Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. basbaglar katliami - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    basbaglar katliami

    1) basbaglar koyunde 5 temmuz 1993 tarihinde 30 koylunun taranarak oldurulmesi olayi. olayin sorumlusu olarak komsu koy dersim haklindan olay sonrasi yapilan operasyonlarda gozaltina alinarak agir iskencelerden gecirilen 15 vatandasimiz kesin kanitlar bulunmadigi gerekcesiyle beraat etti. tutuklanan vatandaslarimiz idam istemi ile yargilanmislardi.
    sucsuz insanlarin suclanmasi ise bir o kadar dusundurucudur.

    2) 7 temmuz 1993 diye bildigim katliami pkk yapmis olup, 28 kisiyi katletmistir.
    http://www.milliyet.com.tr/1999/06/30/t/yasam/yas03.html

    3) sivas olaylarından sadece 3 gün sonra pkk tarafından erzincanın kemaliye ilçesi başbağlar köyünde 33 masum insan işkence görerek ölmüştür.
    zaman gazetesi yazarı mustafa ünal bir yazısında sivas olaylarını ve başbağlar katliamını irdelemektedir işte o yazı.

    iki yangın: sivas ve başbağlar

    10 yıl önce türkiye’de yönetmeni meçhul kâbus gibi iki perdelik oyun sahneye kondu: sivas ve başbağlar... 2 temmuz, sivas’ın yıldönümüydü, dün başbağlar’ın...



    ‘hesabı sorulacağından, unutulmayacağına...’ kadar bir dizi slogan üretilen sivas, kamuoyunda geniş yankı buldu. yine yıldönümünde sivas sol dernek temsilcileri ve sanatçılarla doldu taştı.

    başta büyük şehirler olmak üzere çeşitli şehirlerde yıldönümleri büyük gürültülerle kutlandı. uzun ve ilginç mahkeme sürecinin sonunda olaya karışanlar idam cezası aldı. oyunun ilk perdesi bazı karanlık noktalarla birlikte kamuoyuna mal oldu. ilk perde fırsat ele geçtikçe vizyona sürüldü.

    ikinci perde, başbağlar için aynı şeyleri söylemek mümkün mü? elbette değil. köyün yakılıp yıkıldığı, insanların kurşuna dizildiği, bir kısmının diri diri yakıldığı başbağlar’ın garipliğine üç yıl önce bizzat tanık olmuştum.

    10. yıldönümünde anıları tekrar tazelemek istiyorum. burası coğrafya olarak terk etmeye, unutmaya elverişli bir noktada. başbağlar’a saatler süren karadan uzun ince yollardan dağları aşarak güçlükle ulaşabiliyorsunuz. kaf dağı’nın arkasında bir yer sanki... o kadar uzak...

    köyün ortasında yakılmış minibüs hurdası katliamın canlı tanığı olarak duruyor. ahmet yılmaz baltacı, buğulu gözlerle bu tabloyu seyrederken, “alamancı süt abim hüseyin güner’in bu minibüsüne eşim ve çocuğumu bindirip gönderirken ne tatlı köy hayalleri kurmuştuk. köye geldikten iki saat sonra canlarımı diri diri yakmışlar...’’ diyor.

    minibüs taa almanya’dan yola çıkmış. sahibi eşyalarını bile indirmeye fırsat bulamamış.

    başbağlar’da kiminle konuşursanız o çığlığı duyuyorsunuz. aileden üç kişiyi yitiren muhtar mahmut taşdelen diyor ki: “biz iki şey istiyoruz: adalet yerini bulsun. olaya karışanlar yakalanıp, cezalandırılsın... bize de sivas kadar sahip çıkılsın. hepsi bu kadar.’’

    baltacı’nın söyledikleri de farklı değil: “biz devlete şehitlerimizi geri getirin demiyoruz. başbağlar’ın hâlâ faili meçhul. uğur mumcu’nun değişik katilleri yakalanırken bu katliamın üzerindeki ölüm sessizliği çok ağırıma gidiyor.’’

    her önümüze çıkan ilgisizlikten yakınıyor: “başbağlar’ın bu yalnızlığı neden? bülent ecevit dışında buraya gelen siyasî lider yok. hemşehrimiz yıldırım akbulut’un bir kez olsun yüzünü görmedik.’’

    burayla ilgili insanlar da var. sözgelimi eski dyp erzincan milletvekili sabahattin karakelle, il milli eğitim müdürlüğü dönemi de dahil olmak üzere her yıldönümünde başbağlar’a geliyordu. bu ziyaretlerini ‘benim bir borcum.’ diye niteliyordu. dün aradım, ‘ilk kez bu yıl gidemedim, parti programı nedeniyle uzaktaydım, yetişemedim, çok üzgünüm, şairin dediği gibi ‘viran olası hanede evlad–ı ıyal var’ ayak bağları var . şimdi yola çıkıyorum yarın inşallah, orada olacağım. neylersin ki bir gün geciktim...’ dedi.

    başbağlar herhalde bu yıl en garip yıldönümünü yaşıyor.

    başbağlar’ı bir parça hemşehrileri hareketlendiriyor. başta istanbul olmak üzere değişik şehirlerde bulunan hemşehriler köye akın ediyor. acılar yeniden tazeleniyor. burada herkes birbirinden güç alıyor. hiç kimsenin bir diğerini teselli edecek hali yok. herkes bir yakınını yitirmiş. herkesin acısı kendisine yetip artıyor.

    başbağlar’da dolaşırken insanların yüzüne yansıyan katliamın acısını kolaylıkla görebiliyorsunuz. hele çocukların... ve de babasını veya annesini yitirmiş çocukların. boynunun büküklüğünden yetimliğini hemen anlayabiliyorsunuz...

    oyunun ikinci perdesi mağdurların penceresinden bakınca o kadar garip ki... oysa en az ilki kadar yankılanmalı. sadece sivas değil, başbağlar da bir kâbus... katilleri bulunamayan kaf dağı’nın arkasına, unutulmuşluğa itilen bir kâbus...

    sivas katliamını yapanlara bin lanet... ama bir o kadar da başbağlar katliamını yapanlar lanetlenmeli değil mi? ama ne yazık ki varsa yoksa sivas, başbağlar yangını sanki hiç yaşanmamış.



  2. Gündelik Sözlük

Sözlük