Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. isci konseyi - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    isci konseyi

    1) kuruluş bildirgesi aşağıda olan, 15 mart 2003 tarihinde kurulmuş www.iscikonseyi.org sitesine sahip kurum.

    türkiye işçi sınıfı, ciddi sorun ve tıkanıklıklarla, bunları aşma olanaklarının yan yana durduğu kritik bir dönemden geçiyor.

    türkiye’nin sosyalizme, sosyalizmin işçi sınıfına, işçi sınıfının sosyalist siyasete gereksinimi acildir. yeni bir işçi sınıfı hareketi bunun için gereklidir. sosyalizmin meşru ve güçlü bir seçenek olarak tüm toplumun ve emekçi kitlelerin önüne çıkarılması ile işçi sınıfının siyasallaştırılması bu sürecin iki temel kanalını oluşturuyor.

    yeni bir sınıf hareketi, işyeri örgütlenmesiyle toplumsal dinamikler, sendikalar ve parti arasındaki etkileşim düzleminden yükselecektir.

    sıfırdan başlamıyoruz. mücadele geleneğimiz, deneyimlerimiz ve kazanımlarımız var. sorunlarımız da var.

    sorunlu alanların başında sendikalar geliyor. sendikaların yeniden birer sınıf örgütü haline getirilmesinin sendikal pratiklerin değil, sınıf hareketinin toplu silkinişinin ürünü olacağı görüşündeyiz.

    İşçİ konsey’i, yeni bir sınıf hareketi yaratmanın kolektif araçlarından biri olarak oluşturuldu.

    sanayi işçisi çekirdeği çevresinde, işsiz ve yarı işsizleri, informel sektör çalışanlarını, emeklileri, sigortasızları, ayrı ve özgün bir dinamik barındıran emekçi kadınları, “mahalle dinamiklerini” kapsayan birleşik bir hareket amaçlıyoruz.

    İşçİ konsey’i , bu bildirgede dile getirilen amaçlarda, mücadele başlıklarında birleşen komünist ve ilericilerin, emek yandaşlarının, işçi sınıfı hareketini siyasallaştırmak, işçi ve emekçilerin güncel gereksinmeleriyle toplumsal kurtuluş mücadelesi arasındaki bağı mücadele içinde kurmak, sendikaları dönüştürerek sınıf sendikacılığı çizgisine yeniden kazanmak, geniş işçi kitlelerini mücadeleye çekmek ve eğitmek amacıyla oluşturulan bir merkezdir.

    bu bildirgeyi imzalayan partili partisiz komünistler, kürt türk, kadın erkek, genç yaşlı, işçi işsiz, emekçiler, emekliler ve sendikacılar olarak, tüm işçi ve emekçileri burada dile getirilen görüş ve amaçlar doğrultusunda ortak mücadeleye çağırıyoruz.




    sınıf mücadelesi
    tarih sınıf mücadeleleri tarihidir. emek-sermaye karşıtlığı, kapitalist toplumun en temel ve sürekli olgusudur. İdeolojik, siyasal, ekonomik, kültürel cephelerde süren sınıf mücadelesi son çözümlemede tüm toplumsal ilişkilere içeriğini veren ana dinamiktir.

    emeğin sermayeye meydan okuyuşunun, sosyalist iktidar ve sosyalist kuruculuk denemelerinin damgasını vurduğu yirminci yüzyılın son perdesi, sermaye sınıfının üstünlüğüyle kapandı. İşçi sınıfı hareketi yeni yüzyıla yenilgi ve kayıplarla girdi.

    emek hareketi, bugün tarihinin en bunalımlı dönemlerinden birini yaşıyor. sınıf mücadelesinde inisiyatif sermaye sınıfına geçmiş, uzun ve zorlu mücadelelerle kazanılan siyasal-sınıfsal mevziler yitirilmiş; işçi ve emekçilerin iş ve yaşam koşulları kötüleşmiş; mücadele araç ve örgütleri etkisizleşmiş; sınıf birey ve kitlelerinin kendilerini bağımsız ve geleceği olan bir sınıf olarak algılama, davranma yeteneği zayıflamıştır.

    dünya emperyalist-kapitalist sisteminin içine girdiği yeniden yapılanma ve sovyetler birliği’nin çözülüş süreçleri bunalımın arka planını oluşturuyor. sovyetler birliği’nin çözülüşünün, dünya komünist hareketindeki ideolojik-örgütsel dağılmanın ve sendikal hareketteki gerilemenin eşzamanlılığı bu öğeler arasındaki ilişkinin kritik önemini ortaya koyuyor.
    emperyalist yeniden yapılanma ve saldırı


    dünya emperyalist-kapitalist sistemi, 1970’lerden bu yana, bir yeniden yapılanma süreci içindedir. dünya kapitalizminin krizinin ürünü olan bu sürecin ekonomik, toplumsal ve siyasal boyutları var.

    yeni enerji kaynaklarının bulunması, otomasyon, bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, bugünkü süreçlerin alt yapısını hazırladı. mali sermaye dev boyutlar ve yerkürede sınırsız dolaşım “özgürlüğü” kazanarak dünya pazarını yeniden oluşturdu. sovyetler birliği’nin çözülüşüyle birlikte dünya tekelci sermayesinin emeğe karşı büyük ve kapsamlı bir saldırı başlatmasının sınıfsal-siyasal koşulları olgunlaştı.

    emperyalist-kapitalist sistemin bugünkü işleyişinde, tam bir serbesti içinde dolaşan, üretken ekonomiden bağımsızlaşmış, olağanüstü boyutlarda şişkin mali sermaye önemli bir rol oynuyor. mali sermaye, uluslararası düzeyde örgütlü, sürekli olarak büyüyen, içinde yüzlerce mali kurum, banka, borsa vb. barındıran, kuralsız ve denetimsiz bir sektördür. devasa mali fonlar, bu fonların asıl kaynağı, üssü olan emperyalist ülkeler açısından aynı zamanda kriz ihraç aracı olarak kullanılıyor. bağımlı ve yoksul ülkelerden emperyalist merkezlere kaynak aktarımı kriz ihraç yöntemlerinin başında geliyor. bu sürecin, kapitalizmin emperyalist karakteri göz ardı edilerek anlaşılması da, karşılanması da olanaksızdır. anti-kapitalist içerikli bir anti-emperyalizm, emek ve sosyalizm hareketinin temel kalkış noktalarından biridir.

    üretim ve emek


    kapitalist üretim ve emek süreçlerinde niteliksel bir değişiklik söz konusu değildir. ancak, bunalımdan mutlak sömürüyü artırarak, işçi sınıfını parçalayarak çıkma stratejisi izleyen sermaye, teknolojik olanakları da kullanarak üretimin amaçlarına uygun biçimde yeniden düzenlenmesine yöneldi.

    emperyalist, gelişmiş kapitalist ülkelerde, üretimin “büyük işletme-kitlesel üretim” temelinde gerçekleştiği, standart ve seri üretim yapan, stoklu çalışan, sürekli istihdam, tam gün çalışma, görece yüksek ücret, toplu pazarlık-sözleşme ve nitelikli işgücü özellikleriyle tanımlanan model, 1970’lerden sonra terk edilmeye başlandı. bu tarihten sonra üretim egemen bir eğilim olarak, genel, çok amaçlı, programlanabilir otomasyon yöntemleriyle sürdürülen, belli bir fiziksel mekana bağımlı olmayan, standart seri üretim yerine talebe göre değişen çeşitlilikte mal üreten bir faaliyet biçiminde örgütlenmeye başlandı.

    bu modelde işgücünün giderek artan bir bölümü, bir işyerine aidiyeti zayıf, istihdam süresi belirsiz, iş güvencesi, sosyal hakları olmayan, niteliksiz bir üretim elemanı durumuna getirildi.

    bu yönelimin yol açtığı çeşitli sonuçlar var.


    İşçi sınıfı büyüyor, yapısı karmaşıklaşıyor


    emek sürecinde kafa emeği oranı yükseliyor; sanayi işçisi çekirdeği daralıyor; işçi sınıfı yeni türden bir proleterleşme dalgasıyla genişliyor.
    yeni türden, iki yönlü bir proleterleşme süreci yaşanıyor: bir yandan, eski proleterleşme süreçlerinde olduğu gibi kırdan ve küçük üretimden koparılan kitleler, öte yandan profesyonel meslek sahipleri mülksüzleşiyor, işçi sınıfı saflarına katılıyorlar. İşçisi ve işsiziyle çok katmanlı, parçalı, heterojen bir işçi sınıfı kitlesi oluşuyor.
    İşçi sınıfının yeni öğeleri, küçük ve orta ölçekli işletmelerde, özellikle hizmet sektöründeki düzensiz işlerde, “informel sektör” de çalışıyorlar. taşeron firmalarda, yan sanayide, evde istihdam edilen; geçici, sözleşmeli, götürü, yarım günlük çalışan; genellikle sigortasız, sendikasız işçi kitlesi sınıfın büyüyen bölümünü oluşturuyor. uluslararası sermaye, bir yandan bu yeni işçi kitlesini yoğun biçimde sömürüp yoksullaştırırken, bir yandan da emeğin genel koşullarını kötüleştirmenin bir aracı olarak değerlendiriyor. İşsizlik; kadın, çocuk, göçmen, ezilen ulus emekçilerinin yoğun sömürüsü bu amaca hizmet ediyor.
    İşsizlik, “yedek işçi ordusu” sınırlarının ötesinde büyüyor. İşgücünü satmaya hazır ve mecbur emekçi kitlesinin giderek artan bir bölümü üretim ve toplumsal yaşamdan dışlanıyor. İşsizlik öte yandan, işçi sınıfının çalışan kesimlerinin ücret ve sosyal haklarının budanmasında, sınıf içi rekabetin körüklenmesinde etkili bir silah olarak kullanılıyor.
    nitelikli işgücü de, göreli olarak daha iyi koşullarda istihdam edilmekle birlikte, sermayenin emeğe toptan saldırısı koşullarında eskisinden daha yoğun biçimde sömürülüyor.
    “esneklik” ve işçi sınıfı
    özetlenen süreç ve eğilimlere rağmen, sanayi proletaryası, emeğin örgütlenmeye ve toplu eyleme en yatkın kesimi olarak yeni bir sınıf hareketinin de çekirdeği olmaya devam ediyor.


    bugün geçerli üretim modelinin ve sermaye saldırısının sihirli sözcüğü “esneklik” tir.

    “esneklik”, sermayenin üretim ve emek süreçlerine müdahale yöntemi olduğu için son derece etkili bir sermaye stratejisidir. sermaye, bu strateji ile, kâr oranlarını artırmak, işçi sınıfını daha yoğun sömürmek amacı güdüyor. İşçi sınıfına vermek zorunda kaldığı “ödünleri” geri almak, kendisini bağlayan bütün sınır, kural ve işleyişlerden kurtulmak, işçi sınıfının üretim sürecindeki konumundan gelen mücadele gücünü kırmak için tüm ilişkileri kendi lehine esnetiyor.

    bu çerçevede, “esneklik” sermaye sahibinin işçiyi istediği zaman işten atma; işçinin kol ve kafa emeğini istediği bileşim ve biçimde kullanma; uzun sınıf mücadeleleriyle belirlenmiş çalışma zamanı sınırlarını belirsizleştirilerek ortadan kaldırma; sendikal ve sosyal hakların aşındırılıp yok etme anlamına geliyor.

    bu süreç ve oluşumların, sınıf mücadelesi ve sınıfların karşılıklı konumlanışı açısından önemli sonuçları var:

    bir: sermayenin uluslararası ölçekte örgütlendiği, işçi sınıfına saldırısını aynı ölçekte yürüttüğü koşullarda, emek uluslararası birlik, dayanışma ve eşgüdüm içinde değildir.

    İki: sınıf mücadelesinin içinde bulunduğumuz evresinde, sermaye ideolojik, siyasal ve ekonomik tüm mücadele alanlarında taarruzdadır. dünya komünist hareketi zayıf ve dağınık durumdadır. tek tek komünist ve emek partileri bulundukları ülkelerde gerçek bir siyasal seçenek, işçi sınıfı kitlelerine önderlik edecek gerçek bir siyasal güç olarak yer almıyorlar.

    üç: İşçi sınıfı kitleleri de, bugün sosyalizmi gerçek bir seçenek olarak görmüyorlar.

    dört: emeğin çalışma ve yaşam koşulları sürekli bir eğilim olarak ve tüm dünyada kötüleşiyor. İşsizlik, gerçek ücretlerde düşme, kazanılmış sosyal hakların budanması kötüleşmenin genel göstergeleridir.

    beş : emek örgütlenmeleri, başta sendikalar olmak üzere güç ve işlev yitiriyor. uzun mücadelelerle kazanılmış hakların geri alınması karşısında sendikalar etkili bir direnme çizgisi geliştiremiyor.

    türkiye

    yukarıdaki saptamalar türkiye kapitalizmi ve işçi sınıfı için de geçerlidir. dünya kapitalizminin genel doğrultusu ile türkiye’nin özgün koşulları bir arada, sınıf mücadelesinin bu topraklardaki somutluğunu vermektedir.

    türkiye, emperyalist saldırganlığın yoğunlaştığı balkanlar, ortadoğu ve kafkasya’nın kavşak noktasında yer alıyor; abd ve ab ile bütünleşme stratejisi izliyor.

    türkiye, sürekli olarak emperyalist merkezlere kaynak aktaran ve kriz yaşayan bir ülkedir. krizin faturası ise esas olarak işçi sınıfına, emekçi halka çıkarılıyor. sermayenin dünya çapındaki saldırısının bütün hızıyla sürdüğü bir ortamda, öteki bağımlı ülke emekçileri gibi türkiye emekçileri de, katmerli sömürülüyorlar. ab’nin, imf’nin dayattığı “krizden çıkış programları” türkiye’yi yoksullaştırıyor; krizin yükü bütün ağırlığıyla işçi ve emekçiye, yoksul halka bindiriliyor. bu dayatmaya karşı çıkmak, türkiye işçi sınıfı için yaşamsal bir önem taşıyor.

    bunlara ek olarak, türkiye işçi sınıfının bugünkü koşulları, açık bir karşı devrimci darbe ve sermaye saldırısı olan 12 eylül döneminin izlerini de taşıyor. 12 eylül’le birlikte işçi sınıfının siyasal, sendikal örgütleri dağıtıldı; ekonomik koşulları köklü biçimde kötüleştirildi; devlet her türlü hak arama, direnme girişimlerini şiddetle bastırdı.

    1987-1997 arasında reel ücretlerin türkiye ile aynı gelişmişlik düzeyinde olan, güney kore’de yüzde 174, portekiz’de yüzde 28 artarken türkiye’de yüzde 30 düşmesi rastlantı değildir.

    sanayisizleşme ve tarımsal üretimin tasfiyesi, işsizlik ve yoksulluğun olağan boyutların ötesinde artmasına yol açıyor.

    özelleştirme, sermayenin krizin faturasını işçi sınıfı ve emekçi kitlelere yükleme stratejisinin önemli yöntemlerinden biridir. özelleştirme, sanayisizleşme yönelimini, tekelleşmeyi, temel insani gereksinimlerin “kamu hizmeti” kavramından dışlanarak ticarileşmesini, emekçi sınıfların örgütsüzleştirilmesini anlatmaktadır. yalnız ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik bir saldırı alanıdır.

    giderek artan oranlardaki işsizlik, yalnız işsiz kitleler için yoksulluk ve çaresizlik cenderesi değil, aynı zamanda çalışan işçilerin başta ücret olmak üzere tüm iş, ücret ve yaşam koşullarını olumsuz etkileyen bir olgudur.

    son 22 yıllık dönemde işçi sınıfımızın kimi çok önemli kazanımları geri alınmıştır ve ötekilerin de alınması için saldırı devam etmektedir.

    emeklilik yaşını kadınlarda 58, erkeklerde 60 olarak değiştiren, gerekli prim ödeme süresini 9000 işgününe kadar çıkaran ve işçi protestolarında “mezarda emeklilik yasası” olarak değerlendirilen yasa bu saldırının en keskin örneği oldu. emekçi nüfusun ortalama yaşam süresi ve “sefalet ücreti” bile olmayan emekli maaşları düşünüldüğünde bu yasanın sınıfın çoğunluğu için emeklilik hakkının fiilen yitirilmesi demek olduğu açıktır. yakın dönemlerin en önemli hak kaybıdır.

    türkiye işçi sınıfının önemli bir parçası olan kamu emekçileri grevli toplu sözleşmeli sendika hakkından yoksundur. yürürlükteki yasa ve uygulamalar, sendika üyeliğini, sendika seçme, değiştirme özgürlüğünü ortadan kaldırıyor. “kamu yönetimi reformu” yla , kamu çalışanları yeni İş yasa’sına tabi kılınıyor. “norm kadro uygulaması”, “esnek çalışma”, “performansa dayalı ücret”, “part-time çalışma” adı verilen uygulamalarla kamu emekçilerinin iş ve yaşam koşulları daha da geriye çekilmeye çalışılıyor.

    tarım tasfiye ediliyor. tarımsal üretim, uluslararası gıda ve tekstil tekellerinin kontrolüne geçiyor; küçük üreticiler yoksullaşıyor.

    vergi sistemi, özellikle de dolaylı vergiler bir ek sömürü ve yeniden bölüşüm mekanizması işlevi görüyor. türkiye sermaye sahipleri için her zaman bir vergi cenneti, emekçiler için ise cehennemi oldu. asgari ücret alan bir emekçi her ay gelirinin dörtte biri oranında vergi öderken, ayda 6 milyar faiz geliri olan bir rantiye tek kuruş vergi ödemiyor! “dolaylı vergi” adı altında tüm yurttaşlardan “eşit” alınan vergiler en büyük eşitsizlik kaynaklarından biridir.

    sorunlar da, çözümler de siyasal içerik taşıyor. emekle sermaye arasındaki çelişkiden kaynaklanan her sorun sınıf mücadelesi yöntemleriyle “çözülüyor”.

    yeni yasalar, işçi sınıfının direnme çizgisi


    İşçi sınıfı hareketinin sermayenin saldırısını bir noktada durdurması, bir direnme çizgisi oluşturması gerekiyor. yeni yasalara karşı etkili direnişin koşulu, işçilerin bir sınıf olarak örgütlenmesi, mücadele etmesidir.

    2002 yazında meclisten geçen, yürürlük tarihi mart 2003 olarak belirlenen “İş güvencesi yasası” ile, 9 kişilik “bilim kurulu” na 1475 sayılı İş kanunu’nu değiştirmek üzere hazırlattırılan “İş yasası ön taslağı” sınıf hareketinin gündemindedir.

    avrupa birliği’ne “uyum” çerçevesinde hazırlanan yasa ve tasarılarla getirilmek istenen “esnek” iş ve çalışma düzeni tümüyle ve birçok maddesiyle yeni bir sermaye saldırısıdır.

    İş güvencesi yasasıyla, işten atılmalara karşı bir güvence getirilmiyor; bu yasanın getirdiği tek değişiklik, işten çıkarmanın “geçerli” nedenlerini gösterme zorunluluğudur. İş kapasitesini azaltmaktan, “kriz” nedeniyle işi tümüyle tasfiye etmeye, daha ucuz işçi bulmaya kadar bir çok şey bu yasaya göre kolayca “geçerli” neden sayılabilecektir.

    dayatılmaya çalışılan İş yasası; İşyerinin devri durumunda toplu iş sözleşmesi haklarını geçersiz sayan; “ödünç iş ilişkisi” adı altında işçileri alınıp satılan köle, gerektiğinde grev kırıcısı olarak kullanma olanağı veren; fazla mesai ödemelerini kaldıran, fiili çalışma saatlerinin istenildiği kadar uzatılmasına zemin hazırlayan hükümleriyle ve özellikle de kıdem tazminatını fiilen geçersiz kılan, on kişiden daha az işçi çalıştıran işyerlerini yasanın kendisi dahil her türlü kuralın dışında tutan düzenlemeleriyle işçi sınıfı açısından kabul edilemez niteliktedir.

    bu yasa ile, sermaye sınıfı türkiye işçi sınıfının emeklilik hakkından sonra en önemli sosyal güvenliği olan kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya hazırlanıyor.

    kıdem tazminatı, önümüzdeki dönemin kritik sınıf mücadelesi konularından birini oluşturuyor.

    akp hükümeti, kendisinden önceki sermaye partilerinin başlattığı programı aynen uygulayacaktır. krizin ve krizden çıkışın bedeli işçi sınıfına, emekçilere, yoksullara ödettirilmeye çalışılacaktır. İşçi sınıfının ise, eylemli bir mücadele ve dayanışma içinde direnme çizgisi örmesi, gücünü birleştirmesi gerekiyor.
    yeni bir işçi hareketi için


    İşçi sınıfının, sermaye saldırısını durdurmak, yeni haklar kazanmak, iş ve yaşam koşullarını iyileştirmek için yapabileceği tek şey örgütlü biçimde mücadele etmektir. sınıf mücadelesi ise, salt ekonomik-sendikal örgüt ve araçlarla yürütülemiyor. İdeoloji ve siyasette varlık gösteremeyen, olayların gidişine örgütlü-güçlü biçimde müdahale edemeyen bir sınıf her alanda yenilmeye yazgılıdır.

    İşçi sınıfının tarihsel kazanımları her zaman iktidar arayış ve denemelerinin üzerinden yükseldi. kendisinde sömürü düzenini değiştirme hak ve yetkisi gören, bu amaçla savaşan işçi kitleleri bu mücadelelerin yan ürünü olarak ileri haklar da elde edebildiler.

    sınıfsız, sömürüsüz toplum için siyasal mücadele yürüten komünist hareketle, varlığı ve çıkarı sömürünün son bulmasında olan işçi sınıfı arasındaki bağ belirleyici önemdedir. komünizm iddiasının kapitalist toplumdaki gerçek karşılığı, sınıfsal kurtuluş hedeflerine doğru yürüyen bir işçi sınıfı hareketidir. İşçi sınıfının komünist siyasete, komünizmin işçi sınıfına ihtiyacı yakıcıdır.

    toplumsal kurtuluş, yalnızca üretim ve emek süreçlerinin somut ve çoğu kez ekonomik sonuçlarına karşı çıkılarak gerçekleştirilemez. üretim maddi temeli üzerinde yükselen toplumsal ilişkilerin değiştirilmesinde temel kaldıraç siyasettir.

    İşçi sınıfına toplumun bütününden gidilmesi, işçi sınıfının verili toplumun temel sorunlarıyla ilişkilendirilmesi, işçi kitlelerinin siyasal iktidarı hedefleyen bir mücadele içine çekilmesi bugünkü durumdan çıkışın temel hareket noktalarıdır.

    yeni bir sınıf hareketi, ancak işçi sınıfı partisi öncülüğünde, komünist işçilerin omuzlarında yükselen siyasal bir hareket olabilir.

    emekçi karakter taşıyan kitlesel kürt dinamiğinin işçi sınıfı hareketiyle birliği, mücadele ortaklığı yeni bir işçi sınıfı hareketi yaratmanın vazgeçilmez önceliklerinden biridir.

    İşçi sınıfının organik bir parçası olan tarım proletaryası ve daha geniş bir kategori olan kır yoksulları yeni bir işçi sınıfı hareketinin bileşenleridir.

    İşçi sınıfı içindeki çeşitli katman ve kesimlerin, sınıf güçlerinin yan yana getirilmesinde bağlantı düzeyi siyasal örgütlenmedir. sanayi işçisiyle kamu emekçisinin, teknik elemanla kent ve kır yoksulunun, çalışanla işsizin, sigortalıyla sigortasızın, sendikalıyla sendikasızın sınıfsal birlik ve dayanışması ancak parti aracılığıyla kurulabilir.

    İşçi sınıfı,toplumsal baskı ve ezginin bütün biçimlerine karşı çıkmak, halk kesimlerine öncülük etmek durumundadır.

    abd si ve ab siyle emperyalizme, faşisti ve dincisiyle gericiliğe karşı mücadeleyi yükseltmek işçi sınıfı hareketinin öncelikli görevleri arasındadır.

    sendikalar

    İşçi sınıfının mücadele örgütleri olması gereken sendikalar bugün, geniş işçi kitlelerini temsil etme, haklarını koruma, sermaye saldırısına karşı direniş örgütleme, kısmi iyileştirmeler için ekonomik mücadele yürütme görevlerini hakkıyla yerine getiremiyor, siyasal mücadele ile işçi kitleleri arasında ilişki yüzeyleri kuramıyorlar. İşçi sayısının arttığı bir ortamda sendikalar küçülerek, işçi sınıfı içinde bir azınlığın ayrıcalığı durumuna gerilemişlerdir. İşçi kitleleri sendikalara güven duymuyor; sendikalar ise, tabanları daralıp, üye sayıları azaldıkça kendilerini düzen içi kurumlar olarak yaşatmaya yöneliyorlar.

    yeni bir sınıf hareketinin yaratılması için yürütülecek çalışma, yeni bir sendikal hareket yaratma hedefine indirgenemez.

    öte yandan, sendikalar işçi sınıfının ekonomik mücadelesinin vazgeçilemez, bugün için yeri başka araçlarla doldurulamaz örgütleri olmaya devam ediyorlar. sendikaların yapılarından, doğalarından gelen sınırları vardır ve sendikalardan siyasal parti işlevleri beklemek doğru değildir. kendileri de birer mücadele alanı olan sendikaların, siyasal hedeflerle, ekonomik amaçları ne ölçüde birleştirebileceklerinin, neyi ne ölçüde yapabileceklerinin sınırları sınıf mücadelesi pratiği içinde belirlenecektir.

    sendikal hareketin kriz ve çürümeden kurtulmasına yardım edecek, sınıf sendikacılığına yeniden canlılık kazandıracak esas dinamik, işçi sınıfının siyasal hareketi, onun siyasal ve örgütsel gücüdür.

    İşçi sınıfı hareketinin mücadele ilke ve hedefleri siyasaldır.

    anti-emperyalizm, gericilik karşıtlığı, kürt ve türk emekçilerinin birlikte mücadelesi, sınıf birliği yeni bir sınıf hareketinin vazgeçilmez ilkeleridir.

    çıkış çizgisi: mücadele başlıkları

    İşçi sınıfımızın uzun bir liste oluşturan somut, güncel taleplerinin içinden başat ve stratejik önemde olanları öne çıkarılmalıdır.

    bu istemler, pozitif karakter taşımalı, işçi sınıfının özel ve kesimselden çok genel, kısa erimliden çok uzun erimli çıkarlarını temsil etmeli, içerikleri bakımından da, devrim ve sosyalizm mücadelesini ilerletmeye, sınıfın acil gereksinmeleriyle, sosyalist iktidar hedefi arasındaki bağı mücadele içinde kurmaya elverişli nitelikte olmalıdırlar.

    kamulaştırma

    özelleştirme saldırısını püskürtmek yalnızca pasif savunma ile mümkün değildir. sermayenin gündemindeki petkim, thy, tekel, telekom, seka vb. nin özelleştirilmesini durdurma mücadelesiyle toplumsal bakımdan kritik alanlara ilişkin kamulaştırma istemi birleştirilmelidir.

    ulaştırma, haberleşme ve enerji gibi stratejik önem taşıyan sektörlerdeki özelleştirmeler derhal durdurulmalı, bugüne dek özelleştirilenler kamulaştırılmalıdır.

    doğal yer altı ve yerüstü zenginlikleri tüm toplumundur; kamulaştırılmaları gerekir.

    eğitim ve sağlığın ticarileştirilmesine karşı çıkmak, devletin sınıf karakteri ile ilgili hiçbir yanılsamaya kapılmadan, eğitim ve sağlığın kamu hizmeti niteliğini öne çıkararak, emekçilerden toplanan vergilerle nitelikli eğitim ve sağlık hizmeti istemek meşru ve haklı bir istemdir. özel hastane, üniversite, lise ve dershaneler kamulaştırılarak, buralardaki alt yapı ve insan gücü genel sağlık ve eğitim hizmetlerinin yeniden örgütlendirilmesine yönlendirilmelidir.

    “kamu yönetim reformu” özelleştirme saldırısının yeni bir hamlesidir. kamu çalışanlarının kazanılmış haklarını, yasal iş güvencesini ortadan kaldırmayı, binlercesini kolayca işten atmayı
    amaçlıyor. bu dayatmaya karşı mücadele de gündemdedir.

    asgari ücret

    İşçi ve sendika hareketi ücret mücadelesinin merkezine asgari ücreti koymalıdır.

    asgari ücret, tüm ücretlerin taban ölçütüdür. sermayenin ücretleri düşürebileceği en son sınırdır.

    sendika ve toplu sözleşme hakkı olmayan emekçilerin tek ücret güvencesi asgari ücrettir.

    asgari ücretin ortalama ücretlere oranı çalışma hak ve güvenliğini birinci dereceden etkilemektedir. patronların sıklıkla ve büyük sayılarda işçiyi işten atmalarını kolaylaştıran en önemli neden, dışarıda çok düşük ücretle (asgari ücret çok düşük ücrettir) işçi bulabilmeleridir. düşük asgari ücret, çalışan işçinin koşullarını da olumsuz etkilemekte, milyonlarca işsizi yoksulluk sınırının altında çalışmaya mecbur bırakmaktadır.

    ücret, işgücünün değeri olarak ödenmesi gereken miktardır. asgari ücretin, işçinin ve ailesinin fiziksel ve kültürel gereksinimlerinin değerine göre hesaplanması gerekir. gereksinmelerin içeriğini ise, tarihsel-toplumsal gelişme düzeyi belirlemektedir.

    İşgücünün değerini almak, bu tanımıyla asgari ücreti bir temel hak olarak kazanmak, işçi sınıfının başta gelen mücadele hedeflerinden biridir. asgari ücret mücadelesi işçi sınıfının geniş kitlelerinin çıkar ortaklığını, mücadele ve dayanışmasını pekiştirecek bir konudur.

    bugün, sendikaların dört kişilik bir ailenin beslenmesi için gerekli ücret olarak belirledikleri miktar, asgari ücret mücadelesinin daha azı kabul edilmeyecek sınırı olarak gerçek ve güncel bir mücadele odağı haline getirilmelidir. bir ilk adım olarak, sendikalar, kendilerinin ortaya koyduğu açlık sınırının üstünde bir asgari ücret için mücadeleye zorlanmalıdır.

    asgari ücretin altında işçi çalıştırılmasına karşı mücadele edilmelidir.

    İş saatlerinin kısaltılması


    bilim ve teknolojideki gelişmeler, sürekli olarak zorunlu emek zamanının azalmasını getiriyor.

    İş saatlerini kısaltmak, işçi sınıfının hem tarihsel, hem güncel, her zaman stratejik hedeflerinden biridir. 8 saatlik iş günü, 1 mayıs’ı doğuran mücadelenin temel konusu, ekim devriminin üç temel sloganından biriydi.

    bilim ve teknolojideki gelişmelerin, emek üretkenliğindeki artışın kapitalizm içindeki sonucu giderek büyüyen işsizliktir. oysa aynı gelişme, üretimi düşürmeden iş saatlerini düşürmeyi, bu yolla yeni “iş” alanları açmayı olanaklı kılmaktadır. kapitalizm altında, işsizliği ciddi boyutlarda azaltacak tek çözüm iş saatlerinin düşürülmesidir. kapitalizmin, akıl ve insanlık dışı rekabet ve kâr amacı nedeniyle iş saatlerini düşürmemesi, bu düzenin açmazını ve sınırını çıplak biçimde ortaya koymaktadır.

    İş saatlerinin kısaltılması, bugünkü toplumsal işbölümünün işçi sınıfının aleyhine olan bir yönünü düzeltmeye yardımcı olacaktır. İş saatleri dışındaki zamanın artması işçi sınıfının çok yönlü gelişmesi için gerekli zamanı yaratması bakımından önemlidir.

    sermaye sınıfı, “esnek üretim-esnek çalışma” uygulamaları çerçevesinde işçi sınıfının tarihsel olarak kazandığı, belli bir zaman parçasında, belli saatlerin ötesinde çalışmama hakkını fiilen geçersiz kılmak, iş saatlerinin kısaltılması hedefli mücadeleyi etkisizleştirmek için savaşıyor. gelişmiş kapitalist ülkelerde yürüyen iş saatlerinin kısaltılması yönündeki mücadele de böylece boşa çıkarılmak isteniyor.

    avrupa birliği ülkelerinde esnek üretimle, çalışma zaman limitleri fiilen geçersiz kılınmaya çalışılıyor. yine de bu ülkelerde, işçi sınıfının mücadelesiyle çalışma saatleri azalıyor.

    türkiye, güney kore’den sonra dünyada çalışma saatlerinin en uzun olduğu ikinci ülkedir. kaldı ki, kriz koşullarında fiilen 61 saatlik çalışma haftası uygulanıyor.

    yeni İş yasası taslağı, “fazla mesai” uygulamalarını bile geri almayı hedefliyor; 45 saatlik haftalık çalışma saati sınırını fiilen ortadan kaldırıyor.

    İş saatlerinin kısaltılması istemi, türkiye işçi sınıfı için de önemini ve geçerliliğini koruyor.

    öte yandan, işsizliğin bu kadar yaygın, sigortasız sendikasız, kadın ve çocuk emek arzının bu denli yüksek olduğu koşullarda iş saatlerinin kısaltılması yaklaşımının geniş emekçi kitlelerde karşılık bulmaması doğaldır. sorun, iş saatlerinin kısaltılması talebinin geçerlilik ve önemini yitirmesiyle değil, emekçi kitlelerin bu talebe kazanılmasındaki güncel zorlukla ilgilidir. doğru olan bu güncel zorluk karşısında bu stratejik hedefi geri çekmek değil, süreç içinde daha da büyük önem kazanacak istemi sınıfa benimsetmektir.

    komünist işçiler, tam ücret temelinde iş saatlerinin düşürülmesi istemini öne çıkarmalıdırlar.


    sosyal güvenlik

    türkiye işçi sınıfı için emeklilik, yaşamının son dönemini “sefalet ücreti” ile geçirmek anlamına geliyordu. yasa değişikliğiyle sınıf çoğunluğu için elde edilebilir bir hak olmaktan çıkarıldı.

    bu haktan “yararlanan” mevcut emeklilerin aldıkları ücretle, başkasına muhtaç olmadan insan gibi yaşamaları olanaksızdır. ssk emeklileri sağlık “hizmetinden” ya hiç yararlanamıyor, ya da çok güç koşullarda büyük eziyetlerle o da kısmen yararlanabiliyorlar.

    yeni yasayla, bu yasanın getirdiği yeni prim ve yaş rejimiyle emeklilik hakkı fiilen tasfiye edilmiştir. İşçi sınıfının küçük bir azınlığı dışındaki milyonlarca emekçinin düzenli, sigortalı işin aslanın ağzında olduğu bir ülkede yüksek prim limitini doldurarak “özel” emekli olması ise olanaksızdır.

    akp hükümetinin programında sosyal güvenlik kuruluşlarının birleştirilmesi var. emeklilik de paraya endekslenecek.

    sağlık sigortasının sosyal güvenlik sisteminin dışına çıkarılması, herkesin sağlık hizmetlerinden ödediği prime göre kademeli yararlanması planlanıyor. böylece, “paran kadar sağlık” tüccarlığı ülke çapında “ilke” yapılmak isteniyor.

    İşçi sınıfının mücadele hedefi ise tüm yurttaşlar için, sağlık sigortası da içinde, insanca bir yaşam düzeyini güvence altına alan tam ve kamusal sosyal güvenlik sistemidir.

    sosyal güvenlik hakkı için mücadele, çalışan-emekli işçilerin birliğini güçlendiren, sınıfın örgütsüz sigortasız kesimlerini de kapsayan ve tüm emekçilerin geleceğini ilgilendiren bir istemdir.

    İşçİ konseyİ yola çıkıyor

    toplumsaldan ve siyasetten sınıfa, sınıftan siyasete kanallar açmak, partiyle sınıfı kaynaştırmak, yeni ve devrimci bir işçi hareketi oluşturmak yolunda İşçİ konseyİ’nde bir araya geliyoruz.

    bu sürecin öncü gücü parti’dir. partili, partisiz komünist öncü işçi birikimi yeni bir işçi sınıfı hareketinin itici gücünü oluşturuyor. İşçİ konseyİ bu güçleri amaç, ilke ve eylem ortaklığı temelinde birleştirmeyi amaçlıyor.

    bu sürecin vazgeçilmez, ancak sorunlu bileşeni olan sendikal hareketin tıkanıklık ve bunalım içinde olması, ekonomik mücadele alanında büyük bir boşluk yaratmaktadır. bu boşluğu doldurmanın geçerli yolu, sendikalara sahip çıkmak, ama aynı zamanda onları dönüştürmekten geçiyor. İşçİ konseyİ sorumlu ve devrimci bir tutumla bu ikili görevin yerine getirilmesi için aktif biçimde çalışacaktır.

    bu bildirgeyi imzalayan partili partisiz komünistler, kürt türk, kadın erkek, genç yaşlı, işçi işsiz, emekçiler, emekliler ve sendikacılar olarak, tüm işçi ve emekçileri burada dile getirilen görüş ve amaçlar doğrultusunda ortak mücadeleye çağırıyoruz.

    15 mart 2003



  2. Gündelik Sözlük

Sözlük