Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. pruva hatti kalyonu - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    pruva hatti kalyonu

    1) 16.yüzyılın 2.yarısından 19.yüzyılın 2.yarısına dek denizlere hükmetmiş olan savaş gemisi tipidir. adından da anlaşılacağı gibi tam armalı gemi türünün zirvesini teşkil eden kalyon tipinin savaş için uyarlanan türüdür. bu gemiler sayesinde avrupa devletleri denizleri hakimiyetlerine almışlar ve bugün yaşadığımız dünyanın temellerini teşkil eden ticari ve siyasi eylemleri gerçekleştirmişlerdir.

    pruva hattı kalyonunun varoluşunu sağlayan buluş barut ve toptur. 15.yüzyılda kara savaşlarında yaygınlaşan topların, 16.yüzyılın başında metalürji ilerlemeleri sayesinde boyları küçülüp maliyetleri ucuzlayınca gemilere de monte edilebilmeleri gündeme geldi. ancak topların nasıl gemilere yerleştirileceği ilk başta sorun oldu. brestli descharges adında bir breton gemi ustası 1483 yılında top lumbarını icad ederek sorunu çözdü. artık topların büyük gemilerin baş silahı olmasının yolu açılmıştı. ılk büyük yelkenli savaş gemileri aslında ticaret için kullanılan karakaların silahlandırılmasıyla ortaya çıkmıştı. ancak ıngilizlerin ünlü mary rose'unun başına gelenlerin gösterdiği gibi, aşırı yüksek bordalı ve geniş karınlı karakalar topların ağırlığıyla dengelerini kaybediyorlar, tadilat görüp kasaraları kısaltılsa da manevradan aciz ve hareketsiz kalıyorlardı.topun verimli kullanımı için yeni bir tasarımın gerektiği açıktı. ıspanyolların 16.yüzyıl ortasında icad ettiği kalyon toplarla silahlandırılmak üzere tasarlanan ilk gemi tipidir ve 17.yüzyıl ortasında ortaya çıkacak olan gerçek savaş gemilerinin atasıdır. ıngilizler tarafından geliştirilen kalyon tasarımı 1576’da denize indirilen revenge ile yeni bir dönemece girdi. revenge sadece savaş amacıyla yapılmış ilk yelkenli gemidir. elizabetan deniz kurtları’nın en ünlülerinden olan sir john hawkins’in yedi denizlerde edindiği tecrübelerin ışığında, kraliyet baş gemi ustası matthew baker tarafından tasarlanıp inşa edilmişti. revenge’in su altı kesimi şişkin bir fıçı biçimi yerine tıpkı uskumru balığının gövdesine benzer hidrodinamik bir biçimde yapılmıştı; kasaraları mümkün olacak en alçak seviyede tutulmuştu ki bunun anlamı görülmemiş bir hız demekti. ıki güvertede toplam 46 topu vardı ve bu toplar dört tekerlekli arabalara yerleştirilmiş orta ve uzun menzilli silahlardı. ıspanyol kalyonlarının aksine revenge en çok üç değişik kalibrede top taşıyor, bu da ordonat sorununu büyük oranda hafifletiyordu. 1588 yılına dek revenge’e benzer 18 “sürat kalyonu-race built galleon” daha ıngiliz donanmasına katıldı. armada savaşında ıngiltere ile katolik dünyanın gazabı arasındaki tek engel bu 18 geminin çekirdeğini teşkil ettiği mütevazı donanmaydı ve gerek tasarımcılarının gerek komutanlarının yüzlerini kara çıkarmadılar. yelkenli savaş gemisi artık olgunluğa ulaşmıştı.

    armada savaşından ıngiltere de ıspanya da değişik dersler çıkarttı. ıspanyollar topun yıkıcı gücünü tam anlayamadıkları için bunu sadece bordalama taktiğine yardımcı bir unsur saydılar,ve neticede yenildiler; ıngilizler ise nispeten küçük çaplı toplarının düşman gemilerini yaraladığını ama tahrip edemediğini gördüler. bu kabul edilebilir bir sonuç değildi. nitekim kraliçe elizabeth’in yerine geçen ilk stuart kralı i.james zamanında daha büyük ve daha ağır silahlı gemiler yapılmaya başlandı. ıngiltere’de “great ships”, kıtada ise kraliyet kalyonu ismiyle anılan bu gemilerin ilki 1610 yılında yapılan 80 toplu prince idi. kraliyet kalyonları, aynı zamanda mutlak monarşilerin ortaya çıkmaya başladığı bu yıllarda, devrin en yüksek teknolojosinin temsilcileri ve güç projeksiyonun nihai araçları olarak yepyeni bir siyasi anlam kazandılar. hiçbirşey devletlerin gücünü ve refahını,baştan kıça kadar altın yaldızlı ahşap oymalara boğulan bu gemiler kadar temsil edemiyordu. bu süslemeler barok üslubun etkisiyle yapılan mitolojik heykeller ve daha da önemlisi, emirlerinde oldukları kralların görkemini anlatan saf propaganda amaçlı kompozisyonlardı. 1626 yılında richelieu tarafından yaptırılan le grand saint louis ile gustav adolf’un vasa’sı bu prestij gemilerinin en ünlü iki örneğidir. bir diğer önemli nokta da sürekli artan silah sayısı ve büyüyen boydur. bu eğilim 1637 yılında ıngiltere kralı i.charles’ın sovereign of the seas isimli gemisi ile doruğuna vardı. sovereign ilk üç güverteli savaş gemisiydi ve tam 100 adet top taşımaktaydı.

    kraliyet kalyonları muhteşem gemilerdi ancak hiçbir devletin bütçesi bu tür gemilerin birkaç taneden fazlasını kaldıracak seviyede değildi. devrin filolarında ana kütleyi oluşturan gemiler savaş zamanında 40 kadar topla silahlandırılan büyük boylu ticaret kalyonlarıydı. böyle gemilerden oluşan filoların ilk ciddi karşılaşmaları cromwell ıngilteresi ile hollanda cumhuriyetinin ticaret yolları için karşı karşıya geldiği 1652-54 i.anglo-felemenk savaşıdır. bu savaş pruva hattı denilen taktiğin de doğduğu savaştır. pruva hattı düzeni gemi yapımında değişimleri de beraber getirdi. ınce derili ticaret gemileri pruva hattı ateşinin yoğunluğuna dayanamıyorlardı. artık savaş gemilerinin tümünün sadece savaş amaçlı yapılması gereken gemiler olduğu anlaşılmıştı;üstelik değişen savaş koşulları savaş gemilerinin etkin olmak için yarısı büyük kalibreli olmak üzere en az 50 top taşıyan dengeli araçlar olmaları gerektiğini göstermişti. ıngiliz sürat kalyonları ve onların ardılları olan kraliyet kalyonları dengeli top platformları olmak için fazla dar ve yüksek kalıyorlardı. bunlar 1650’li yıllardan itibaren ya söküldüler ya da büyük tadilatlara girdiler.yeni nesil savaş gemileri olan pruva hattı kalyonlarının ilk örnekleri ise ıngiliz restorasyonu sonrasında ortaya çıktı. kral ii.charles’ın donanması için inşa edilen speaker sınıfı kalyonlar 750 ton ağırlığındaydı ve 58 adet top taşımaktaydı. kısa süre içinde felemenk donanması da benzer gemilerin yapımına başladı. bu gemilerden oluşan daimi filoların ortaya çıkışı aynı zamanda merkezi ulusal hükümetler çağının da geldiğini göstermekteydi zira böyle filoların bakım,donanım ve personel giderleri için gereken muazzam paraların merkezi bir vergi sistemi olmadan toplanabilmesi mümkün değildi.

    1670’li yıllarda, xiv.louis’nin mutlak monarşi fransa’sı tüm görkemiyle dünya siyasetine girdi. louis’nin efsanevi maliye bakanı jean baptiste colbert fransa’nın denizlerde güçlü bir donanması olmadığı sürece dünya politikasında yeterince söz sahibi olamayacağını biliyordu. ancak bir sorun vardı: fransa tarihinde daimi donanma bulundurma geleneğine sahip değildi, dolayısıyla yetişmiş bir denizci kaynağı yoktu. ancak colbert bu sorunu büyük bir dehayla çözdü. brest,toulon ve bordeaux gibi büyük limanlarda tersaneler ve donanma kışlaları inşa edildi. özellikle brötanya ve normandiya gibi denizci illere bazı vergi muafiyetleri karşılığı her yıl belli bir miktar gemiciyi donanmaya sağlamak görevi verildi. bu gemiciler kışlalarda yaşıyor ve üç yıl hizmetten sonra yetişmiş bir muharip denizci ihtiyatı olarak evlerine yollanıyorlardı. gemilerde ise, ilkbaşlarda felemenkli ustalar tarafından yapılan hollanda tipleri kullanılsa da yerli tasarımlar süratle gelişti. daha da önemlisi fransızlar gemi yapımını bilim devrimine uydurarak yeni bir çığır açtılar. o zamana kadar savaş gemisi yapımı büyük ölçüde usta-çırak ilişkisiyle yetişen yapımcılara dayanmış; yeni gemiler savaş tecrübelerine göre yapılan deneme-yanılma türünden değişiklerle gelişmişti. fransızlar bu durumu değiştirdi. artık bir tasarım hayata geçmeden önce detaylı bir modeli yapılıyor; amiraller ve gemi ustalarından oluşan kurullarda inceleniyor ve tasarımında mutabakata varılınca kızağa konuyordu. bu sayede fransız gemileri ıngiliz ve felemenkli karşıtlarından çok daha dengeli, çok daha fazla levazım taşıyabilir ve yaşam koşulları daha yüksek hale geldiler. fransız gemilerinin bu tasarım üstünlüğnü yelken çağının sonuna kadar korumaları ve kendilerini genellikle bozguna uğratan ıngilizler tarafından sıklıkla kopyalanmaları gerçekten ironiktir.
    ancak colbert’in gemicilik alanındaki en önemli yeniliği sınıflandırma sistemidir. getirdiği sistematizasyon ve standartlaşma yelken donanmalarının etkinliğini doruğuna yükseltti. sınıflandırma sistemi savaş gemilerinin, taşıdıkları top adedine göre yukarıdan aşağı sıralanmasına dayanıyordu. buna göre:

    1.sınıf : 80-100 top taşıyan,1500-2000 tonluk
    2.sınıf : 70-80 top taşıyan,1000-1500 tonluk
    3.sınıf : 60-70 top taşıyan,800-1000 tonluk
    4.sınıf : 40-60 top taşıyan,500-750 tonluk
    5.sınıf : 40’dan az toplu, değişik tonajlarda

    gemiler şeklinde düzenlenmişti. 1.sınıf, 100-120 arasında top taşıyan olağanüstü 1.sınıf adında bir alt bölümü de ihtiva ediyordu ki bunlar 2500 ton ağırlığında devasa amiral gemileriydi. pruva hattına ise ilk dört sınıf gemiler giriyordu; daha altı fazla güçsüzdü.
    yeni fransız filosu etkinliğini ıngiltere’nin müttefiki olarak katıldığı 1672-74 3.anglo-felemenk savaşında ve 1688 darbesiyle 1692 arasında süren ıngiliz taht savaşında kanıtladı. sınıflandırma sistemi hemen diğer uluslar tarafından da benimsendi. çağdaş anlamda donanma örgütü artık doğmuştu.

    18.yüzyıl, fransa ile ıngiltere arasındaki dünya hakimiyeti rekabetinin sürekli artan bir tempoda tırmandığı ve nihayet napolyon ile doruğuna ulaştığı bir zaman dilimidir. bu müthiş kavgada baş rolü oynayan silah ise yelkenli savaş gemisidir. pruva hattı kalyonu bu yüzyıl boyunca sürekli bir evrimsel ilerleme yaşadı.gemilerin su altı kesimleri giderek daha denizci bir şekle girdi. topların sayıları ve kalibreleri yükseldi,borda atışı ağırlığı katlanarak arttı. artan tonajın hızı kesmesi,gemi boyunun arttırılması ve donanımın iyileştirilmesiyle dengelenmeye çalışıldı. 1750 yılına gelindiğinde yelken çağının klasik tipi olan 74 toplu gemi doğmuştu. 74 toplu kalyon ile daha ekonomik türevi olan 64 toplu kalyon savaş filolarının belkemiğini teşkil etti. yedi yıl savaşının bitiminde hizmette olan tipik bir 74’lüğün özellikleri şunlardı:

    ağırlık: 1643 ton
    uzunluk: 168 ayak
    genişlik: 46 ayak
    silahlar: 28 adet 32 librelik,28 adet 18 librelik,14 adet 9 librelik

    gelişen ve standartlaşan pruva hattı tasarımları sınıflandırma sisteminin yeniden gözden geçirilmesini gerektirdi. 1770 yılında ıngiltere 1.bahriye lordu olan amiral george anson tarafından belirlenen sınıf sistemi şu şekildeydi:

    1.sınıf : 100 top ve yukarısı
    2.sınıf: 80 toplu ve 98 toplu tipler
    3.sınıf : 64 toplu ve 74 toplu tipler

    3.sınıf altındaki gemiler pruva hattından elenmişlerdi. zaten yeni ortaya çıkan fırkateyn bunların görevlerinin çoğunu üstlenecekti.

    1784 yılında, bahriyenin vauban’ı diye adlandırılan gemi yapımcısı jacques noel sané’nin fransa krallığı baş gemi ustası olmasıyla pruva hattı kalyonu evrminin son dönemecine girdi. sané tüm tipleri standartlaştırarak 4 adede indirdi. bunlar:

    120 toplu ile 110 toplu üç güverteli
    80 toplu ile 74 toplu iki güverteli tiplerdi.
    fransız devrimi ve napolyon savaşlarında fransız donanmasını bu 4 tip oluşturdu. ıngilizler isteksizce de olsa fransız gemilerini kopyaladılar. savaş sonunda 64 toplu tip de pruva hattından elenmişti.

    pruva hattı kalyonu 1813 yılında ıngiliz donanması başmüfettişi olan sir robert seppings’in reformları ile evriminin doruğuna ulaştı. seppings yüzyıllardan beri savaş gemilerinin baş sorunu olan sarkmaya nihai çözümü geliştirdi. yelkenli savaş gemileri boyları uzadıkça baş ve kıç kasaralarının oluşturduğu ağırlık yüzünden önden ve arkadan aşağı doğru ‘sarkarlardı’. bu gemi boyunun bir noktadan sonra kısıtlanmasını zorunlu kılmıştı. seppings geminin gövdesinin iç alt kısımlarına boylu boyunca dikey dirsekler yerleştirerek gövdeyi kaskatı bir hale soktu. böylece ahşap savaş gemisi fizik kanunlarının elverdiği son kerteye dek uzatıldı ve top sayısı arttırıldı. çift güverteli pruva hattı gemisi şimdi 90 top taşıyan tek bir tipe dönüşmüştü. üç güverteliler ise 120 topta sabit kaldılar. diğer tüm tiplerin yapımı bırakıldı. napolyon savaşlarındaki tecrübeler savaş gemilerinin en zayıf noktalarının burunları ve kıçları olduğunu göstermişti. seppings eliptik kıç ve güçlendirilmiş burun ile bu zayıflıkları da giderdi. artık yelkenli savaş gemisi nihai şeklini bulmuştu. ne var ki insanlık artık yeni bir çağa girmişti: bu endüstri çağıydı. buhar gücü daha 1807’de denizde ilk kez başarıyla kullanılmıştı. 1822 yılında ise henri paixhans adında bir fransız generali düştüğü yerde patlayıp yangın çıkartan obüs topunu icad etti. makine ve obüs yelkenli ahşap geminin ölüm çanını çalmıştı. kırım savaşına dek iyice geliştirilen bu iki icad, sözkonusu savaşta ilk kez yaygın olarak kullanıldılar. 1853 yılında rus karadeniz filosu bir osmanlı fırkateyn filosunu sinop limanında yakaladı ve obüs toplarıyla üç saat içinde tamamen imha etti. ahşap gemi çağının geçtiği böylece görülmüş oldu. kırım savaşı sonunda gövdeleri demir zırhla kaplı ilk ganbotlar yapıldı. savaşın bitiminde artık yelkenli ahşap savaş gemisinin filolarda yeri kalmamıştı.

    (bkz. ‘pruva hattı’)
    (bkz. ‘yelkenli gemi’)
    (bkz. ‘hms victory’)

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük