Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. recm - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    recm

    1) islam ve musevilik dinlerinde var olan hukum.

    zina eden kadin toplum tarafindan taslanarak oldurulur. hem tevrat hem de kuran'da yazili hukumler arasindadir.

    2) "kuran'da varsa inanmak zorundayiz ama uygulamak zorundamiyiz?" diye sordugum olay.

    3) amina lawal

    4) zina yapan kadını taşlayarak öldürme. bilinenin aksine kuran'da değil tevrat'ta yer alır. islamda zina'nın cezası 80 kırbaçtır(acıdan ziyade topluma rezil etmektir), taşlayarak öldürme değil...

    5) sadece kim ve ne oldugu herkesce bilinen prof. dr. yaşar nuri öztürk tarafindan ve dinle ilgisi olmayan bir iki kisi tarafindan islamda olmadigi iddia edilen ancak islam fikihinda varolan cezadir.

    peygamber muhammed'in'in evli olarak zina edene recm cezası uyguladığı, tevatüre ulaşan hadislerle sabittir. temelde kıyasa göre evlilere de yüz değnek (celde) cezası uygulanması gerekirken, bu konudaki hadislerle amel edilerek recm cezası öngörülmüştür

    6) kaynak islam ansiklopedisi

    taşla öldürme, taşa tutma, birine taş atma, sövme, lânet etme, kovma, birinin namusuna iftira etme, kötü zanda bulunma; evli veya dul bulunan erkek veya kadının zina etmesi halinde ıslâm mahkemesi kararıyla taşlanarak öldürülmesi anlamında bir fıkıh terimi. r.c.m kökünden mastar, çoğulu "rucüm" dür. aynı kökten "racîm"; recm olunan, taşlanan, kovulan ve lânetlenen anlamındadır.

    kur'an-ı kerim'de bu anlamda "recm" ifadesi bulunmamaktadır. bir ayette gaybı taşlamak" (el-kehf, 18/22), başka bir yerde, "yıldızları şeytanlar için atış taneleri yaptık" (el-mülk, 67/5) ayetinde "atış taneleri" anlamında "rucûm" çoğul olarak gelmiştir. zina edenin taşlanması sünnet, ve icma delillerine dayanır.

    zina bütün semavî dinlerde haram kılınmış ve çok kötü bir fiil olarak kabul edilmiştir. ıslâm'da zina büyük günahlardan olup, ırz, namus ve neseplere yönelik olduğu için, cezası da hadlerin en şiddetlisidir.

    zinanın cezası, fiili işleyenin evli veya bekâr oluşuna, ıslâmî emir ve yasaklarla yükümlü bulunup bulunmamasına göre kısımlara ayrılır. dayak, taşla öldürme, sürgün ve ıslâm devleti'nin koyacağı ta'zir cezası bunlar arasındadır.

    yüz değnek cezası

    bekâr erkekle bekâr kadının zina etmesi halinde, ceza her birine yüz değnek vurulmasıdır. allah teâlâ şöyle buyurur: "zina eden kadın ve erkekten her birine yüz değnek vurun" (en-nûr, 34/2).

    zina cezası uygulanan kimsenin, toplum nezdindeki itibar kaybını önlemek, belki olayın unutulmasını sağlamak amacıyla bir yıl süreyle sürgüne gönderilmesi ıslâm'ın ilk yıllarında ek bir ceza olarak veriliyordu. ubâde b. sâmit (r.a)'tan rivâyete göre şöyle demiştir: resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "zinanın hükmünü benden öğrenin. allah o kadınlara bir çıkar yol gösterdi. bekârla bekâr zina ederse yüz değnek ve bir yıl sürgün; evli ile evliye yüz değnek ve recm vardır" (ıbn mâce, hudûd, 7; müslim, hudûd, 12). ancak bu uygulama nûr suresi'nin inmesinden önceye aittir. bu sure inince bekârlar için yalnız değnek, evli olanlar için sünnetle recm cezası belirlenmiştir (es-serahsî, el-mebsût, beyrut 1398/ 1978, ix, 36 vd.).

    hanefilere göre, bekârların zina cezası olan yüz değneğe ayrıca sürgün eklenmez. çünkü ayette sürgünden söz edilmemiştir. ancak sürgün bir had cezası değil; ıslâm devlet başkanının takdirine bırakılmış bir ta'zir cezası niteliğindedir. nitekim zina edenin tövbe edinceye kadar hapsedilebilmesi de, fuhşa düşenleri bir süre toplumdan tecrid etmek amacıyla alınan bir önlemdir.

    şâfiî ve hanbelîlere göre ise bekârların zinasında yüz değnek ve bir yıl sürgün birlikte uygulanır. delil, sürgün bildiren hadistir. ancak kadın kocası veya bir mahremi ile birlikte sürgüne gönderilir. ayrıca sürgün yerinin sefer mesafesinden yakın olmaması da gerekir. hz. peygamber "kadın, yanında kocası veya bir mahremi bulunmadıkça yolculuğa çıkamaz" (buhârî, taksîr, iv, sayd, 26, savm, 67; ebû dâvud, menâsik, iii) buyurmuştur.

    recm cezası

    hz. peygamber'in evli olarak zina edene recm cezası uyguladığı, tevatüre ulaşan hadislerle sabittir. temelde kıyasa göre evlilere de yüz değnek (celde) cezası uygulanması gerekirken, bu konudaki hadislerle amel edilerek recm cezası öngörülmüştür.

    recm konusunda hükmü devam eden, fakat kur'an ayeti olarak okunması neshedilen bir ayet de nakledilir. abdullah b. abbas (r. anhümâ), hz. ömer'in minberde şöyle dediğini rivâyet etmiştir. "cenab-ı allah muhammed (s.a.s)'i hak ile göndermiş ve o'na kitab'ı indirmiştir. recm ayeti de o'na indirilen ayetlerden idi. biz bu ayeti okuduk, ezberledik ve anladık. resulullah (s.a.s) recmi uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık". korkarım, zaman geçince birileri çıkıp "biz allah'ın kitabında recmi bulamıyoruz" der ve allah'ın indirdiği bir farzı terkederek sapıklığa düşerler. şüphesiz recm, allah'ın kitabında, evli olmak, şahit, gebelik veya ikrar bulunmak şartıyla, zina eden kimse aleyhine bir haktır" (müslim, hudûd, 15).

    hz. ömer'in sözünü ettiği okunuşu mensuh ayet şudur: "ıhtiyar erkekle ihtiyar kadın zina ederlerse, onları recmedin" (mâlik, muvatta', hudûd 10; ıbn mâce, hudûd, 9; ahmed b. hanbel, v, 132, 183). hz. ömer'in recmi, medine minberinden ilân etmesi, içlerinde bir çok sahabe bulunan cematten hiç birinin buna karşı çıkmaması, recmin sabit olduğunu gösterir (sahih-i müslim tercüme ve şerhi, ahmed davudoğlu, ıstanbul 1978, viii, 350). es-serahsî (ö. 490/1097). ömer (r.a)'in şöyle dediğini nakleder:

    "eğer insanlar, ömer allah'ın kitabına ilave yaptı demeyecek olsalar, "ihtiyar erkekle ihtiyar kadın zina ettikleri..." ifadesini mushaf'ın haşiyesine yazardım" (es-serahsî, el-mebsût, beyrut 1398/1978, ix, 37).

    hz. peygamber'in recm cezasına uygulama örnekleri:

    1. ışvereninin eşiyle zina eden bekâr işçiye yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası, kadına ise recm uygulanmıştır.

    ebû hureyre ile zeyd b. halid el-cühenî (r.anhumâ)'dan nakledildiğine göre, zina eden kadının kocası ile, zina eden işçinin babası resulullah (s.a.s)'e başvurarak bu konuda "allah'ın kitabı" ile hüküm vermesini istemişlerdir. ışçinin babası şöyle dedi:

    "benim oğlum bu adamın yanında işçi idi. onun hanımı ile zina etti. bana, oğlum için recm gerektiği haber verildi. ancak ben onun adına yüz koyunla bir cariye fidye verdim. bu arada bilenlere danıştım, (oğlum bekâr olduğu için) ona yüz değnekle bir yıl sürgün cezası, bunun karısına ise recm cezası gerektiğini haber verdiler". bunun üzerine, hz. peygamber şöyle buyurdu:

    nefsim kudret elinde olan allah'a yemin ederim ki, aranızda allah'ın kitabı ile hükmedeceğim. cariye ve koyunlar geri verilecek. oğluna yüz değnekle bir yıl sürgün gerek. ey üneys, sen de bu adamın karısına git. eğer zinasını itiraf ederse, onu recmet". üneys kadına gitmiş ve kadın suçunu itiraf etmiş, hz. peygamber'in emri üzerine de recmedilmiştir (müslim, hudûd, 25; buhârî, hudûd iii, 38, 46, vekâlet,13). ebû hanife'ye göre, yüz değnek yanında bir yıl sürgün, ayete ilâve niteliğinde olup, ayet inince bu ilâve kısım neshedilmiştir. ancak ıslâm devlet başkanı böyle bir cezayı ta'zir cezası olarak verebilir.

    2. zinasını dört defa ikrar eden mâiz b. mâlik (r.a)'in recmedilmesi.

    mâiz b. mâlik, hz. peygamber'e gelerek "beni temizle" dedi. hz. peygamber "yazık sana, çık git, allah'a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. mâiz, pek uzaklaşmadan geri döndü ve "ey allah'ın resulu! beni temizle" dedi. hz. peygamber aynı sözlerle üç defa daha geri gönderdi. dördüncü ikrarında "seni hangi konuda temizleyeyim?" diye sordu. mâiz; "zinadan" dedi. hz. peygamber "bunda akıl hastalığı var mıdır?" diye sordu. böyle bir rahatsızlığı olmadığını söylediler. "şarap içmiş olabilir mi?" diye sordu. bir adam kalkıp içki kontrolü yaptı. onda şarap kokusu tesbit edemedi. hz. peygamber tekrar "sen zina ettin mi?" diye sordu. mâiz "evet" cevabını verdi. artık emir buyurdular ve mâiz recmedildi. recimden sonra onun hakkında sahabiler iki kısma ayrıldılar. bir bölümü mâiz'in helâk olduğunu, başka bir grup ise onun en faziletli tövbeyi yaptığını söylediler. bu farklı yaklaşım üç gün sürdü. daha sonra yarılarına gelen resulullah (s.a.s) "mâiz b. mâlik için dua edin" buyurdu. "allah mâiz'e mağfiret eylesin" dediler. hz. peygamber şöyle buyurdu: "mâiz öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılırsa onlara yeterdi" (müslim, hudûd, 22; eş-şevkânî, neylül-evtâr, vii, 95,109; ez-zeylaî, nasbu'r-râye, iii, 314 vd.).

    3. gâmidiyeli evli kadının zinadan dolayı recmedilmesi.

    mâiz'in recmedilmesinden kısa bir süre sonra ezd kabilesinin gâmid kolundan bir kadın geldi ve "ey allah'ın elçisi! beni temizle" dedi. hz. peygamber "yazıklar olsun sana. çık git, allah'a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. kadın dedi: "beni, mâiz'i çevirdiğin gibi geri çevirmek istiyorsun" hz. peygamber, "sana ne oldu?" diye sordu. kadın kendisinin zinadan gebe olduğunu söyledi. bunun üzerine "sen mi?" buyurdu. kadın "evet" dedi. hz. peygamber "doğuruncaya kadar git" buyurdu. kadının bu arada geçimini ensar'dan bir adam üstlendi. daha sonra hz. peygamber'e gelerek; "gâmidli kadın doğurdu" dedi. çocuğun bakımını da ensar'dan birisi üzerine aldı ve kadın recmedildi" (müslim, hudûd, 22, 23, 24; ıbn mâc'e, diyât, 36; mâlik, muvatta', hudûd, ii). başka bir rivâyette, çocuk sütten kesilinceye kadar emzirmesine izin verildiği, recm sırasında hâlid b. velîd (r.a)'ın üzerine kan sıçraması üzerine kadın hakkında kötü sözler söylediğini işiten hz. peygamber'in şöyle buyurduğu nakledilir:

    "ey halid! yavaş ol. nefsim kudret elinde olan allah'a yemin ederim. bu kadın öyle bir tövbe etti ki, onu bir baççı (vergi memuru) yapsaydı, şüphesiz mağfiret olunurdu" sonra kadının hazırlanmasını emrederek cenazesini kılmış ve kadın defnedilmiştir (müslim, hudûd, 23).

    4. evli bulunan yahudi erkeği ile yahudi kadınının zina sebebiyle recmedilmesi. abdullah b. ömer (r.a)'tan nakledildiğine göre, hz. peygamber'e, zina etmiş bir yahudi erkeği ile bir yahudi kadını getirmişler. allah elçisi, yahudilere, tevratta ki zina hükmünü sormuştur. yahudiler; "yüzleri karaya boyanır, sırt sırta hayvan üzerine bindirilip sokaklarda dolaştırılır" demişler. tevrat getirilmiş, ancak okuyan yahudi genci recm ayetine gelince ceza kısmını parmağı ile kapatıp atlayınca durumu farkeden ve yahudi iken ıslâm'a giren abdullah b. selâm, hz. peygamber'e yahudinin tevrat'ın üzerinden elini kaldırmasını emir buyurmasını istemiştir. yahudi elini kaldırınca recm ayeti görülmüş ve her iki yahudi hakkında da evli olarak zina ettikleri için recm uygulanmıştır (müslim, hudûd, 26).

    bera b. azib (r.a)'ten nakledilen, iki yahudinin recmedilmesi olayı ise şöyledir: hz. peygamber'e, yüzü kömürle karartılmış ve dayak vurulmuş bir yahudi getirildi. allah elçisi yahudilere evlilerin zinasının tevrat'taki hükmünü sordu. onlar, bu şekilde olduğunu söyleyince, bir yahudi bilginine "sana, tevrat'ı musa ya indiren allah aşkına soruyorum. zina edenin tevrat'taki hükmü nedir?" diye sordu yahudi bilgini; tevrat'ta recim var. fakat zina eşraf arasında artınca, şerefli birini getirirlerse serbest bırakır, yoksul biri yakalanırsa onu recmeder olduk. bu iki sınıfa eşit ceza için recmi terkettik, kömürle boyayıp, dayak vurmayı recmin yerine koyduk". bunun üzerine, hz. peygamber şöyle buyurdu: "allahım! senin emrini onlar değiştirdikten sonra ilk uygulayan benim. bunun üzerine emir verdi ve yahudi recmedildi" (müslim, hudûd, 28).

    bazı ıslâm müctehidlerine göre ehl-i küfür, müslüman mahkemesine başvurursa, hâkimin mutlaka allah'ın hükmü ile amel etmesi gerekir. onlar bu konudaki muhayyerliğin neshedildiğini söylerler, hanefiler ve ımam şâfiî'den bir görüşe göre bu esas geçerlidir. ancak ebû hanife şöyle demiştir: "ıslâm mahkemesine inkârcı karı-koca birlikte gelirlerse aralarında adaletle hükmetmek gerekir. yalnız kadın gelir, kocası razı olmazsa hakim hüküm veremez". ebû yusuf ve ımam muhammed'e göre ise hüküm verebilir (ahmed davudoğlu, sahihi müslim terceme ve şerhi, ıstanbul 1978, viii, 376).

    recm cezası uygulanması için gerekli şartlar:

    1. zina eden kadın veya erkeğin ergin olması.

    2. akıllı olması. akıl hastasına had uygulanmaz. akıllı ve ergin bir kimse akıl hastası ile zina etse, yalnız kendisine had uygulanır.

    3. evli olan gayri müslime recm yerine değnek cezası uygulanır. şâfiî ve hanbelîlere göre pasaportla ıslâm devletine gelen gayrî müslim yabancılara ne zina ve ne de içki içme cezası uygulanmaz.

    4. zinanın zor kullanarak olmaması gerekir.

    5. zinanın diri bir insanla olması gerekir.

    6. zina edilen kadının da ergin veya kendisine cinsel istek duyulan bir yaşta olması gerekir.

    7. zinanın bir şüpheye dayalı olmaması gerekir. fasit nikahtan sonraki cinsel temasa had gerekmediği konusunda görüş birliği vardır. velisiz veya şahitsiz evlenme gibi.

    zinanın bir para karşılığında olması halinde ebû hanife'ye göre her ikisine de had cezası uygulanmaz. çünkü bu durum bir mehir karşılığında nikâh akdine benzemektedir. burada şüpheden dolayı had düşer. ancak fiil haram olduğu için ta'zir uygulanır. ebû yusuf ve ımam muhammed'e göre bu durumda da had cezası verilir (ömer nasuhi bilmen, ıstilâhât-ı fıkhıyye kâmusu, ıstanbul 1968, iii,197 vd.).

    8. cinsel temasın önden olması. arkadan ilişki yani livata için ebû hanîfe'ye göre yalnız ta'zir cezası uygulanır. ebû yusuf, ımam muhammed ve hanefiler dışındaki üç mezhebe göre ise livata haddi gerektirir. yabancı bir kadına ön veya arka dışında karın, uyluk gibi başka bir yere temas ise yalnız ta'zîri gerektirir. çünkü bu, şer'an kendisine bir şey takdir edilmeyen münker bir fiildir.

    9. had cezalarının uygulanabilmesi için ıslâm devletinin varlığı şarttır. çünkü dârul-harp veya dârul-bağy (âsiler ülkesi) de had cezalarını uygulamaya ıslâm devletinin velâyet yetkisi olmaz ve bu hükümleri uygulamaya gücü yetmez.

    10. zina eden erkek veya kadının halen veya daha önce sahih nikâhla evlenmiş olması ve bu nikâh devam ederken eşiyle bir defa da olsa cinsel temasta bulunması şarttır. böyle bir erkeğe "muhsan", kadına ise "muhsana" denir. recm cezası için bu son niteliğin bulunması da gerekir.

    recm için muhsan sayılmada erkek veya kadında şu yedi niteliğin bulunması gerekir: akıllı olmak, ergin bulunmak, hür ve müslüman olmak, sahih nikâhla evlenmiş bulunmak ve bu nikâhtan sonra eşiyle guslü gerektirecek şekilde cinsel temasta bulunmak. bu şartlardan herhangi birisi bulunmazsa ceza yüz değneğe dönüşür. zina edenlerden birisi muhsan olur, diğeri bekâr bulunursa; bekâra yüz değnek, muhsan olana ise recm cezası uygulanır.

    ebû hanife ve mâlik'e göre, bir erkek veya kadının muhsan sayılması için müslüman olması şarttır. bu yüzden evli olan gayri müslimlerin zinasına recm cezası uygulanmaz, çünkü recm, günahtan temizlenme yoludur. zimmî ise günahtan temizlenmeye ehil değildir. onun temizlenmesi ancak ahirette azapla gerçekleşir. hz. peygamber; allah'a şirk koşan kimse muhsan değildir" (zeylaî, nasbü'r-râye, iii, 327) buyurmuştur. bu görüşte olanlar için iki yahudinin hz. peygamber tarafından recmedilmesi olayı, tevrat hükmüne göre olmuştur. daha sonra bu neshedilmiştir (zeylaî, a.g.e, iii, 326; eş-şevkânî, neylül-evtâr, vii, 92).

    şâfiî, ıbn hanbel ve ebû yusuf'a göre, recmin uygulanması için zina edenin müslüman olması şart değildir. bir zimmî zina suçuyla ıslâm mahkemesine gelse had uygulanır. müslüman bir erkek zimmî bir kadınla evlenip cinsel temasta bulunsa, her ikisi de "muhsan" olur. delil, hz. peygamber'in iki yahudiye recmi uygulamasıdır. "dulun dul ile zinasında taşlama vardır" (müslim, hudûd,12-14; ebû dâvud, hudûd 23; tirmizî, hudûd, 8) hadisinin genel anlamı da başka bir delildir. diğer yandan zina bütün semavi dinlerde haram kılınmıştır (bk. eş-şîrâzî, el-mühezzeb, ii, 267; ıbn kudâme, el-muğnî, kahire 1970, viii, 163; ez-zühaylî, el-fıkhul-ıslâmî ve edilletüh, dımaşk 1405/1985, vi, 43).

    zina suçunun sâbit olması:

    zina, ya ikrarla ya da dört şahitle sabit olur.

    1. ıkrarla tesbit:

    zina ikrarında bulunanın akıllı, ergin olması ve zorlama altında bulunmaması gerekir. ayrıca ikrarın dört defa yapılması gereklidir. çünkü mâiz b. mâlik'e allah elçisi dört defa ikrar esasını uygulamıştır. hanefi ve hanbelîlerin görüşü budur. şâfiî ve mâlikilere göre ise tek ikrar yeterlidir. bunlar da işçinin kendi patronunun eşiyle zina etmesi olayına dayanırlar. çünkü orada dört ikrardan söz edilmemiştir (buhârî, âhad,i, şurüt, 9; müslim, hudûd, 25; el-bâcî, el-müntekâ, vii,135; ıbn kudâme, el-muğni, viii, 191 vd.).

    diğer yandan dört ikrarın ayrı meclislerde yapılması gerekir.

    2. zinayı dört şahitle ispat: zinanın müslüman, erkek, adaletli ve hür dört erkek şahitle ispat edilmesi gerekir (en-nisâ', 4/15; en-nûr, 24/4,13). şahit sayısı dörtten az olur veya dördüncü şahit "sadece bunları bir yorgan altında gördüm" gibi kesin zinaya delâlet eden beyanda bulunmasa, ilk üç şahide "zina iftirası (kazf)" cezası uygulanır. zina isnat edilenden had düşer. çünkü hz. ömer, muğîre (r.a)'in zinasına şahitlik eden üç kişiye zina iftirası cezası uygulamıştır (bk. ez-zühayli, a.g.e., vi, 48; "kazf" maddesi).

    recm cezasının ınfazı:

    zina ikrarla sabit olmuşsa recm uygulamasına devlet başkanı veya infaz görevlisinin başlaması gerekir. şahitle sabit olması halinde ise infaza şahitlerin tamamının hazır bulunması ve ilk taşı onların atması şekliyle başlanır. böylece herhangi bir şüphe, vazgeçme yanlışlık vb. tüm ihtimallerin ortadan kalkması ve adli hataya düşülmemesi için gerekli önlemler alınmıştır. hz. ali'den şöyle dediği nakledilmiştir: "önce şahitler taş atmaya başlar, sonra devlet başkanı, sonra diğer insanlar" (zeylai, a.g.e., iii, 319 vd.; es-şevkânî, a.g.e., vii,108). bekârların zinasında ise değnek cezasına şahitlerin başlaması gerekmez. çünkü onlar bunun usul ve şeklini bilmeye bilirler ve bu durum zulme yol açabilir.

    recm cezası, ibretli olması için bir meydanda erkek ayakta, kadın ise tercih edilen görüşe göre göğsüne kadar bir çukura sokularak kendisine ölünceye kadar küçük taşlar atılmak suretiyle infaz edilir. hz. peygamber'in gâmidiyeli kadın için, göğsüne kadar bir çukur açtırdığı nakledilir (zeylaî, a.g.e., iii, 325; eş-şevkânî, a.g.e., vii, 109).

    recmle öldürülen kimse yıkanır. kefenlenir, cenaze namazı kılınır ve defnedilir. çünkü hz. peygamber, recmedilen mâiz için kendi ölülerinize yaptığınız şeyleri ona da yapınız" (zeylai, a.g.e, iii, 320) buyurmuştur.

    7) insanın tüylerini diken diken eden olay.vahşet

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük