiyan ailenin cocugu olarak kudus’te dunyaya geldi. aslen filistinli olan said, 1948 yilinda ailesi ile gocmen olarak misir’a yerlesti ve ingilizce disinda baska bir dilin konusulmasinin yasak oldugu anglosaksonlarin seckin koloni okullarinda egitim aldi.

    said, 1951’de misir’daki okuldan disiplin cezasi alarak uzaklastirilinca, ortadogu’nun giderek karistigi bir donemde, babasi tarafindan egitimini surdurmek uzere amerika’ya gonderildi. universite egitimini princeton ve harvard’da tamamladi. bu yillarda tatillerini, ailesinin misir’dan ayrilarak yerlestigi lubnan’da gecirdi. edebiyat, muzik ve felsefe egitimi aldi. 1963 yilinda new york’da columbia universitesi’nde ders vermeye basladi. hayatinin o doneminde, arap ya da filistin’li olarak degil, herkesi daha rahatlatan bir terimle, ortadogulu olarak anildi. durumunun garipligini hissetmekle birlikte bilincli bir tepki olusturmadigi, geleneklerinden kopuk olarak yasadigini soyledigi 1967 yilina kadar, politik bir eylemin icinde yer almadi.

    nazi olmakla suclandi

    1967 yilindaki arap-israil savasi ile cakisan universitedeki politik hareketlilik ve vietnam savasi, degisikliklerin baslangici oldu ve said ‘filistin milliyetciligi’ hareketine katildi. yahudi karsiti oldugu gerekcesiyle abd’de elestiri aldi. 1972 yilinda beyrut’ta arap edebiyati konusunda calisti. boylece, hem arap hem de abd’li olarak, hem birlikte hem de karsit olarak dusunup yazmaya baslar.
    70’lerin sonlarinda enver sedat ve yaser arafat tarafindan baris gorusmelerine filistin temsilcisi olarak atandi. surgunde filistin parlamentosu’nda 14 yil gorev yapti. 1980’lerin sonunda fko lideri yaser arafat’la gorus ayriligina duserek baris gorusmelerinde gorev almayi reddettiginde, baris karsiti olmakla suclandi. 1985’de israil savunma gucu tarafindan ‘nazi’ olmakla suclanan said, cesitli tehditler aldi.

    israil karakoluna tas atmisti

    said, 2000 yilinda lubnan sinirinda bir israil karakoluna tas atarak tartismalara yol acmis, ogretim gorevlisi olarak calistigi columbia universitesi, profesoru soz konusu eylemin yasalari cignemedigi gerekcesiyle korumustu.

    ingilizce ve arapca disinda fransizca da bilen said, londra’da yayinlanan the guardian, fransa’da yayinlanan le monde diplomatique ve arapca yayinlanan gunluk el-hayat gazetelerine duzenli olarak yazilar yazmaktaydi.

    kitaplari 14 dile cevrildi

    1978 yilinda yayinlanan kitabi “oryantalizm”, uzerinde cok konusulan ve tartisilan bir eser oldu. bunu “kultur ve emperyalizm” ile filistin ve islam’a dair diger kitaplari izledi. yayinladigi toplam 10 kitabi, 14 dile cevrildi. turkce’ye de cevrilmis ve basilmis olan “orientalizm” disinda turkce’de basilmis diger kitaplari arasinda; “filistin sorunu”, secme yazilarinin yer aldigi “kis ruhu”, “haberlerin aginda islam”, “kultur ve emperyalizm”, “entelektuel; surgun, marjinal, yabanci”, ve f. jameson, t. eagleton ve e. said’in yazilarindan olusan “milliyetcilik, somurgecilik ve yazim” bulunur.

    2) 1935 yılında kudüs’te doğan edward said,2003’te abd’de öldü. o kudüs’ün çocuğuydu ve “tarihi kudüs’ün müslüman kimliği”nin tipik temsilcilerinden biriydi. kudüs yahudiler, hıristiyanlar ve müslümanlar için kutsal bir şehirdir. dinlerin ve peygamberlerin en büyük hatıraları bu şehrin mekanlarına sinmiş durumda. her dinden insan kudüs’te kendinden bir şey bulur. bu açıdan edward said için kudüs hem aidiyetinin mekanı hem ana yurdunun merkeziydi.



    kudüs tarihi çoğulcu kimliğini ıslamiyet’e borçludur. çünkü ancak müslümanların hakimiyeti dönemlerinde üç din bir arada ve barış içinde yaşama imkanlarını bulabilmiştir. bunu en iyi bilen ve tasdik edenlerden biri de edward said’di.

    edward said, iki özelliğiyle her zaman hatırlanacaktır: bunlardan biri “oryantalizm” adlı şaheser çalışmasıyla, diğeri filistin mücadelesine verdiği destekle. edward said, tarihi müslüman ulemanın ve 19. yüzyıl batı aydınlarının bir bölümünün yaptıklarının bir benzerini yaptı hayatı boyunca. muhalif entelektüel kimliğiyle boy gösterdi.

    o, sadece dört duvar arasında bilimsel çalışma yapan, yazı yazan ve bununla yetinen biri değildi. her fırsatta davası uğruna aktif çalışmalar yaptı, gösterilere katıldı, protestolara imza attı, filistinli çocukların yanında ısrail tanklarına taş attı ve böylelikle kamusal alana çıkan bir entelektüel ve bilim adamı profili çizdi.

    edward said, hıristiyan bir ailede doğmuş ve hep hıristiyan kalmış biri olmakla beraber, ıslam diniyle ve müslümanlarla ilişkisini daima sıcak tutmuş, onlarla birlikte mücadele etmişti. hiçbir şekilde kendi davasını onların davasından ayrı görmüyordu. haberlerin ağında ıslam adlı kitabını, batı’da iletişim kurumları ve medyanın ıslam’a ilişkin utanç verici manipülasyonlarını teşhir etti.

    birçok çalışmasında batı’nın niçin bir “müslüman öteki” yaratma ihtiyacını ortaya koymaya çalıştı ve kendini hep müslümanların yanında tutum almak zorunda hissetti. bunun en büyük ispatı bir filistinli olarak filistin mücadelesine verdiği destek değildir sadece, doğrudan “oryantalizm” kitabıdır. kendi alanında bir dönüm noktası sayılan kitabında said, batı’nın müslüman doğu’ya bakışının tarihî, kültürel, politik ve edebî köklerine iniyor, oryantalizmin batılı zihnin bir inşaı olduğunu göstermeye çalışıyordu.

    edward said bu kitabında herkese şunu gösterdi: batı için doğu sadece coğrafi bir evren değil, aynı zamanda dinî bir vakıadır ve bu dinî vakıayı domine eden diğer dinlerden (yahudilik, hıristiyanlık vd.) çok müslümanlıktır. çünkü dün olduğu gibi bugün de doğu ile ıslam iç içe geçmiş bulunmaktadır ve bu karşılıklı kurbiyet batı’nın bilinçaltında yerleşik bir unsur olarak yerini almış bulunmaktadır. batı’nın gözünde doğu hıristiyanlığı makbul değilse, bunun bir sebebi ıslamiyet’le olan tarihî beraberliğidir.

    batı’nın tahrifatlarına örnek verirken edward said’in başvurduğu argümanların büyük bir bölümü ıslamiyet ve ıslam kültürüyle ilgilidir. bu açıdan batı’nın oryantalizm üzerinden doğu’ya yönelttiği zihinsel saldırılara kendisinin de maruz kaldığını düşünüyordu. oryantalizm kitabıyla yaptığı şey bir tür kendini savunmadır. çünkü edward said’i yakından izleyenler bilir ki, bu büyük filistinli yazar, ıslamiyet’le beraber veya başka bir ifadeyle ıslamiyet üzerinden doğu hıristiyanlığı’nı da savunmuştur.

    edward said yüksek kariyer sahibi bir insandı. adam gibi adamdı. batı’nın kalbinde en yüksek perdeden bildiği doğruları savundu; ruhunu ve bilgisini satmadı; haksızlıklara, iki yüzlü politikalara ve hukuk ihlallerine karşı tepkilerini ortaya koydu. onuruyla yaşadı, onuruyla öldü. geriye zengin bir miras bıraktı. bu mirasa müslümanlar, hıristiyanlar ve filistinliler ortaktır.

    27.09.2003 /ali bulaç/zaman

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük