Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. tbmm susurluk komisyonu raporu - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    tbmm susurluk komisyonu raporu

    1) once bir susurluk davasi


    ozet:


    yüksekova çetesi’ni ortaya çikaran astsubay hüseyin oguz’un, susurluk komisyonu’na verdigi ifade)

    52- hüseyın oguz 18.02.1997 tarihli ifadesinde;

    1959 edirne ıpsala dogumlu oldugunu, daha sonra nüfusunu ızmir karaburun merkez mahallesine aldirdigini, baba adi mehmet, ana adi havva oldugunu, halen elazig ıl jandarma komutanligi merkez bölügü personel ıslem astsubayi olarak çalistigini,

    1977 yilinda astsubay okulunu bitirdigini, 1977-1981 arasinda diyarbakirda görev yaptigini, önce 1977-1979 arasinda kulp’ta, 1979-1981 arasinda ergani’de çalistigini,

    1981 yilinda ergani kesantas köyü matematik ögretmeni, afyon kirali kasabasi’ndan babasi adalet partisi ılçe baskani olan ve okulda kürtçe konusulmasina, sarki söylenmesine karsi olan kadir ismindeki ögretmenin ergani-afyon yolunda otobüs içinde biçaklanarak öldürüldügünü, bunun kesantas köyünden saban ismindeki failini kendisinin buldugunu,

    1981-1983 arasinda bursa’da 6 ay komando’da çalistigini, 1982’de sorgu’ya geçtigini,

    1983-1986 yillarinda kars’ta çalistigini, bu sirada 1984 yilinda 3 ay 10 gün faili meçhullerle ilgili sorgu kursuna katildigini (babasi faili meçhul gittigi için bu konuda hobisi oldugunu), burada herhangi bir terör ya da faili meçhul olayi hatirlamadigini,

    1986-1993 yillarinda usak ıl jandarma’da sorgu kisim amiri olarak çalistigini, narkotik sorumluluguna baktigini, burada dev-sol içindeki bir hesaplasma dolayisiyla ulubey ılçesinin büyükkayali köyüne atilan 1 ceset disinda önemli bir olay olmadigini,

    1993-1996 yillarinda (1 temmuz 1996 tarihine kadar) malatya ıl jandarma’da sorgu görevinde çalistigini,

    malatya’da görev yaparken 1996 yilinda elazig-malatya arasindaki kömürhan köprüsünün yakininda 20-25 yaslarinda genç bir erkekle genç bir bayan cesedinin bulundugunu, her ikisinin de ellerinin arkadan bagli oldugunu ve enselerinden vuruldugunu, olay yerinde 9 mm. makina kimya mermileri oldugunu, erkegin ayaklarinin çiplak oldugunu, ayakkabilarinin kendine ait olmadigini tespit ettiklerini, her ikisinin de temiz giyimli, erkegin trasli oldugunu, bayanin da bakire kiz oldugunu ve iç çamasirlarinin dahi çok temiz oldugunu, bunlardan hareketle bu olayin baskasi tarafindan degil, kesinlikle güvenlik güçleri tarafindan gerçeklestirilmis bir ınfaz oldugu kanaatine vardiklarini, örgüt isi olsaydi, örgütün maktulün ayagina “ajan veya provakatörün sonu budur” gibi bir bildiri birakacagini,

    maktullerin kimliklerini tespit etmek için olay yerinde çektigi resimleri basina verdigini, kizin babasinin resmi gazetede görerek kendilerini aradigini ve malatya’ya geldigini, cesedi morgta teshis ettigini, adamin mersin gülnar ilçesinde ayakkabi tamircisi ve fakir bir aile oldugunu, kizin dicle üniversitesi yabanci diller bölümünde ögrenci oldugunu, herhangi bir olayla ilgisinin olmadigini,

    erkegin ise; diyarbakir silvan nüfusuna kayitli olup sivas’ta 2 yillik yüksek okulu bitirdigini, diyarbakir’da is ararken kizla tanistiklarini, güvenlik güçlerince gözaltina alindigina dair bir kaydinin olmadigini,

    diyarbakir’daki sistemi bildigini, buna göre bir kisinin bu sekilde öldürülmesi için kürt kökenli olmasi ve pkk’ya müzahır olmasinin (yani pkk’ya hafif bir sempatisinin olmasinin) yeterli oldugunu, kendini devlet yanlisi tanitan birinin “falan pkk yanlisidir” gibi bir ihbari üzerine adamin özel harekatçi kiyafetiyle evinden alindigini ve 2-3 kisilik infaz ekibi (tetik timi) tarafindan infaz yapildigini, buna ıstihbarat biriminin karar verdigini, ancak son zamanlarda infazlarin durdugunu,

    bu kisinin de bu sisteme göre tahminen müzahir olmasi nedeniyle yanindaki kizla beraber diyarbakir ekiplerince gözaltina alindigini, onlar gözaltindayken baska bir infaz olayina tanik olduklarindan bu taniklari yok etmek için infaz edilmis olabilirler diye degerlendirdigini, çünkü o sirada 5 kisinin daha diyarbakir’da atildigini bildigini, ayrica bu kisileri polisin gözaltina aldiginin da kesin oldugunu, kizin bir arkadasinin ailesine telefon ederek yurda gelmedigini bildirdigini,

    ayrica diyarbakir’la cesetlerin bulundugu yer arasinda 11-12 tane kontrol noktasinin bulundugunu, güvenlik güçlerinden baska kimsenin bu noktalari yanindaki bu kisilerle veya cesetlerle geçmesinin mümkün olmadigini, ceset birakilan yerin güvenlik amirinin de normalden bu isten haberdar olmasinin gerektigini, ancak malatya’da fazla güvenlik görevlisi olmadigini da düsünerek cesetleri malatya’ya, jandarma bölgesine biraktiklarini,

    olayi arastirmak üzere ıl merkez bölük komutani üstegmen abdullah kaya ile kriminalci uzman çavus ergun kayakaya ve ali basçavusun diyarbakir’a gittiklerini, kendisinin gitmek istemedigini ve gitmedigini, bu ekibin polis ve jandarmaya ugradiklarini, adi geçen kisilerin (maktullerin) poliste gözaltina alindiklarini ögrendiklerini, ancak burada kendilerine; “sizin ne isinize geliyor, bunun sizinle alakasi yok, çekin gidin görevinize” dendigini, böylece hiç bir evrak almadan ,hiç bir islem yapmadan geri geldiklerini, onlara “ıyi ki sizi de infaz etmemisler” dedigini, olayin böylece kaldigini,

    yesil ve veli küçük :

    yesıl’in aslen bingöl solhan asmakaya köyü nüfusuna kayitli, 1953 dogumlu salih oglu mahmut yildirim oldugunu, sakalli diye anilan isinin de ayni sahis oldugunu, çocuklugunun elazig’da geçtigini, 1982 yilinda ülkü ocaklari davasindan elazig polisince gözaltina alindigini, “devletin manevi sahsiyetine hakaret ve polis memuruna hakaret”ten 2 fisi bulundugunu, kendisini gördügünü, uzun boylu, 1,85 boyunda, esmer bir sahis oldugunu, çok zengin oldugunu,

    yesil’in önce polisle birlikte çalistigini, daha sonra cem ersever’le tanisarak jıtem’de çalismaya basladigini, o’nunla birlikte suriye’ye gidip geldigini, jandarma istihbarat birimlerinden herkesin yesili tanidigini, yesil’in emniyet ve jandarma teskilatlarina rahat girip çiktigini, hatta bazen kapida karsilandigini, kürtçe bildigi için herkesle rahat dialog kurdugunu, çatli’dan da önemli ve üstte bir adam oldugunu, bilhassa jandarma’da çok önemli oldugunu, çatli ile de ülkücülükten dolayi birbirlerini tanidigini, ayrica jandarma’da da ülkücü olanlarin oldugunu, bunlar arasinda da iliski oldugunu, yesil’in korkut eken’i de sedat bucak’i da, hatta mehmet agar’i da tanidigini, hatta mehmet agar’in “bu adami öldürün” diye emir de verdigini,

    yesil’le irtibati olanlarin ankara’da cinnah caddesinde kumarhane veya birahane gibi herkesin girip çikmadigi bir yerde bulustuklarini,

    tuggeneral veli küçük’ün de yesil’i çok iyi tanidigini, beraber çalistiklarini, yesil’in veli küçük’ün sözünden çikmadigini, veli küçük bir zamanlar jıtem’in en kidemli, en sözü geçen kisisi oldugunu, bu kisiyi tutan kötü insanlar çogunlukta olduklari için general oldugunu, kocaeli jandarma komutaniyken birkaç sorusturma geçirdigini, ancak bunlarin kapatildigini, veli küçük’ün dogudan ayrildiktan sonra da telefonla dogudaki bazi seyleri yaptigini, kocaeli jandarma komutani olduktan sonra yesil’in de ıstanbul tarafina kaydigini, bu tarafta da infazlarin basladigini, faili meçhullerin arttigini,

    1993 yilinda diyarbakir’da birtakim infazlar yapildigi zaman yesil’in de orada oldugunu, tetikçi olarak görev yaptigini, diyarbakirda vedat aydin’i yesil’in iki kisiyle özel harekatçi elbisesi giyerek evine gidip, “polis” diyerek kaçirdigini, sonra da infaz ettigini, yanindakilerden birinin alaattin kanat olabilecegini, bu kisinin de pkk itirafçisi ve tetikçi oldugunu, ankara açik cezaevinden konusmasin diye kaçirildigini, belki de infaz edilecegini, yesil’in malatya’ya da girmek istedigini, ancak o zamanki jandarma alay komutani yasar ercan’in buna izin vermedigini, bir defa malatya alay komutanligina geldigini, alay komutanini sordugunu, ancak yasar albay’in kendisini kabul etmedigini, kendisinin de orada gördügünü, yesil’in alaattin çakici’yi çok iyi tanidigini, bir zamanlar ıstanbul’da çikan çek-senet mafyasinda da oldugunu, çünkü yesil’in parasiz is yapmadigini, çok parasi oldugunu, çok para harcadigini, bekar oldugunu, kadina düskünlügü bulundugunu,

    yesil’in uyusturucu olayini en iyi yönlendiren kisi oldugunu, torbaci tabir edilen tasiyici oldugunu, arabasiyla getirip götürdügünü, uyusturucunun yüksekova’da imal edildigini, sevk yolunun van oldugunu ve oradan ayarlandigini, ıstanbul’da da pazarlanip satildigini, güvenlik güçlerinden zaafi olanlarin, menfaati olanlarin bu olaya yardimci oldugunu, bütün bu irtibatlari yesil’in sagladigini, nerede ne kadar güvenlik gücü olduguna dair istihbarati da yesil’in sagladigini, yesil’in bankaya yatirdigi 300 bin mark, 50 bin dolari urfa suruç (veya siverek) nüfusuna kayitli ahmet demır’in çektigini,

    yesil’in halen mıt’te çalistigini sandigini, üç gün önce ıstanbul’da mıt tarafindan sorgulandigini, sabanci suikastinin tetikçisi dhkp’li ısmail akkol’u suriye’den yesil’in getirip mıt’e teslim ettigini, çünkü yesil’in cem ersever’le birlikte suriye’ye gidip geldigini, suriye istihbarati ile irtibati oldugunu,

    bütün bu bilgileri jandarma genel komutanliginda istihbaratçi olarak çalisan samimi arkadaslarindan sifahi olarak aldigini,

    dogan ersahın :

    malatya pötürge tosunlu köyü’nden dogan ersahın adinda mafyanin çok önemli bir adami oldugunu, bu kisinin halen cezaevinde bulunan ısrailli mossad ajani gülbahar ates’in kocasi (ve pötürgeli) olan celal ates’in ve ızzet avni öztürk’ün de arkadasi oldugunu, (celal ates’in de hollanda’da öldürüldügünü)

    dogan ersahın’in veli küçük kocaeli jandarma komutani oldugu sirada kocaeli jandarmasinin elinden firar ettigini, malatya nüfusuna kayitli oldugu için olayla ilgilendigini, kocaeli jandarmasini telefonla arayarak erdogan emelce adinda bir astsubayla görüstügünü, o’na “sizin pisliginizi biz mi temizleyecegiz, 800 milyon para almissiniz” dedigini, dogan ersahın’in adami mehmet ates’in annesinden para alinip sevk sirasinda yemekte kaçtiginin açik oldugunu, veli küçük’ün bu yüzden sorusturma geçirmis olabilecegini,

    kocaeli jandarma komutani veli küçük’ün kendilerine dogan ersahın’in malatya’ya geldigini, gülbahar ates’le konustugunu söyledigini ve bu kadinin telefonunu verdigini, kendisinin de gülbahar ates’le konustugunu, kadinin kendisine “evladim dogan ersahın’i veli küçük koruyor, nerede oldugunu onlar çok iyi biliyor, o malatya’da degil, bana sorma” dedigini,

    dogan ersahın’in bir tetikçi oldugunu, ilk icraatinin bir vatandasin kafasini kesip kahvede masanin üzerine koymak oldugunu, kocaeli’nden firar ettikten sonra da yüzbasi elbisesi ile malatya’ya gelerek battalgazi’de evi olan tekin coskun ile görüstügünü, (tekin’i polisin çok iyi tanidigini, çek senet mafyasi ile ugrastigini, alaattin çakici’nin da arkadasi oldugunu, kendisinin bu adamla tanistigini, evine gittigini) battalgazi’de bir vatandasi evinden çikardigini ve bahçede öldürdügünü, olayin polis bölgesinde oldugunu, (öldürülen adamin akrabasi olan aydin öztürk adindaki vatandasla kendisinin görüstügünü, hala da görüstügünü), daha sonra dogan ersahın’in muhtar olan kardesinin misilleme olarak öldürüldügünü, bu dosyanin da adliyede faili meçhul olarak kaldigini, kendilerinin failini bildigini, polisten bazilarinin da bildigini, ancak kanitlamak istemeyeceklerini, çünkü onlarin da zarar görecegini, bu cinayetin bir uyusturucu hesaplasmasi nedeniyle islendigini, dogan ersahın olayiyla 6 ay ugrastigini, daha sonra yakalandigini, ancak yine firar ettigini, bu kisinin toplam üç defa firar ettigini, bir sefer de ıstanbul’dan firar ettigini, bu dogan ersahın’in zabita ile genel birlikteliginden ziyade ferdi bir menfaat paylasiminin sözkonusu oldugunu,

    dogan ersahın’in yesil’le birbirlerini tanimadiklarini,

    genellikle pismanlik yasasindan faydalananlarin tetikçi olarak kullanildigini, neticede tetigi çekenlerin de infaz edildigini, bu nedenle faili meçhullerin yakalanamayacagini,

    hakkârı :

    1 temmuz 1996’da hakkâri ıl jandarma alay komutanligi ıstihbarat sube subay vekill1igine atandigini, burada kendinden önce binbasi ıbrahim ıçgüder’in görev yaptigini, çalisacagi odayi temizlerken çekmecede 2 adet tabanca buldugunu, birinin 14’lü saddam, digeri daha önce hiç görmedigi bir silah oldugunu, önce bir astsubayla kendisi bir tutanak tuttugunu, sonra tabancalari komutan yardimcisi mesut kuru’ya, sonra da alay komutani necati kiliçkaya albay’a götürdügünü, ancak alay komutanin bekledigi tepkiyi göstermeden arif özkan basçavusa göndererek “buluntu silah” tutanagi tutturdugunu, kendi tutanagini saklayarak daha sonra diyarbakir dgm’ne verdigini,

    alay komutanindan kendi kurs gördügü alan olan sorgu’da çalismak istedigini söyledigini ve bu konuda israr ettigini, ancak alay komutaninin bunu kabul etmeyerek kendini semdinli’nin ortaklar karakolu’na sürdügünü, bu karakolda 19temmuz-16 agustos tarihleri arasinda görev yaptigini,

    bu karakolun 1995 yilinda baskina ugradigini ve 17 erin sehit oldugunu, bu konuda bir sorusturma yapilmadigini, ancak bölük komutaninin bu olaydan kendini kurtarmak için (arkadasi astsubay ali sen’in kardesi olan) urfa-viransehir’li uzman çavus hasim sen’i sorguya çektigini, o’na iskence yaptigini, hatta cop soktugunu, bunun üzerine adi geçen astsubayin bütün özel esyalarini da karakolda birakarak firar edip ısviçre’ye gittigini, orada med-tv’ye beyanat verdigini, bunun da ülkemiz aleyhine oldugunu,

    ortaklar karakolundan hakkâri ıl jandarma harekat asayis müdürü yarbay adnan keskın’le birlikte ayrilarak birlikte bir rapor yazdiklarini, yapilmasi lazim gelen seyleri yazdiklarini,

    buradan hakkâri-van-yüksekova arasindaki üçgende yer alan ve önemli bir kontrol noktasi olan yenıköprü karakolu’na atandigini, burada görev yaparken 06 plakali kirmizi bir opel aracin geçerken askerlerin aramak istedigini, içinde bulunan bir bas komiserin aratmak istemedigini, kendisinin de onlarla münakasa ettigini, aracin gitmek istedigi yönden vazgeçerek hakkâri’ye geri döndügünü, bunun üzerine kendisinin de 2 gün sonra ıl merkezine bagli bagisli karakolu’na tayin edildigini, bagisli’ya varinca karakol komutaninin odasinda 2 kilo esrar buldugunu, burada 8 gün kaldigini, buradan hakkâri’ye döndügünü,

    hakkâri’de daha önce usak’ta birlikte çalistigi için tanidigi ve tugay’da çalisan, dürüst bir insan olan yarbay hami çakir’a gizlice telefon ettigini ve gördügü yolsuzluklari anlatarak kendisini yüksekova’ya aldirmasini istedigini, onun da pasa’ya söyleyerek 4-5 gün içinde 20 ekim’de (gerçekte 20 eylül) yüksekova’ya tayinini çikardigini,

    ayni gün yüksekova’da göreve baslayarak gözaltinda bulunan 37 kisinin sorgusunu yaptigini, bunlardan kirsaldan gelen silahli militan ferhat durna’nin ifadesinin önemli oldugunu, ertesi günü (21 eylül) anavatan ılçe baskani tahir baskin’in gelerek yegeni necip baskin’in kaçirildigini söyledigini, olayla hemen ilgilenip bunun fidye amaçli oldugunu anladiginda korucu ve itirafçilardan süphelendigini, bunlardan kahraman bılgıç’i çagirip da kaçirilirken necip baskin’in yaninda bulunan ılhami baskin’la yüzlestirilince renginin attigini, bunun üzerine kahraman bılgıç’i hemen sorguya çektigini, hiç bir iskence yapmadan, çay, sigara ikram ederek adamin ifadesini aldigini,

    yüce karademır olayi :

    önce üstünü basini bosalttigini, cüzdanindan 1000 irak dinarinin çiktigini, defterinde “15 agustos 1996 tarihinden itibaren beni ara- yüce karademır” seklinde bir not buldugunu, yüce karademır’in kim oldugunu sordugunu, “çukurca komanda taburunda ıkmal astsubayi oldugunu” ögrendigini, bir itirafçinin ikmal astsubayi ile iliskisine anlam veremedigi için onunla ne iliskisi oldugunu sordugunu,

    kahraman bılgıç’in “kendisinin bu astsubayda 7 adet lav silahi, uzi ve bir-kaç el bombasinin oldugunu, kendisi ile ankara’da banka soyacaklarini planladiklarini, yüce astsubayin her seyi ayarladigini, silahlari, elbiseleri ankara’ya götürdügünü, burada sözlüsünü ayarladigini, bir kaç gün sonra cep telefonundan kendisini arayacagini, isterse simdi de arayabilecegini” anlattigini, önce bunlara inanamadigini, sonra bu ifadeleri tutanaga geçirerek ve mesaj halinde üst makamlara gönderdiklerini,

    daha sonra bu kisinin ankara’da tutuklanarak hakkâri’ye getirildigini, bunu van askeri savciligina götürmek üzere kendisinin görevlendirildigini, yücel’i 07.10.1997 tarihinde alarak van’a götürüp askeri savciliga teslim ettigini,

    yolda giderken 7 saat süre arabada kendisi ile konustugunu, “10.600 marki, 7 tane tapuyu nereden buldugunu, bu silahlarin ne oldugunu sordugunu”, onun da; “çeto isimli bir kaçakçidan bahsettigini, kidemli binbasi cengiz yildirim’a (halen yarbay, jan.gn. kom. sinir kaçakçilik sb.md.) 2 sifir kales, bir m-16, 16’li baretta, 9 mm. verdigini , bir kalesi bayram akdogan’a (halen albay, nigde alay komutani), m-16’yi hamdi poyraz’a verdigini, bunu kahraman bılgıç’in de dogruladigini, kendisi ikmal subayi oldugu için bunlari verebildigini, ayrica ramazan ismindeki bir astsubaya 75 milyon karsiligi silah sattigini” söyledigini, ayrica yüce karademır’in özel esyalari arasinda 2 orijinal sifir kales, 5 tabanca, bir tane ucuna susturucu takilabilen uzı marka suikast silahi ve 2 çuval askeri malzemeyi ve 10.600 marki teslim aldigini ,

    necip baskin’in kaçirilmasi :

    daha sonra necip baskin olayini net bir sekilde anlattigini, yüzlestirmelerinin yapildigini, buna göre; komiser fatih (fatih özkan ismindeki polis memuru), kahraman bılgıç, korucu kadir (abdülkerim özcük) ve birkaç korucunun korucubasi mehmet emin ergen’in evinde toplandiklarini ve bir düzen kurduklarini, önce a köyünde, b köyünde koyunlari kaçirip mus’ta satmayi ve parasini kirismayi, bunun için “pkk kaçirdi” diye propaganda etmeyi planladiklarini, mhp ılçe baskani tahir’in de mense’ sehadetnamesını ayarlayacagini söyledigini, ayni toplantida baskin’lardan birini kaçirmayi, pkk tarafindan kaçirilmis süsü verilerek alacaklari fidyeyi paylasmayi, sonra da teslim sirasinda hem necip baskin’i hem de para getirenleri öldürmeyi, sonra da “pkk ile çatismada öldürüldüler” demeyi planladiklarini, komsu köyden korucubasi m.emin ergen’in istihbarat çalismasi yaptigini, (20 eylül gecesi) kahraman bılgıç’in pkk militani kiliginda olmak üzere, üç polis, üç korucu baskin’larin köyüne gittiklerini, kahraman bılgıç’in necip baskin’in evine girdigini, yüzünün açik oldugunu, elinde de bir m-16 marka silah oldugunu (örgüt mensuplarinda genellikle kalesnikof oldugunu), odada üniversite ögrencisi necip baskin’la ılhami baskin’in ve bir yasli kadinla bir çocugun yattigini, k.bılgıç’in kendisini pkk örgüt üyesi olarak tanittigini, önceden hazirlanmis mühürlü imzali 200 bin marklik bagis makbuzunu ılhami baskin’a vererek necip baskin’i da yol gösterme bahanesi ile yanina alip çiktigini, necip baskin’i komiser fatih’in mazda marka arabasina bindirdiklerini, yolda gözlerini bagladiklarini, dogru özel harekat kapisindan emniyete götürdüklerini ve mescide kapattiklarini, bu arada da ıl emniyet müdürü’ne telefon ederek “bir milis ele geçirdiklerini, muhtemelen pkk’nin bulusmasi oldugunu, aksam bir operasyon yapacaklarini”, bunun üzerine emniyet müdürünün yardima ihtiyaçlari olup olmadigini sordugunu, fatih’in de “buna gerek olmadigini, kuvvetlerinin yettigini” söyledigini, böylece öldürme eylemine kilif hazirladiklarini, sonra da necip baskin’in verdigi numaraya telefon ederek parayi istediklerini, telefona tahir baskin’in çiktigini, paranin çok oldugunu, biraz müsaade etmelerini istedigini, daha sonra da jandarma taburuna gidip hami yarbay’a durumu anlattigini, korucu ve polislerden süphelendigini de söyledigini, bunun üzerine telefonun dinlemeye alindigini, buradan telefon edilen yerin tespit edildigini, bu arada kahraman bılgıç’in tabura çagrildigini, bunun üzerine k.bılgıç’in komiser fatıh’e telefonla bilgi verdigini, bunun üzerine fatih’in necip baskin’i ikindi vakti stadyum yakinina biraktigini, k.bılgıç’in tekrar sorguya çekildigini, her seyi anlattigini, sonra da necip baskin ile yüzlestirildigini ve necip bılgıç’in kahraman’i teshis ettigini, daha sonra olay yerinde yer gösterımı yaptiklarini ve bunu kasete aldiklarini,

    bundan sonra polislerin ifadeden vazgeçsin diye tahir baskin’in bir akrabasinin evine 2 kilo esrar koydurdugunu, bunu koyan çocugun da yakalandigini, ifadesini kendisinin aldigini, çocugun “kendisinin polisler tarafindan ölümle tehdit edildigini” söyledigini,

    kurmay albay hamdi poyraz :

    kahraman bılgıç’in bu sorgusunda, halen genelkurmay’da ıcra tetkik dairesi baskani olan, o zaman tugay’da kurmay albay hamdi poyraz’dan bahsettigini, hamdi poyraz’in kendisi (k.bılgıç) ile kemal ve ısmet ölmez ve sözde haber elemani bir kuzey irak’yi çukurca çigli’ya gönderdigini, yolda arandiklari zaman rahat geçmeleri için bir yazi verdigini, çigli’da kendisinin askeriyede kaldigini, kuzey irakli’nin irak’a geçtigini, sonra içi silah dolu agir bir çuvalla geri geldigini, bunu ısmet ölmez’le birlikte tugay karargahina hamdi poyraz’in odasina götürdüklerini,

    piyade binbasi mehmet emin yurdakul :

    kahraman bılgıç talimatlari albay hamdi poyraz’dan aldigini, binbasi mehmet emin yurdakul ile de görevlere gittigini,

    özel harekat timi ile birlikte asagikonak köyünde operasyon yaparken kendisinin ( k.bılgıç’in) kümesten 13 kilo eroin ile 4 adet silah çikardigini, tabancalari tabur komutani binbasi mehmet emin yurdakul’a verdigini, binbasinin da bu silahlardan birini belediye baskani ali ıhsan zeydan’a verdigini, digerlerini bilmedigini, eroinin 8 kilosunun mehmet emin yurdakul’un taburundaki bir astsubaya verdigini, bu astsubayin ızmir’de yakalandigini, tifadesinde binbasinin ismini vermedigini, çünkü bunun için mehmet emin yurdakul’un karisinin adi geçen astsubayin karisina 480 veya 580 milyon lira gönderdigini,

    mehmet emin yurdakul’un kendisi (kahraman bılgıç) ile birlikte iki çobanla daha sonra taniklik yapmasin diye namaz kilarken babalarini öldürdüklerini, ayrica esendere yolu’nda iki gencin öldürülüp karli bir zamanda atildigini,

    abdullah canan ‘in da mehmet emin yurdakul’un tabura aldirdigini, bir hafta taburda sorguladigini, sonra da kendisinin tabura getirdigi ve üstegmen diye tanittigi, ancak gerçekte üstegmen olmayan iki tetikçiye öldürttügünü, kendisine (k.bılgıç’e) de kimseye söyleme dedigini,

    (kahraman bılgıç’in) bu olayla ilgili olarak abdullah canan’in akrabasi olan mehmet canan’la yakup edıs’in evinde (abdullah canan’dan haber almak veya kurtarmak için) pazarlik yaptiklarini 24 bin marka anlastiklarini, mehmet canan’in bunun 7 bin markini ev sahibi yakup edıs’e biraktigini, bunu kemal ve ısmet ölmez’in kardesi burhan ölmez’e verdigini, çünkü onlarla beraber oldugunu, daha sonra bunlarla otel senler’de görüstügünü,

    bu ölmezlerin ve yakup edıs’in 1984 yilinda pkk’yi bölgeye sokan insanlar oldugunu, ancak sonradan bundan zarar gördükleri için devlet yanlisi olduklarini,

    kaçakçilik olaylari :

    kahraman bılgıç, hasan öztunç’un zeydan’in bir alti korucubasi oldugunu, devlet yanlisi geçindigini, çolak hasan lakabini tasidigini, korucularin maasini bile vekaletle onun aldigini,

    bir de kemal ölmez ve ısmet ölmez oldugunu, bu kisilerin daha önce fakir olduklarini, hkkariye giden otobüslerde muavinlik yaptiklarini, simdi ise altlarinda birer chavrolet marka araba oldugunu, bunlari kurmay albay hamdi poyraz’in kendisine (k.bılgıç’e) tanittigini, kemal ölmez’in vahyettin aslan’in yazihanesine gelerek tehdit ettigini, ancak ondan para alamadiklarini,

    refah partisi ılçe baskani fakin mengeç’in (askeriyeye malzeme veren bir esnafmis) de “tehdit edildigini, sikayet dilekçesi verdigini, ancak dilekçenin emniyete gelip takildigini, o zana isin içinde polisin de oldugunu anladigini, korkusundan takip edemedigini” kendisine (hüseyin oguz’a) anlattigini,

    hüseyin oguz, astsubay aydin, tegmen yalçin karakurt ve atilla astsubayla birlikte bu islerin üzerine korkusuzca gitmek için silah üzerine yemin ettiklerini, bundan sonra sikayeti olanlarin dilekçe vermeleri için fakin mengeç’e haber gönderdigini,

    daha sonra taburda hamdi çakir yarbay ve ersan alkan albayla birlikte halka güven vermek, “olaylarin üzerine gidiyoruz” imajini vermek ve halki devletin yanina çekmek için bir halk toplantisi yapmaya karar verdiklerini, asiret ileri gelenlerini çagirdiklarini, hepsinin geldigini, yalnizca belediye baskaninin gelmedigini, kolonya, çikolota alarak vatandasa ikram ettiklerini, orada bir vatandasin “abdullah canan olayi da çözülecek mi?” diye sordugunu, abdullah canan’in oglu vahap canan’in da mehmet balkiz yüzbasiya gittigini, yakasina yapistigini, “babamin katilleri sizsiniz” dedigini, bunun üzerine kendisini dövdüklerini, çünkü babasini çagirtip tabura gönderenin mehmet balkiz yüzbasi oldugunu söyledigini, bunun üzerine bu çocugu kenara çekip özel telefonunu verdigini ve kendisini aramasini istedigini,

    kahraman bılgıç’in ifadelerini mesaj halinde alaya, tugaya, genel komutanliga çekildigini, alaydan yalçin tegmen’e telefon açilarak kendisi (hüseyin oguz) için “ulan sen silahli kuvvetlerini hedef aldin.”seklinde tepki gösterdiklerini,

    bunun üzerine albay hasan, yarbay hami çakir, kendisi (h.oguz), aydin basçavus, yalçin tegmen’in toplandiklarini, hami yarbay’in “dürüstçe mücadele ediyoruz, yanlis bir sey olmasin” dedigini, olaya siyaset karistirilmamasi gerektigini konustuklarini,

    yalçin tegmen’in “abi bunlar bizi infaz edecekler, bunlari not üsecegim, yazacagim, kasete alacagim” dedigini, kendisinin de “ben sonuna kadar mücadele edecegini, kendisini desteklemelerini “ istedigini, kendisinin de atilla astsubaya “yer gösterimi ve ifade sirasinda alinan kasetleri çogalt” dedigini, ifadeleri de 6 nüsha yazdigini, birini özel olarak saklamasi için atilla astsubaya verdigini, onun da özel valizine sakladigini, toplantida 5 suret ifade yazdiklarini söyledigini, ersan alkan albayin “bu ifade tutanaklarini yok edeceksiniz” dedigini, “neden” diye sormasi üzerine albay’in “bu tugay komutanina, genelkurmay’a bir yere siçriyor” dedigini,

    kahraman bılgıç’in ifadesini kendisinin aldigini, ancak orada geçici görevli oldugu için imza atmadigini, bu tutanaklarin pbık (personel bilgi ıslem) kod numarasi yazilarak imzalandigini, bu ifadelerdeki imzalarin tegmen yalçin karakurt ile astsubay aydin’a ait oldugunu, aydin’in soyadini hatirlamadigini, bu sorgunun atilla ates astsubay tarafindan kamera ile çekilerek banta da alindigini,

    yüksekova’ya gidisinin 8. günü görevinin bittigini söylediklerini, ıl jandarma alay komutani necati kiliçkaya’nin kendisini istedigini ve çok acele gelmesini istedigini, orada yol güvenliginin olmadigini, yolda infazdan korktugunu, tedbir alarak yenıköprü’ye geldigini, buradan tanidigi erdal astsubay’in kendisini brt denilen araçla hakkâri’ye ilettigini, burada çok kötü karsilandigini, telefonla görüsmesi, çarsiya çikmasinin yasaklandigini, bunun üzerine 4 kasim’da (4 ekim olmali) atilla astsubay adina misafirhaneye baglattiklari özel telefondan esini aradigini, olaylari anlattigini,

    7.10.1996 tarihinde de tutuklanmis olan yüce astsubayi van’a askeri mahkemeye götürmek üzere görevlendirildigini, van’da abdullah canan’in akrabasi olan eski hakkâri milletvekili esat canan’in telefonunu bularak kendisi ile 2 saat konustugunu, bildigi herseyi anlattigini, kendisini kurtarmasini istedigini, onun da bunu basina anlattigini,

    10 ekim’de hakkâri’ye dönünce basina demeç vermissin diye kendisini sorguya çektiklerini, kendisinin de halen malatya’da görevli ısmail adindaki helikopter pilotu üstegmenden kendisini kaçirmasini istedigini, ayin 16’sinda tugay’da bulusmak üzere anlastiklarini,

    bu arada mahmut isik adindaki milletvekilini özel telefonla aradigini, olaylari anlattigini, “askerlik hayati beni buradan çikarmaz, infaz ederler. kaset varsa konusmayi al” dedigini, o’nun tavsiyesi üzerine atv’den suat isminde birinin kendisini aradigini, ona da her seyi anlattigini, eger infaz ederlerse yayinlanmak üzere anlastiklarini, medya’da resmim çikarsa belki kurtulurum diye düsündügünü,

    ayin 16’sinda sivil bir taksi ile ısmail üstegmenle bulusmak üzere tugaya gittigini, ancak alaydan oraya gittigini ögrendikleri için acele alaya çagirdiklarini “jandarma genel komutaninin kendisini istedigini” söylediklerini, mahmut isik’in ıçisleri ve savunma bakanini arayarak durumu anlattigini, bunun üzeri genel komutanliktan çagrildigini, ancak yine de infazdan süphelendigi için ali kardes ismindeki ızmir’li bir askere evinin telefonumu vererek, babasina açmasini ve kendi durumunu anlatmasini istedigini,

    ayin 17’sinde bir daha dönmemek niyetiyle valizini alarak hakkâri’den ayrildigini ve ankara’ya geldigini, komutanliga gıtmeden önce mahmut isik’i buldugunu ve konustugunu, atv’den suat’la onun evinde bulusarak görüntü verdigini, sonra jandarma genel komutanligina gittigini, burada bir gün 12 sayfa ifade verdigini, anlattiklarina inanmadiklarini, kaçirilan adamin pkk’li oldugunu söylediklerini, kendisine 20 ekim’de komutan’la görüsecegini söyledikleri halde 20 gün ankara’da kaldigini, fakat genel komutanla görüsemedigini, ifadesinde askeri personeli ve jandarmayi da yazdigi için görüsmek istememis olabilecegini, sonra tayinini istedigini,

    10 kasim’da elazig’a tayininin çiktigini, mehil müddetini kullanarak elazig’a gittigini, burada pek hos karsilanmadigini, bir ılçe jandarma bölük komutanligi’na harekat subayligi gibi bir göreve verdiklerini, orada bir ay kaldigini, telefon irtibati falan olmayan bu yere kendisini susturmak için verdiklerin, sonra 30 kasim’da diyarbakir’a gidip devlet güvenlik mahkemesin’de 9 saat 16 sayfa ifade verdigini, çünkü adliyeye, hukuka güvendigini,

    hakkâri’deki menfaat sebekesine karsi vali’nin hiçbir etkinliginin olmadigini, kendisinin de ulasamadigini, adli sistemin de orada bir sey yapmasinin mümkün olmadigini,

    otluca köyü olayi :

    yüksekova tugayi’nin çevresinde tel örgü kiyisinda koruma amaçli pusu atildigini, bu pusu timinin gece saat 24.20-24.30’da pusuya düsürülerek 2 astsubay, 4 erin sehit edildigini, telsiz konusmalarini dinledigini, sehit olan astsubaylarin pusuya düsünce israrla yardim istedigini, ancak birlik yok bahanesiyle yardima gidilmedigini, ancak 2 gün sonra bölgede operasyonlara baslandigini, tugay’a 1-2 km. yakininda bulunan otluca köyünden basta muhtar olmak üzere 5 yasinda çocuk dahil birçok insanin tugaya götürüldügünü, bunlardan 5 tanesinin eline illegal 5 kales verilerek mahkemeye verildigini, bununla ilgili arama tutanagi tutmasi için alay komutani necati kiliçkaya, yalçin yalincak astsubaya emir verdigini, ancak bu astsubay kabul etmedigi için baska bir üstçavusa tutturdugunu, ancak savcilik bunlara inanmadigi için takipsizlik verdigini,

    bu arada otluca köyünün tamamen bosaltildigini, köyden 2-4 bin civarinda koyunun tugaya getirilerek kesildigini, bu olaydan sonra bu köyden 24 kisinin kirsala çikarak örgüte katildigini, bu hareketle örgütün gücüne güç katilmis oldugunu,

    yücel zeydan ( pkk yüksekova daglica tabur komutani - rüstem kod adli)

    yücel zeydan’in hakkâri milletvekili mustafa zeydan’in oglu oldugunu, ıran’da annesinin yanina sik sik gittigini, (mustafa zeydan’in bir karisinin da ıran’da oldugunu), telefonla babasi ile de görüstügünü, mustafa zeydan’in bir oglunun da saglik bakanligi’nda üst düzeyde görevli oldugunu,

    yücel zeydan’in amca çocuklarinin da korucu oldugunu, yücel’le sik sik görüstüklerini, bu nedenle de hakkâri bölgesinde pkk’nin eylem yapmadigini,

    hakkâri’de bütün önemli ihaleleri mustafa zeydan’in akrabalarinin aldigini, sonunda pkk’ya da devlet parasinin gittigini, son olarak 100 milyonluk yatili bölge okulu ihalesini yine mustafa zeydan’in yakin akrabalarinin aldigini,

    mustafa zeydan, istedigi adami korucu yaptirdigini, vali’ye telefon ettigi zaman almamazlik yapamayacagini,

    yüksekova’li mehmet oglu bayram aksu adinda bir vatandasin bulundugunu, bunun gönüllü istihbaratçilik yaptigini, halen van’da oldugunu, bunun gerek yesille gerekse diger faili meçhullerle ilgili her seyi bildigini,

    asiret yapisi :

    hakkâri’de irili ufakli 23 asiret bulundugunu, yüksekova’da da 3 büyük asiret oldugunu, bunlarin piyanis , doski ve jirki asiretleri oldugunu, bunlardan jırkı asiretinin 200 elemani ile çok ciddi ve samimi bir mücadele verdigini,

    pıyanıs asiretinin (mustafa zeydan’in asireti) 9 bin korucusu oldugunu, ancak bunlarin yücel zeydan nedeniyle pkk ile ciddi bir mücadelesinin olmadigini, fakin mengıç (rp ilçe baskani) ‘nin yaninda bir kuyumcu oldugunu, bu kuyumcudan altin alma olayi oldugunu, suçlularin piyanis asiretinden oldugunu, isin içinde bir de astegmenin oldugunu, bu astegmenin magduru sanik olarak mahkemeye çikardigini, sonra asiretler arasinda husumet olmamasi için asiret ileri gelenlerinin araya girerek baristirdiklarini,

    korucu sistemi :

    koruculuk sisteminde korucubasi, onun altinda tim veya takim komutani, onun altinda da elemanlar oldugu, her timin 20 kisiden olustugu, tim komutaninin elemanlarin vekaletini, korucubasinin da tim komutanlarindan özlük haklarina iliskin vekalet aldigini, korucubasinin kendine bagli olanlarin maaslarini aldigini, asil mücadeleyi yürütenlere bir çuval un, seker, çay vs. verilerek isin götürüldügünü, korucubasilari ve tim komutanlarinin göreve falan gitmediklerini, bunlar sehirde bazi hatiri sayilir kisilerin korunmasinda görev almis göründüklerini, sehirde ikamet edip devletten maas aldiklarini, altlarinda yepyeni toyoto arabalar oldugunu, kisaca iyi menfaat sagladiklarini,

    koruculuk sisteminin doguda silahli kuvvetlerin ve emniyet teskilatinin bütün etkinligini bitirdigini, daha üstün silahlarinin oldugunu, ayrica alt yapisi halk oldugu için daha etkili oldugunu, garip vatandasin hakkini aramasinin mümkün olmadigini, ne vali’ye ne komutana, ne de korucubasina ulasamadigini, adalet sisteminin de dogru çalismadigini,

    güvenlik güçlerinden bir kisminin da oradaki menfaat islerine bulastigini, orada herkesin derdinin iyi model bir araba, bir ev, bir yazlik alip dönmek oldugunu, dönerken de yaninda illegal yollardan edinilmis silahlar alip götürdüklerini,

    jıtem ( jandarma ıstihbarat terörle mücadele )

    bunun kanunen mevcut ve örgütlenme semasi içinde bir birim olmadigini, ancak jandarma’da resmen ıstihbarat birimlerinin bulundugunu, ancak bu birimlerin terörle fiilen mücadele görevlerinin olmadigini, görevlerinin sadece istihbarat oldugunu, jıtem’in ise cem ersever tarafindan fiilen kuruldugunu, diyarbakir, elazigi, mardin, hakkâri gibi bazi hassas illerde gayriresmi olarak örgütlendigini, her ilde bulunmadigini, ama jıtem elemanlarinin jandarma genel komutanligi ıstihbarat baskanligina bagli olarak çalistiklarini, genellikle kod adi kullandiklari, kendisinin jitem elemani olmadigini, sadece jandarma ıstihbarat subelerinde sorgu amiri olarak görev yaptigini,

    ıstihbarat birimlerinin terörle mücadele yaparken menfaat mücadelesi yaptiklarini, mesela cem ersever’in yaninda çalisan ismini hatirlamadigi bir astsubayin adli emanetteki 2-3 bin silahi alarak güneydoguda koruculara sattigini, bu kisinin yakalandigini ve yargilandigini,

    cem ersever’in asil amacinin menfaat temini oldugunu, jıtem adinin da birtakim kirli islerde daha çok ise yaradigini, çünkü terörle mücadele görevi olunca gözalti süresinin daha uzun oldugunu, sonradan jıtem‘in lagvedildigini, cem ersever’in de mecburen emekli oldugunu, kendisini jandarmanin diger elemanlarinin temizledigi iddiasinin yanlis oldugunu, kendisinin çok uyanik birisi oldugunu, kolay tuzaga düsmeyecegini, ancak mahkemeye gelirken alarak kaçirdiklarini, sorguladiklarini ve siringa sorgusu sonucu öldürdüklerini, otopsi raporunu okuyan arkadaslarindan ögrendigini, bu siringa sorgusunu herkesin bilmedigini,

    cem ersever’i habur gümrük müdürünün kemal ismindeki oglunun (veya soförünün ) öldürdügünü, bunu içerde yapilan konusmalardan bildigini, su anda bunu bilenler asker olduklari için konusmak istemediklerini, ancak not tuttuklarini, ileride çikip konusacaklarini,

    cem ersever’in karisinin suriyeli oldugunu, bu yolla suriye istihbarat servisi ile irtibat kurdugunu, bu servise bilgi sizdirdigini, bu nedenle de jandarma genel komutanligi tarafindan dislandigini, bu nedenle de öldürüldügünü, yesil’in de kendisi ile irtibati dolayisiyle suriye ile baglantisi oldugunu,

    uyusturucu kaçakçiligi :

    uyusturucu’da van’in bir merkez oldugunu, van’dan her tarafa uyusturucu sevkiyatinin yapilabildigini, pazarlamasinin da ıstanbul’da yapildigini, van’da bir kadinin uyusturucunun thc (tetro hidro karnobilen) yani kalite kontrolünü yaptigini,

    bir baska kanalin yani suriye hattinin mardin-habur hattinin oldugunu, buradaki sevkiyatinin gkk (geçici köy koruculari) vasitasiyla, onlarin gümrüklerdeki akrabalari kanaliyla geçis saglandigini,

    daha sonra bu konuda zaafi olan, çok para kazanma hirsi olan güvenlik gücü mensuplarinin devreye girdigini, bunlarin bazen kendi arabalari ile uyusturu naklini sagladiklarini, bunlarin arabalarinin aranmadigini, özellikle pkk istihbarati için suriye’ye gidip gelenlerin bu arada bu isi de ayarladiklarini, bir menfaat sebekesi olusturduklarini,

    bu olaylari bilen namuslu insanlarin az oldugunu, ancak atilma veya öldürülme korkusundan konusamayacaklarini,

    bu menfaat sebekesinin tbmm’ne kadar uzandigini, mesela mustafa zeydan’in bu isin içinde oldugunu,

    sedat bucak’in urfa’da devletten daha güçlü oldugunu, uyusturucu trafiginden de menfaat aldigini,

    ugur mumcu cinayeti :

    ugur mumcu’nun c-4 plastik patlayicisi ile öldürüldügünü, bunun iz birakmadigini, malatya’da tekin coskun denilen kisinin evinde c-4 bulundugunu, bu kisinin poliste gözaltina alindigini, kendisini ugur tonık adinda ıstanbul’da oturan yasli bir adamin kurtardigini, bu adamla da tekin coskun’la birlikte büyük otel’de görüstügünü, tekin coskun’un ugur mumcu’nun aleyhine konustugunu, onun öldürtmüs olabilecegini,

    tekin coskun’un alattin çakici’nin çok yakin arkadasi oldugunu, çek-senet isiyle ugrastigini, bu nedenle baska sehirlerde de adaminin olabilecegini, kendisinin evine giderek görüstügünü, 361 30 45 çagri ve 0542 231 02 90 numarali cep telefonu bulundugu, bu kisinin abdullah çatli’yi da tanidigini,

    esref bıtlıs olayi :

    esref bıtlıs’in kesinlikle suikaste kurban gittigini, c-4 bombasi ile öldürüldügünü, c-4’ün uçaga pilot elbisesi içinde sokuldugunu, bursa’li nöbetçi bir askerin bunu gördügünü, jandarma içinde de esref pasa’nin suikastle öldürüldügüne kanaatinde olan pek çok insan oldugunu, ancak ortaya çikarilmasinin istenmedigini,

    malatya’da turan abi gibi akrabalarinin bulundugunu, kendisinin onlarla da sürekli görüstügünü,

    bahtiyar aydin olayi :

    bahtiyar aydin’i bir pkk itirafçisinin öldürdügünü, sebebinin de silahli kuvvetlerde bir kesimin siddetten yana oldugunu, bir kesimin de siddete, öldürmeye karsi olan, halki kazanalim dedigini, bahtiyar aydin’in terörle mücadelede siddete karsi olan bir insan oldugunu, bu nedenle öldürüldügünü,

    hulusi sayin - ısmail selen cinayetleri :

    bunlardan birisinin sagci, birisinin solcu oldugunu, bir zamanlar jandarma’da selencıler, sayincilar oldugunu, ideolojik olarak ikiye bölündügünü, birinin katilinin bir astsubay oldugunu, birisinin digerine karsi misilleme olarak öldürüldügünü, yani konunun tamamen ideolojik oldugunu, uyusturucu falan olmadigini, bunlarda polisin herhangi bir katkisinin olmadigini,

    hakkâri emniyet müdürü :

    sahsen tanimadigini, ancak mahmut yasar ve cevat demır adindaki uyusturucu kaçakçilarinin polis tarafindan istihbaratçi olarak kullanildigini, bundan emniyet müdürünün mutlaka haberdar oldugunu, aranan bir sahsin güvenlik güçlerince kullanilmasinin yasal olmadigini, bunu dogru bulmadigini,

    operasyon ve ınfaz timleri :

    operasyon timlerinin bir yüzbasinin sorumlulugunda mutlaka rütbeli tegmen, üstegmen, astsubay veya uzman çavuslardan, yani gençlerden olustugunu, yüzbasidan daha yüksek rütbede kimsenin operasyona katilmadigini, dikkat edilirse sehit olanlarin hep er, astsubay ve uzman çavuslardan oldugunu, bunlarin vatansever, kahraman ve dürüst insanlar oldugunu, operasyon yapilacak yerlerin önceden planlanarak operasyon yapildigini,

    ınfaz timlerinin ise üç kisiden olustugunu, çogunlukla silahsiz, korumasiz insanlara yönelik oldugunu, bu insanlarin evlerinden alinarak infaz edilip bir dereye atildigini,

    öldürülen ıtirafçilar :

    üzümlü karakolu baskinindan sonra teslim olan biri suriyeli, digeri mardin’li 2 kizin tugaya getirildigini, sonra kaybolduklarini, yani infaz edildigini, halbuki tugayin gözaltina alma yetkisinin olmadigini,

    bu itirafçilari kazanmak gerektigini belirtmistir. (ek:225)

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük