Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. istanbul hatiralar ve sehir - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    istanbul hatiralar ve sehir

    1) bir orhan pamuk kitabi.ıstanbul; adına destanlar, kitaplar, şiirler yazdıran, şarkılar besteleten, dillere destan güzelliği ve taşında toprağındaki altın ile milyonları kendisine çeken, büyüleyici güzelliğiyle de bir daha dönmelerine izin vermeyen, tarihe damgasını vurmuş iki imparatorluğa başkentlik yapmış, belki de dünyadaki hiçbir ülkenin, kentin şahit bile olamayacağı kadar uzun ve görkemli bir ömür süren koca şehir, bu kez de ülkemizin en ünlü yazarlarından orhan pamuk‘ un kaleminden, anıları eşliğinde anlatılıyor ama yazardan beklendiği gibi çok daha farklı bir tarzda.

    romanın yayınlanma arifesinde, hakkında çıkan makaleleri ve röportajları okuduğumda yazarın hayatının daha ön planda olduğu kanaatine varmıştım özellikle de sürekli bahsedilen pamuk’ un babasının annesini aldatışı hikayesi etraftan da gözlemlediğim kadarıyla en çok konuşulan ve merak edilen konuydu. bu yüzden, kitabı okuduktan sonra yazılıp çizilenlerin abartıldığı kanısına vardım. hikaye, pamuk’ un çocukluk dönemi, aile içindeki neşeli ve zor günleri, geniş aile yemekleri, bayram sabahları…ve git gide evden kopan babanın yokluğunun çocuklara hissettirilmeme çabası ile başlıyor. ama babasının yavaş yavaş evi terk etmeye başlaması ve annesini aldatması, olması gerektiği gibi, çok ayrıntılı ve uzun uzun anlatılmamış.

    kitabın bir diğer ilgi çeken konusu ise orhan pamuk’ un “50 yıl” dır aynı evde yaşıyor olması. yazara göre de hikayeyi ve yaşamını özel yapan şey de bu: ıstanbul gibi sürekli sirkülasyon içinde olan bir metropol de, tüm göçlere, yıkımlara ve yenilenmelere rağmen hep aynı evde yaşamış olmak.

    kitap, yazarın ıstanbul’ u çocuksu gözlemleriyle yorumlayışı ile başlayıp, ilk gençlik yılları, resme olan merakı, boğaz’ ı resmedişi, ilk aşkı derken günümüz ıstanbul’ una, orhan pamuk’ un “yazar olacağım ben! ” dediği ana kadar geliyor.bu zevkli seyahat süresince, kendisi gibi ıstanbul’ u inceleyen, yaşayan bir çok yerli yabancı ressamı, mimarı, yazarı.. da konuk ediyor romanın içine. bu bakımdan kitap da bir ansiklopedi inceliği söz konusu. adı geçen sanatçıların kimisinin kent ile ilgili sözlerine yer verilmiş, kimisinin kısa ıstanbul geçmişi, düşünceleri ve bunarlın eserlerine yansıyışı anlatılmış, yerli ve yabancı sanatçıların ıstanbul’ a bakış açısı arasındaki farklar göz önüne serilmiş. kitabın sonunda yer alan dizine bile bakıldığında ne kadar çok ve farklı ismin, mekanın, konunun ve kişilerin geçtiğini görüyorsunuz. hemen hemen her sayfada yer alan, çoğu ara güler’ e ait fotoğraflarla da anlatılan her konunun içeriği resimlerle aktarılmaya çalışılmış. kısacası, kitabı bitirdiğinizde sadece o. pamuk hakkında değil, diğer bir çok yazar, ressam.. hakkında da bilgi sahibi olmuş oluyorsunuz. tüm bunları da yazarın diğer eserlerine oranla çok daha sadeleşmiş ve anlaşılır ama edebi açıdan da bir o kadar yoğun dilinden okuyorsunuz.

    kitabın ve tabii ki yazarın en farklı özelliği ıstanbul’un “hüzün” ile özdeşleştirilmesi. tüm usta şair ve yazarlar değil midir ki ıstanbul’u her zaman mahmut paşa’ nın cıvıl cıvıl kuşlarıyla, boğaz’ ın eşsiz güzelliğiyle, taksim’ in rengarenk insan manzaralarıyla, s.ahmet’ in mimari harikası tarihi eserleriyle betimleyen? o “aziz ıstanbul” dur ki ne kadar güzellik varsa o’ na yakıştırılır, peki ya hüzün..? yazar çocukluğunun onda uyandırdığı bu yoğun hüzün duygusunu şöyle açıklıyor; ..“ikide bir çıkan iktisadi bunalımdan sonra dükkanında soğuktan tir tir titreyerek bütün gün bir müşteri bekleyen yaşlı kitapçılardan, eski yalıların boş kayıkhanelerinden, işsizlikle dolu çayhanelerden, güneş battıktan sonra tek bir kadın göremeyeceğin sokaklardan…söz ediyorum.(..bu duyguyu ve onu şehre yayan manzaraları, köşeleri,insanları iyi hissettiğimizde (..) hüzün duygusu manzarada ve insanlarda görülebilecek bir açıklığa kavuşur.” yazar şehirdeki hüznü, yoksulluk, yenilgi ve kayıp duygusuyla bağdaştırır.ona göre kendinden önceki yazarların şehrin güzelliğinden büyülenme nedenleri, yaşadıkları hayatın eksikliklerinde gizlenmektedir.

    orhan pamuk’ un ıstanbul adlı kitabının yayımlanmak üzere olduğunu ilk okuduğumda, kentin,muhtemelen, pek yazılıp çizilmeyen o arka sokaklardaki melankolik havasının, kitaba hakim olacağını tahmin etmiştim kendimce.bunu ya yazarın farklı tarzına ve yorumuna ya da bana her zaman melankolik hatta soğuk gelen duruşuna ki kendisini hiç görmediğim halde bunu ön yargı olarak da kabul edebilirsiniz, bağladım. öyle ya da böle beklediğim gibi bir kitap çıktı.

    ıçinde yaşadığımız kentin her köşesinde birbirinden farklı ve maskeli yaşamlar olduğunu, tıpkı dünyanın her yerinde olduğu gibi, ve evet hüznün de bu yüzlerden biri olduğunu biliyoruz ama ben gene de ıstanbul’ a en çok yakışan duygunun hüzün olduğu konusuna katılmıyorum. hüzün tüm dünyanın zaman zaman mahkum olduğu makus bir talih belki, belki de kimisi için içinde yaşadığımız oyunun en çok izlenmeye değer sahnesi ama bana göre herkesin eninde sonunda, az yada çok, kısa süreli veya uzun karşılaşmak zorunda kaldığı, bu maskeli balonun yüzlerinden sadece biri.

    romanın, boğaz’ ın keşfi bölümünde şu satırlar yer alıyor: “hayat o kadar berbat olamaz” diye düşünürüm bazen. ne de olsa, sonunda insan boğaz’ da bir yürüyüşe çıkılabilir.”

    benim içimde uyanan ses ise der ki bana; ıstanbul bir o kadar hüzünlü dolu olamaz asla, boğaz da dalgalar neşeli hışırtılarla vururken kıyıya.

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük