Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. haci bektas veli - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    haci bektas veli

    1) kırşehir ve hacıbektaşta yaşamış, bektaşiliğin kurucusu ulu kişi. hoca ahmet yesevi okulundan yetişmiştir.

    2) 'herkesin kabesi var. benim kabem insandir' demis pir.


    3) hacı bektaş veli, 1209 yılında horasan'ın nişabur kentinde doğmuştur. babası, ıbrahim sani'dir. büyük türk tasavvufçusu ahmet yesevi'nin öğrencisi lokman parende'den ders alıp yetişmiştir.

    hacı bektaş veli, anadolu'ya 1220-1230 yıllarında gelir. o'nun düşünceleri o denli barışçıldır ki halk hacı bektaş veli'nin anadolu'ya beyaz bir 'güvercin donunda' geldiğine inanılır. o, anadolu'da bir süre gezdikten sonra şimdiki hacı bektaş kasabasına yerleşir. dergahını kurar ve kapısını tüm insanlığa, ardına kadar açarak düşünceleri ile onları aydınlatmaya çalışır.

    hacı bektaş veli'nin gerçek hayatı yanında birde mitolojik hayatı vardır. mitolojik hayatında masal unsuru hakimdir. erenler, denize halısını veya postunu serer üstüne oturur, karşıya geçer. sırası gelince şahin olur, güvercin olur, uçar. gerekirse silkinir, insan olur. bir anda bir çok yerde olabilir. sabah kabe'de, öğlen yemeğinde evine döner. ateşte, kaynar suda yanmaz. taşa basar, taşta ayak izleri çıkar. taşı isterse un gibi ezer, dağı saman çöpü gibi nefesiyle uçurur. taşlar kerametine tanıklık eder. hayvanlar keremi ile dile gelir, kayalar yürür. yırtıcı hayvanlar onun bir bakışıyla ya yok olur ya da taş kesilir.

    ıradesi doğa yasalarının üstündedir. dileyip de gerçekleştiremediği şey yoktur. zaman içinde zaman, mekan içinde mekan yaratır. onun için yok yoktur; doğuşu bile bir kerametin sonucudur. ölüm ise onun için uyumak anlamına gelir

    hacı bektaş veli, türkistan'da ahmet yesevi dergahında yetişen örnek öğrencilerden birisidir.
    anadolu hangi ulustan, hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun bütün insanlara, bütün ermişlere, bütün uluslara kapılarını açmış derin sevgi, saygı göstermiş insanların yurdudur.

    anadolu, bilinen en eski çağlardan bugüne uzanan bir uygarlıklar zinciridir. bir kültür mozaiğidir.

    anadolu'nun tarihi, anadolu insanının tarihidir. anadolu insanı ile anadolu tarihi bir bütündür. biri olmadan diğeri düşünülemez. biri anlaşılmadan, öteki anlaşılamaz, açıklanamaz. bu bütünlük, bilinen en eski geçmişten günümüze kadar sürüp gelmektedir.

    anadolu insanı, başkalarından aldığına kendi özelliklerini de katmış, yoğurmuş yeni bir öz ve biçim vermiştir.

    çok tanrılı, tek tanrılı bütün dinler anadolu'da buluşmuş, karışmış, kaynaşmış yeni bir inanç, yeni bir düşünce olarak tarih sahnesine çıkmıştır.

    en son tek tanrılı din olan ıslamlık bile burada, doğduğu ülkedeki gibi algılanmamış, anadolu toprağına ekilince farklılaşmış, yeni bir içerik kazanmıştır. anadolu ıslam'ı, kendine has özellikler taşıyan bir içerikle ortaya çıkmıştır.

    hacı bektaş veli, ıslamiyet'i anadolulaştırmıştır. ıslamiyet'i türkçe konuşturmuştur. bu oluşum, ortaya anadolu'nun ıslamiyet'i türkçe konuşturması olan anadolu aleviliği doğmuştur.

    bollluk ve bereketın pırı

    hacı bektaş veli, suluca karahöyük'e geldiğinde, kadıncık ana ile karahöyük'ün yanında bugün de su akan derede çamaşır yıkarken karşılaşır. uzun yollardan gelmiştir. karnı da çok acıkmıştır. derede taşlar üstünde çamaşır yıkayan kadıncık ana'ya yaklaşır, selam verdikten sonra:'bacım, karnım acıktı. hak rızası için bir lokma verir misin? 'der.

    o yıllarda sulucahöyük'te kuraklık ve yoksulluk vardı. halk nafakasını zor karşılamaktaydı. kadıncık ana, dervişin bu isteğinden sıkıntıya düşmüş, ama içinden de: 'bu dervişin yüzüne karşı yok diyemem', diye içinden söylenerek, yanında oyun oynayan kız çocuğunu çağırıp; 'dervişin dediğini duydun, git bakalım, teknede ekmek varsa al gel! ',der.

    çocuk, koşa koşa eve gider. bir bakar ki, kileri, yiyecek konan kapları, sandıklar vs. yiyecekle dolup taşıyor. daha önce evde nafakasının zor bulunduğunu bilen çocuk, şaşkınlıkla sevinç karışımı bir halde kadıncık ana'ya:

    'ana doluuu! ana doluuu! ' diye bağıra bağıra koşar. ışte anadolu adının, bu 'ana doluuu' ifadesinden geldiğine bugün bile inanılır.

    o, anadolu'ya insanlığa hizmet için bir görevli olarak gelir. hacıbektaş'ta açtığı mütevazi dergahında tüm insanlığı kucaklar. sade bir yaşam sürdürür. gün olur hayvanları güder, çobanlık yapar. gün olur dergahında 72 milleti aydınlatır.

    13.yüzyıl anadolu'su bir toplumsal karışıklık dönemini yaşıyordu. o insan sevgisi ve sınırsız hoşgörü anlayışı ile tüm insanları dostluğa, kardeşliğe yöneltmeye çalıştı.

    hacı bektaş veli'nin öğretisi ıslam tarihi içindeki ali ehlibeyt yanlısı inancın tarihsel yolculuk sonucu türkistan'a oradan da anadolu'ya gelip anadolu toprağında yeni bir sentez oluşturmasıdır.

    hacı bektaş veli'nin yaşam anlayışı; insan sevgisine, hoşgörüye, kadın- erkek eşitliğine, her tür ayrımcılığa karşı olmaya, çevreye saygılı bir yaşam biçimidir.

    o'nun ahlak öğretisinin esası kişinin; ' eline, diline, beline sahip olma' ilkesidir.

    bunların anlamı:
    eline sahip olmak; ınsanın eli ile kötü iş yapmamasıdır. (hırsızlık, kaba kuvvet gibi)
    diline sahip olmak; dil ile kötü söz söylememek, yalan söylememek, iftira etmemektir.
    beline sahip olmak; kendine hakim olmak, kimsenin namusu ve şerefi ile oynamamaktır.

    her yıl 16 ağustos'ta milyonlarca anadolu alevi'sinin kalbi hacıbektaş 'ta atıyor. sayıları onbinlerle ifade edilen gönül erenleri küçük şirin anadolu kasabasına dolup taşıyor.

    onbinlerece insan, büyük düşünür ve gönüller sultanı hacı bektaş veli'yi anama törenleri'ne katılıyor.

    o'nun sevenleri, o'nun inananları oluk oluk, bu gönül pirine sevgili, saygılı muhabbetlerini ifade etmek için koşuyorlar. bu küçük kasaba coşkun bir sevgi seline uğruyor. coşkulu kalabalık adeta bir sevgi gölü oluşturuyor.

    anadolu ve yurtdışından hacıbektaş'a akan yüzbinler ulu insana saygı ve sevgilerini ilettikten sonra cemlere katılıp semah dönüyorlar.

    üç gün, üç gece süren bu sevgi töreni gidenlerle doyumsuz tatlar bırakarak sona eriyor.

    hacı bektaş veli'de insanlığa karşı sınırsız bir sevgi ve hoşgörü vardır. o kendine düşmanlık besleyenleri bile sevgi ve hoşgörü ile karşılamıştır. o insanı o denli çok sevmiştir ki insan için; 'ınsan tanrı'nın en yüce görüntüsü ve belirtisidir.'düşüncesini savunmuştur.

    bu anlayışta olan ulu insan hangi renkten, hangi dinden, hangi dilden, hangi cinsiyetten olursa olsun insan için olumsuz bir şey düşünebilir mi?

    ışte onun sınırsız hoşgörüsü bu anlayıştan kaynaklanır.

    hacı bektaş veli düşüncesinde, dağlara, taşlara, uçan kuşlara, akan coşkun ırmaklara ifadesi mümkün olmayan bir saygı ve sevgi görülür. ulu çınar ağaçları, başı dumanlı dağlar, coşkun suların kaynakları adeta kutsanır.

    ınsan ise tapılacak varlıktır. ınancın merkezidir. 'benim kabem ınsandır.'



    kaynak:

    www.karacaahmet.com

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük