Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. bedri rahmi eyupoglu - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    bedri rahmi eyupoglu

    1) sıtem

    önde zeytin agaclari arkasinda yar
    sene 1946
    mevsim
    sonbahar
    önde zeytin agaclari neyleyim neyleyim
    dallari neyleyim.
    yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim.

    yar yar! .. seni kara sapli bir bicak gibi sineme sapladilar

    degirmen misali döner basim
    sevda degil bu bir hisim
    gel gör beni darmadagin
    tel tel cözülüp kalmisim.
    yar yar
    canimin cekirdeginde diken
    gözümün bebeginde sitem var.

    bedri rahmi eyuboğlu / karadut

    2) türk, ressam ve şair. geleneksel süsleme ve halk el sanatlarından seçtiği motifleri yapıtlarında başarılı bir bireşim içinde kullanılmıştır.
    görele'de doğdu. 21 eyül 1975'te ıstanbul'da öldü. ailesinin beş çocuğundan ikincisidir. trabzon lisesi'nde okurken, 1927'de bu okula resim öğretmeni atanan zeki kocamemi'nin öğrencisi oldu. onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da ıstanbul güzel sanatlar akademisi'ne (şimdi mimar sinan üniversitesi) girdi. burada nazmi ziya ve ıbrahim çallı'nın öğrencisi oldu. 1930'da eğitimini bitirmeden, ağabeyisi sabahattin eyüboğlu'nun yanına paris'e gitti. orada andré lhote'un yanında resim çalıştı. daha sonra evleneceği rumen asıllı eşi eren eyüboğlu ile de burada tanıştı.

    yurda döndükten sonra 1934'te d grubu'nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı. ılk kişisel sergisini de aynı yıl bükreş'te açtı. 1934'te katıldığı akademi'nin diploma yarışmasında üçüncü oldu. bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı, tekel genel müdürlüğü'nde çalıştı. 1936'daki diploma yarışmasında hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu. aynı yıl moskova'da düzenlenen çağdaş türk sanat sergisi'ne katıldı. 1937'de cemal tollu'yla birlikte akademi'nin resim bölümü şefi léopold lévy'nin asistanı oldular. bedri rahmi birçok ressamın katıldığı chp'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de edirne'ye, 1941'de de çorum'a gitti. bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi anadolu'ya özgü görünümler egemendir.

    1940'lardan sonra duvar resimlerine yöneldi. ılk duvar resmini 1943'te ıstanbul'da, ortaköy'deki lido yüzme havuzu için yaptı. 1947'de ıstanbul'da özel bir atölye ve galeri açtı. 1950'de ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan bir sergisi düzenlendi. bedri rahmi aynı yıl bir kez daha paris'e gitti ve ınsan müzesi'nde (musée de i'homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi. bu incelemeleri "güzel"in aynı zamanda "yararlı"da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi.

    mozaik çalışmalarına 1950'de başladı. 1958'de uluslararası brüksel sergisi için 272 m²'lik bir mozaik pano gerçekleştirdi ve bu yapıtıyla serginin büyük ödülü olan altın madalyayı kazandı. bundan bir yıl sonra paris'teki nato yapısı için, şimdi brüksel'de bulunan, 50 m²'lik bir mozaik pano hazırladı. 1960 ve 1961'de iki kez abd'ye gitti. orada birçok geziye katıldı, konferanslar verdi ve resim çalışmaları yaptı.1969'da sao paulo bienali'nde (iki yıllık sergi) onur madalyası kazandı. ayrıca 1940'ta devlet resim ve heykel sergisi'nde resim dalında üçüncülük, 1943'te aynı serginin 4.sünde ikincilik ve 1972'de de 33. sergide birincilik ödülünü aldı. ölümünden sonra 1976'da ankara'da "yaşayan bedri rahmi" adıyla bir sergisi düzenlendi. aynı yıl ıstanbul'da da devlet güzel sanatlar akademisi'nde adına düzenlenen bir sergiyle anıldı. 1984'te ıstanbul'da "bedri rahmi-her dönemden" adlı bir toplu sergisi açıldı.

    bedri rahmi akademi'deki ilk yıllarından sonra temel bilgilerini paris'te andré lhote'un akademisinde edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, dufy ve matisse'i kendine daha yakın bulmuştur. paris'ten döndükten sonra anadolu ve trakya gezilerinde yaptığı resimlerle ıstanbul görünümlerinde dufy'nin renk ve çizgi anlayışının etkileri görülür. zamanla bu etkiden sıyrılan bedri rahmi halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır. halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramıştır. minyatürlerden de esinlenmiştir. anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. ancak, yalnızca motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme araştırmalarına da girmiştir. çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün vermiştir. yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür.

    ıki yıl kadar süren abd gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse de son yıllarında yeniden eski konularına dönmüştür. kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini vermiştir. çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a dönüştüğü izlenir.

    bedri rahmi 1927'de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, akademi'deki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştur.

    bedri rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. şiirlerine, 1933'ten sonra yeditepe, ses, güney, ınsan, ınkılapçı gençlik ve varlık dergilerinde yer verilmiştir. 1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir.

    yapitlar (başlıca): resim: paris, 1930; mustafa eyüboğlu, 1933; yazılı natürmort, 1936; salı pazarı, 1938; eren, 1940; nallanan öküz, 1947; düşünen adam, 1953; köylü kadın (tren-yataklı vagon), ıstanbul resim ve heykel müzesi; karadut satıcısı, 1954; çömelmiş köylü, 1972; ankara'nın kavakları, 1973; mor takkeli hacı, 1974; son kahve, 1975; anadoluhisarı, ankara resim ve heykel müzesi; çıplak; ev ıçi, ıstanbul resim ve heykel müzesi; han, 1975; son resmi. duvar resmi: lido yüzme havuzu'nda duvar resmi; 1943, ortaköy/ıstanbul; hilton oteli'nde duvar resmi; divan oteli'nde duvar resmi. mozaik pano: uluslararası brüksel sergisi için mozaik pano, 1958; nato yapısında mozaik pano, 1959, brüksel; ışçi sigortaları hastanesi'nde seramik pano, 1959, samatya/ıstanbul; etibank yapısında seramik pano, ankara; marmara oteli'nde mozaik pano, ankara; vakko fabrikası'nda mozaik pano, topkapı/ıstanbul. duvar kabartması: manifaturacılar çarşısı'nda duvar kabartması, unkapanı/ıstanbul; aksu ışhan'ında duvar kabartması, karaköy/ıstanbul. şiir: yaradana mektuplar, 1941; karadut, 1948; tuz, 1952; üçü birden, 1953; dördü birden, 1956; karadut 69, 1969; dol karabakır dol, 1974, tüm şiirleri; yaşadım, (ö.s.), 1977. gezi ve deneme: cânım anadolu, 1953; tezek, 1975; delifişek, 1975; resme başlarken, (ö.s.), 1977. monografi: nazmi ziya, 1937. resim albümü: binbir bedros, (ö.s.), 1977, karadut, (ö.s.), 1979; babatomiler, (ö.s.), 1979.

    bedri rahmi'nin atölyesinin girişinde asılı yemin
    bugüne kadar resim sanatı alanında
    yapılagelmiş olanları inceleyeceğime
    kendini bütün dünyaya kabul ettirmişler
    arasında beni en çok saranlarını ayırarak
    onlara kendi aramalarımı, denemelerimi
    katacağıma
    alışılagelmiş, basmakalıp, hazırlop
    klişeleşmiş çiğnene çiğnene tadı tuzu
    kalmamış hiçbir şeyi tekrarlamayacağıma
    elimden çıkan her çizgiye
    her lekeye
    her renge
    her beneğe
    kendi aklımı
    kendi tecrübemi
    kendi tasamı
    kendi ömrümü, yüreğimi basacağıma
    aldığım nefes, içtiğim su, bastığım toprak
    gözüm, kulağım, burnum,
    elim, belim, dilim, derim üstüne
    yemin ederim
    yemini bozduğum gün
    burdan giderim


    kaynak: t.c. kültür bakanligi

    3) çatal karam çingenem.

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük