Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. atesin ve gunesin cocuklari - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    atesin ve gunesin cocuklari

    1) atesin ve gunesin cocuklari'ndan/adnan yucel:

    (atesin ve günesin çocuklari)

    (...)
    özlenen ates yakilmisti sonunda
    elden ele bütün dünyaya tasinmisti
    kivilcim dansiydi gözlerdeki sevinç
    kavga daglarda bilinci kusanmis
    zindanlarda dirence sarilmisti
    ve haykiran dudaklar
    her ihanet vakti çöl çöl yarilmisti

    ......

    bir agittir belki agri'da zilan deresi
    dersim'de lac deresi bir kanli siir
    oysa bir destandi diyarbakir kalesi
    ve diyarbakir zindaninda
    atesle sevisen 'dörtlerin gecesi'

    ne ki zindan - ne ki tutsak olmak
    ne ki kavga - ne ki daglarda vurulmak
    bir sehpada idam olmak ne ki
    ıhanet utanciyla yasamak var ya hani
    onursuzlugun lagim çukurunda yok olmak
    üniformali bir dehak önünde durmak
    ve beyninin içindekileri bir bir kusmak
    sonra bir et yiginina dönüsüp kalmak
    ıste buydu diyarbakir zindaninda yasamak

    sesler ihanete dönüsürdü her gece
    bir tas çorba - bir dilim ekmek ugruna
    ıhanetler acilara dönüsürdü kallesçe
    acilar hep türkülere vururdu kendini

    etten ve kemikten insan olur mu
    beyinsiz insan ayakta durur mu
    ayni kavgaya gönlünü verenler
    dostunu ihanet ile vurur mu

    o zindan ki zincir sesidir sarkisi
    her sözünde bir çiglik yükselir
    her notasinda bin öfke
    her dizesinde bin isyan beslenir
    ısyan siirlere
    siirler yüreklere seslenir
    o zindan ki her yemek vakti
    tutsak agizlari kanla süslenir

    onur kaleleri yikilirken birer birer
    yüreklerde dal budak salar ihanetler
    ve düsman kasetinde ü"ç önder
    beyinlerini kusarak düsmana sergiler
    ayni anda siradan bir nefer
    hiç aldirmadan önderlerinin sesine
    tutsaklik içinde özgürlügü söyler

    sus dostum sus - sözün yarida kalsin
    özgürlük dilinde kilitli kalsin
    baslar egilse de açilsin gözler
    konusan önderler geride kalsin

    ne zaman umutsuzluk çökse direncin kiyisina
    bir aci saplanir yüregin tam ortasina
    koguslar susar
    parmakliklar durur
    ranzalarda küllenen umutlar aglar
    geriye dogru atilan her adim
    yakilan ates üstüne yagmur diye yagar

    anlatilmaz bir destandir yasanan
    ne söze gelir ne saza
    kirbaçlar sopalara ve zincirlere karisir
    ölüler ayaklara dolanir geceleri
    kanli battaniyelere sarilir
    her direniste tabutlarla çikilir disari
    gözyaslari zilgit seslerine katilir
    elleri hep koynunda kalir kizlarin
    analarin gözleri dikenli tellere takilir
    bir acili sessizlik sarar yürekleri
    dicle'nin sulari susuzluga çakilir
    kale burçlarindaki akbabalara
    ve üniformalar giyinmis yeni dehak'lara
    yalnizca zindanin mazgallarindan bakilir

    bir adam çogalir bir basina hücresinde
    yüregi kawa'dadir gözleri babek'te
    atesler yanarken dag doruklarinda
    ıhanet zindan karanliginda kol gezmekte
    kawa'lara babek'lere bir yandas gerek
    bu zindan karanligina bir ates gerek
    çevrilen ihanet çarkini kirmak için
    ölümü gögüsleyecek bir yoldas gerek

    bir anda yirtilir zindan karanliklari
    sessiz bir gürültüyle sarsilir duvarlar
    patlar bir beyinde newroz isiklari

    ey atesin ve günesin çocuklari
    hani bilincin sesi yüreklerimizde
    gözlerimizde inancin sancaklari nerede
    bu gidise dur demek gerekir bilirim
    hücrede her saniyeyi bir yil eylerim
    bir ates yaktik sönmesin diye hiçbir yerde
    o ates sönerse yasamayi neylerim
    bu yüzden ü"ç kibrit ile newroz günü
    yüregimi sizlere armagan eylerim

    ü"ç kibriti bayrak diye devralan
    ki daglari delip dostlarina yol kilan
    haykirdi ölüm haberini önde gidenin
    özgürlügü zindan karanliginda günesleyenin

    ey bu kavgaya gönül verenler
    ser yerine sir verenler
    serden geçip de sir vermeyenler
    bu zindan karanligi yirtilsin diye
    bu ihanet duvarlari yikilsin diye
    newroz gecesi bir önder
    atesi bedeniyle zindanlara tasimistir
    ölürken bile hücresinde
    bizlere kistan bahari mustulamistir
    atesi saraylara - kömürlerde degil
    bir isik ugruna yüreginde yakmistir

    silinmiyordu gözlerden süzülen yaslar
    aksin diyordu herkes - aksin
    aglamayi unutmus gözler aglasin
    gözyaslari alev alev harlansin
    dudaklarda tutusup dillerde sahlansin

    ölen artik yüreklerde bir bayraktir
    ıhanet yolunda durulan bir duraktir
    karanlikta bir çingi ates
    körlere yol gösteren bir isiktir
    atilan zilgitlar bir baskadir o gün
    bir bayram günü ölümü sevmek
    ölümsüzlüge duyulan bir askadir o gün

    dolasti ü"ç kibrit elden ele sessizce
    hücreden hücreye
    kogustan kogusa gizlice
    konusuldu ugrun ugrun
    tartisildi geceler boyu ince ince
    zindandan daglara vurdu savkini
    daglardan en kalabalik kentlere
    dallarda çiçeklere verdi rengini
    nehirlerde en coskulu köpüklere
    dolasti yurdunu boydan boya
    sazda kirilmayan tel
    dilde susmayan söz oldu türkülere

    zindanda yürekler yine baskida
    eller bagli - gövdeler askida
    ü"ç kibritin atesi sönsün istenir
    ınançlar ihanete dönsün istenir
    düsünceler zincire
    sevgiler prangaya vurulsun istenir
    yüreklerde çaglayan özgürlük suyu
    bulana bulana durulsun istenir
    üniformali bir dehak'in sahsinda
    zalimin zulmü kurulsun istenir

    baskilar yetmezse itirafta bulunmalara
    yapilan itiraflar dinletilir tutsaklara
    ıste biri - biri daha - biri daha
    susardi bütün koguslar
    dönerdi bir anda sessiz mezarlara
    ve çiglik çigliga o sessizlik
    binlerce öfkeyi
    binlerce isyani doldururdu bakislara

    ü"ç kibriti dörtlemek derdi bir ses
    dört kibriti beslemek
    ve ölümü isyan atesleriyle düslemek

    bir kogus vardi koguslar içinde
    ü"ç kibriti dörtleyenler yatardi içinde
    dört yildiz gibiydiler yildizlar içinde

    teslimiyete gönül verilirken önlerinde
    atesi çogaltarak yakmak gerek dediler
    ölüme yasamak diye bakmak gerek dediler
    sönüyorsa yakilan atesler birer birer
    atesi bedenlerde çogaltmak gerek dediler
    oturdular her gece diz dize
    önce ölümü sevmeyi ögrendiler
    ve ölümde ölümsüzlügün rengini gördüler
    karardan önce yurtlarinda kalanlarini
    çiçeklerinde açanlarini sordular
    düs degildi yasayip gördükleri
    sözlerini gelecek adina bir düs diye
    dördü bir agizdan hayra yordular
    binlerce tutsak içinde
    ve en kanli kudurmuslugunda vahsetin
    ölüm cehenneminde bir cennet kurdular

    havasizlik içinde veremler yaratilirken
    gardiyan hakimler ve savci çavuslarla
    her gece mahkemeler kurulurken
    ınsanlar soyundurulup makatlar aranirken
    hangi kus konardi zindan penceresine
    ve makatlara sigara takilip yakilirken
    ınsanlar dört ayak ile yürütülürken
    hangi bayrak çekilirdi onur kalesine

    ü"ç kibriti yüreklerinde dörtleyenler
    açligin ve yoksullugun kötülügünü gördüler
    ama hiçbir seyin
    boyun egmekten daha kötü olmadigini
    ve boyun egenlerin
    yarinlara kalmadigini bildiler
    her kötülügün daha kötüsünü tartisip
    gözlerinde bütün korkulari sildiler
    binlerce baskidan ve küfürden sonra
    newroz atesi yakip siirler söylediler
    o günün adini milat koyup
    ü"ç kibrit öncesi
    ve ü"ç kibrit sonrasi dediler

    ötsün diye kendi yuvasinda kus
    açsin diye kendi dalinda çiçek
    gördüler ki yepyeni kibritler gerek
    ates olup yanmaktaysa bütün gerçek
    yanarken türkü söyleyen canlar gerek
    atesi kaniyla tutusturanlar gerek

    patladi zindanlarda yepyeni bir isyan seli
    ölümdür sinayan insan yigitligini
    ölümü bedenimizde bogmak gerek
    ölümsüzlüge varip ölümlerde
    daglarda kir çiçeklerince çogalmak gerek
    ölümü gamzelerde çiçeklemek ve gülmek
    gülmek ki yasama bilenmek demek
    ılle de insan sicagi kokarken koguslar
    gülmek ki
    kurumus derelerde sellenmek demek
    çol kurakliginda güllenmek demek
    var git dostum var git
    kendin al bu gece nöbeti
    bu gece ölmek
    sonsuz bir ölümsüzlüge yürümek demek

    aylardan mayis ki dallarda çiçektir
    toprakta bereket ve dogada renktir
    ınançta güzellik ve zamanda gelecektir

    dört yoldas o gün baharin koynuna girdiler
    ölümün alçaldigini gözleriyle gördüler
    gömleklerini - kalemlerini ve saatlerini
    anilsinlar diye sevdiklerine verdiler
    ve dört agizdan ü"ç kibritin isikli sesini
    gök gürültüsünü çildirtarak gürlediler

    bu ihanet girdabinda bogulmadan
    sahsimizda davamiz son bulmadan
    ve geriye dönüsler virus gibi çogalmadan
    canimizla bu ihanet çarkina dur demeliyiz
    onur bayraklarini gögsümüze dikmeliyiz
    kawa'nin örsüne koyup davamizi
    yüreklerimizi körüklenen ateslere sürmeliyiz
    bu zindanda yolumuz aydinliktir artik
    ü"ç kibriti dörtle çarpip bu gece
    bütün sehitlere konuk gitmeliyiz

    saat dörtte dört canin etrafi dört duvar
    duvarlarin ötesi mayis gülleri ve bahar
    analar ve bacilar aglayacakmis ne çikar
    bu gece 'dörtlerin gecesi'
    dört gögüste yar diye yalnizca ates yanar
    biri nöbet tutar - biri bildiri yazar
    digerleri dört kisilik bir ates kurar

    zindan sessiz - zindan canli bir mezar
    gökyüzünde bir anda dört yildiz kayar
    bütün dostlar uykuda
    dörtlerin gözlerinde yalniz ates var
    dimdik baslarla
    emin ve kararli bakislarla
    ıhaneti durdurmak için atese yürüyorlar
    dördü de yasamaya sevdali
    özgürlüge nisanliydilar
    tutsaklik kesmisti mutluluk yollarini
    bu zindanda ölüme nikahliydilar
    bu ölüm ki özgürlügün ilk adimi
    tutsakligin ve ihanetin kirilma ani

    takvimde on yedi mayis kalkar
    on sekiz mayis dörtlere bakar
    disarda güne hazirlanirken tomurcuklar
    dört candan baska uykudadir bütün tutsaklar
    dag - tas ve zindan uykudadir
    yalnizca dört özgürlük yolcusu
    o gece ölüme hesap sormaktadir

    yillar boyu iskenceler içinde
    ıhanetler ve direnmeler içinde
    beklediler - beklediler de gelmedi ölüm
    tuttular yakasindan koydular önlerine
    konus be ölüm - konus dediler
    biz büyürüz sen böyle küçüldükçe
    seninle kavgamiz insanlik tarihiyledir
    prometheus'tan spartakus'e
    bruna'dan che guewera'ya
    vr kawa'dan bizlere dek ates iledir
    gel de bagdas kur soframiza ey ölüm
    senin alçaldigini görmek
    özgürlük adina sunulan canlar iledir

    zindan sessiz - zindan canli bir mezar
    dört can el ele bir demire sarildilar
    tinerler - neftler ve boyalar
    zindanda dört can
    kazan altinda betona çakilmis birer çiviydiler
    demirin beline sarilmis dört perçindiler
    ve bir potada erimeye hazir cevherdiler

    haykirdi ü"ç kibrit yolunda önde giden
    atesi zindanlardan kentlere götüren
    tamam miyiz
    ü"ç yerine dört kibrit çikarip cebinden
    yakti yüregindeki korlanan atesten
    tutusan ates
    patlayan tinerlerin ve neftlerin sesi
    dokunmasin hiç kimse
    bu gece dörtlerin özgürlük gecesi
    dört bin yilda yazilmis bir destanin
    günes diliyle söylenmis ilk hecesi
    böyle tutusur - böyle yanar ancak
    uzay çaginda bir zindan gecesi

    ......

    bir havar yükseldi zindandan kirlara
    dört atesten dört kivilcim düstü daglara
    daglar tutusup indi baglara
    dört ayri ses yükseldi her atesten
    söndürmeyin atesi
    üfleyin korlara - üfleyin korlara

    (...)
    yak artik canlarla yakilan atesleri
    yak ki açilsin dünyanin körelmis gözleri
    yak ki yirtilsin geceler isiginla
    yak ki tarihi yeniden baslatsin
    kawa'nin -ü"ç kibritin ve dörtlerin sözleri
    yak ki yayilsin dünyaya
    atesin ve günesin ölümsüz sesi

    adnan yücel

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük