Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. gunun fikrasi - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    gunun fikrasi

    1) birebir sözlük fıkra servisinin kısa adı

    2) takvim sayfalarında,internet sitelerinde,gazetelerde yer alan güne hafif bir tebessümle başlatmayı amaçlayan fıkradır.

    3) birebir sözlük günün fıkrası ise;
    üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir sınav, süre iki saat. profesör son derece sert ve
    süresinde teslim edilmeyen kağıtları asla kabul etmeyen biri. herkes harıl harıl sorularla boğuşurken,
    bir öğrenci hiç acele etmeden yanıtlıyor soruları.
    sınav süresi dolunca hoca,
    - getirin artık kağıtları çocuklar , diyor.
    herkes bitirebildiği kadarıyla kağıdını teslim edip ayrılıyor, sınavı yavaştan alan çocuk hariç.
    hiç istifini bozmadan soruları yanıtlamaya devam ediyor. neden sonra kalemi bırakıp profesöre
    doğru kağıdını uzatıyor.
    profesör kızarak:
    - hayır! çok geç kaldın, artık senin kağıdını alamam...
    bizimki ters ters bakıyor:
    - sen benim kim olduğumu biliyor musun?
    - yoo, aslında bilmiyorum. ne olacak?
    talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
    - sen benim kim olduğumu biliyor musun?
    - hayır bilmiyorum! üstelik bu hiç önemli değil!
    - İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran sınav kağıtlarının bir kısmını kaldırıp kendi kağıdını araya koyuyor!
    sonra da:
    - İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor.



    4) evet efenim. fikramizin kahramanlari temel, italyan ve fransizdir...
    bu uc kisi de kendi vatanindan cok uzaklarda, amerika'da yasamakta ve gecimini binalarda isci olarak calisarak saglamaktadirlar. amele bu uc kisinin hobisi o gun yaptiklari en yuksek kata cikip orada yemek yemektir...
    birgun yine isciler yemek yerken, fransiz sikilir ve 'eger bugun de croissantli birseyler cikarsa yemekten kendimi asagiya atacam' der. acar, yemekte croissant vardir, intihar eder ve olur...
    fransiz isciden cok etkilenen italyan isci 'eger bugun de yemekte spagettili brseyler varsa kendimi asagiya atacam' der. acar ki yemekte spaghetti var. intihar eder ve olur.
    bu iscilerden cok etkilenen temel 'eger yemekte bugun de hamsili bisi varsa asagiya atlayacam' der. acar ve bakar ki hamsi var. intihar eder ve olur...

    cenaze gunu fransizin esi. italyanin esi ve fadime cenazelerin kaldirilacagi yerdedirler. insaat sirketinin sahibi gelir ve eslere 'size tazminat odeyecegim.' der. italyan ve fransizin esi cok uzgundur, fadime pek uzulmemistir... sirket sahibi fransizin karisini teselli etmeye calisirken kadin 'bilseydim baska birsey yapardim' der. sirket sahibi italyanin karisini teselli etmeye calisirken kadin 'bilseydim baslka biseyt yapardim der.' sirket sahibi fadimenin yanina gelir ve sorar 'baksana onlar nasil uzuluyo, sen niye hic uzulmuyosun. yoksa sevindin mi kocanin oldugune?'. fadime cevap verir:
    'uzulmesine uzuluyorum da bizim temel yemegini kendini hazirlardi.'



    5) evlenmek isteyen genç adam, arkadaşına dert yanıyordu:
    “ne yapacağımı bilemiyorum” dedi. “annem ve babamla tanıştırmak için eve getirdiğim kız arkadaşlarımın hiçbirini anneme beğendiremiyorum.” arkadaşı, ona yardımcı olmak istedi,akıl verdi: “kolayı var bu işin” dedi. “sen de annene benzeyen bir kız bul.” evlenmek isteyen genç adam, o yöntemi de denediğini söyledi: “fakat yine de başaramadım” dedi. “bu kez de babama beğendiremedim kızı.”



    6) amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş. tam da turkiye'ye tatile gidecegi gun. aksilik bu ya... ucagi kaciracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mi ?!.. hemen almış yerden, bir bakmış
    ki leanardo di caprio'nun pasaportu.. ne olursa olsun demiş ve şansını denemeye karar vermiş. çıkarmış leonardo'nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış.. uçmuş türkiye'ye. atatürk hava limanında görevli gümrük memurunun karşısına geçmiş.. kim olabilir memur.. tabi ki temel...
    almis pasaportu eline temel adamın ismine bakmış : leonardo di caprio. fotoğrafa bakmış, bir zenci.. adama bakmış aynı zenci... bir kaç şaşkın bakıştan sonra temel obur masaya seslenmis,
    ula cemal, bu titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?



    7) bugün doğanlara isimler bari buda olsun

    8) hitler yahudilerin bulunduğu bir toplama kampını gezmektedir.yahudilerden birini yanına çağırır ve sorar:
    -sizden nefret ettiğimi biliyorsunuz değil mi?
    -evet.
    -mesela beni esir olarak yakalasaydın ne tür bir işkence yapardın?
    -kol kalınlığında bir demir çubuğun yarısını kızgın ateşle ısıtırdım ve çubuğun soğuk tarafını götüne sokardım?
    hitler sinirli bir şekilde:
    -peki neden soğuk tarafı sokardın?
    -soğuk tarafını soktuğumda,kızgın tarafı dışarıda kalacak ve sen o çubuğu tutup çıkaramayacaksın.onun için...

    9) bir alman, bir ingiliz, bir laz barda oturmus bir yandan içip, bir yandan karılarinin aptalligi konusunda sohbet ediyorlarmis. alman demis ki:
    "benim karim helga o kadar aptal ki geçen gün ucuzluk var diye marketten 300 mark'lik et almis, halbuki bir buzdolabimiz bile yok!" ingiliz gülmüs:
    "o da birsey mi?" demis, "benim karim elizabeth daha da aptal. babasi çok zengindir, geçen hafta kendisine 6000 pound'a araba aldirdi, ama kullanmayi bilmez." laz atlamis:
    "ula usaklar, siz ne diyorsunuz" demis, "benim karim fadime hepsinden aptal. bodrum'a iki haftalik tatile gidiyor. dün bavulunu yaparken gördüm, 400 tane prezarvatif almis, halbuki cuku bile yok!"



    10) vantrolog sahnede aptal sarisin fikralari anlatiyormus. kalabaligin icinden cikan sarisin en sonunda isyan etmis:
    '-yaklasik iki saattir aptal sarisin espirileri yapiyorsunuz.hic tanimadiginiz milyonlarca sarisina hakaret etmis olmuyor musunuz? ayrica yaptiginiz irkcilik bile sayilabilir.tum sucumuz sarisin olmak mi?'
    vantrolog uzgun bir ifadeyle ozur dilemis.
    -sey ben sadece espiri yani ozur...
    sarisin;
    -ben sizinle konusmuyorum beyefendi,o kucaginizdaki kucuk cuceyle konusuyorum demis.



    11) amerikada bütün arkeologlar bir toplantı yapmak için bir araya gelmişler.türkiyedende her zamanki gibi temel katılmış.amerikan arkeolog konuşmaya başlamış:
    - biz toprağı 50 metre kazdık ve toprağın altından telefon kabloları çıktı .bu da gösteriyorki atalarımız bundan yüzyılar önce telefonla konuşuyorlarmış.
    daha sonra temel de konuşmaya başlamış
    - pizda toprağı 100 metre kazduk yerun altından bi pok çıkmadi .demek ki pizum atalarumuz pundan yüzyıllar once telsuz telefonlan konuşaymişler

    12) [ebkz]46724[/ebkz]

    13) bakandan torpilli ve işsiz bir sayın vatandaş, büyükçe bir şirketin insan kaynakları müdürü ile görüşmeye çağrılır.
    insan kaynakları müdürü, güleryüz ve içtenlikle: - beyefendi, finans bölümünde çalışmak ister miydiniz?
    sayın vatandaşımız: - yok ya, ne yaparım ben finans bölümünde?
    insan kaynakları müdürü: - pazarlama bölümüne ne dersiniz, canlı geçer...
    sayın vatandaşımız: - yok ya, pazarlamayı ne yapayım!
    insan kaynakları müdürü: - o zaman muhasebeye alalım sizi, masabaşında rahat edersiniz...
    sayın vatandaşımız: - muhasebe de can sıkıcı olur.
    insan kaynakları müdürü: - peki efendim, şöyleee, içerisinde seks ve seyahat olan bir işe ne dersiniz?
    sayın vatandaşımız: - hah işte, tam istediğim iş!
    insan kaynakları müdürü: siktir ve git!

    14) dursun rusya'ya gıdecekmıs.temel gelmıs ''dursun ula sakin natasalarla yatma oralarda sonra hastalik kaparsin.senden karina bulasir, karindan bana,benden anana, anandan butun koye bulasir telef olur gideriz'' demis....


    15) temel torununa savaş hikayelerini anlatıyormuş.
    savasta düşmanlar etrafımızı sardı..
    bizi esir aldılar..
    komutanları bize dedi ki
    şimdi iki seçeneğiniz var:
    ya simdi burada ölürsünüz, ya da burada hepinizi yatırıp bi güzel beceririz....
    torun hemen merakla sormus,
    peki sonra ne oldu dede?
    temel bir an duraksamış!!
    hepimizi öldürdüler..


    16) juri yerini aldi, yargic salona girip kursusune oturdu, durusma basladi. yargic, suctan zarar goren kiza sordu:
    - sanik seni igfal etmeden once ne dedi?
    - utanirim efendim, soyleyemem.
    - oyleyse kagida yaz.
    kiz yazip verdi:
    "simdi oyle mutlu olacaksin ki, zevkten beynin tavana vuracak."
    yargic kagidi mubasire verdi:
    - juri uyelerine ver de okusunlar.
    okuyan juri uyesi, kagidi yanindakine uzatiyordu. uyenin biri uyuyakalmisti. yanindaki bayan uye onu durtup kagidi onune koydu. uykudan uyanan zat kagidi okudu, kizardi, oyle kalakaldi.
    yargic uyardi:
    - sayin uye, yaninizdakinin de elinizdeki kagidi okumasini saglayin!
    - asla okutamam sayin yargic. yanimdaki bayanin cok ozel bir mesaji bu.


    17) sabah kahvaltıda kadın "eminim sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile!" dedi.
    "tabi ki hatırlıyorum" dedi adam ve kahvaltısını tamamlayıp işine gitti.
    öğleye doğru kapı çalındı: çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül
    buketi bıraktı. sonra kapı tekrar çalındı, bu defa köşedeki pastanenin çırağıydı
    gelen, kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti. öğleden sonra gelen kutudan da
    olağanüstü güzel bir elbise çıktı.
    kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna
    sarıldı."önce çiçekler, sonra çikolata, en son da elbise... bu, hayatımdaki
    en güzel cumhuriyet bayramı..."


    18) takvim sayfasi yada internet sitesi dışında fikrayla sizi karşılaştıran arkadaş ünvanlı biri ise gülme zorunlulugu hissettiğiniz laf kalabaliği.

    19) bir gün deliler kaçmaya karar vermişler.
    cuma günü kaçacaklarmış,
    fakat perşembe kaçmışlar.
    polisler aramaya koyulmuşlar.
    bir saat geçmiş.
    polisler bulamamışlar
    fakat bir saat sonra deliler geri dönmüşler.
    şaşıran polis memuru:
    "niye kaçıp geri geldiniz? " demiş.
    deli ise "biz aslında yarın kaçaktık bugün prova yapıyorduk" demiş.




    20) temel bir seyahat sırasında tanıştığı güzeller güzeli hatuna kur yapmaya başlamış.. uzunca bir girizgahtan sonra birden hatun temele dönüp
    -senin bmw otomobilin var mı??
    temel afallamış-yoook
    -peki herhangi bir bankada yüklü bi paran var mı??
    -o da yok
    -e bari iki katlı villan var mı??
    -cık! o da yok..
    -nasıl tavlamaya kalkarsın ki beni o zaman
    demiş ve çekip gitmiş..

    morali bozulan temel dursuna telefon açmış:
    -ortak
    -he temel
    -şu bizim kadillağı satıp yerine bmw alsak olur mu??
    -oluuur
    -peki benim bankadan bana bi hesap açarlar mı??
    -açarlaar!!
    -ulan pederi kandırıp şu bizim villanın 3. katını da yıktırdık mı ben bu karıyı.......

    21) tavşan epeydir iş görmediği için bayağı zordaymış.parası da çok yok.yanlız aklı fikri sekste.neyse ormanda gezerken yeni açılan genelevi görüyor.girsem mi girmesem mi para da yok ama diye düşünürken abazalığına kurban gidip giriyor.yanlız parası çok olmadığı için ancak yılanı seçebiliyor.

    başlıyorlar yılanla işe.yılanda burada yeni işe başlamış bir gariban.açlıktan ölmek üzere.ulan şu tavşana bak etli butlu şunu bir lokmada yutuversem mi acaba, işi de yeni bulduk atılmayalım falan diye düşünürken yılanda nefsine yenilip bir harekette tavşanı yutuyor.ama daha sonra işten kovulma korkusuna tavşanı olduğu gibi çıkarıyor.tavşanın tepkisi: ne biçim ağzına alıyon lan kevaşe. çok mu abes oldu ne neyse ya

    22) hoca bir komşusuna kazan vermiş.
    aradan günler geçtiği halde adam kazanı bir türlü getirmiyormuş.
    en sonunda hoca dayanamayarak adamın evine kadar gitmiş ve kazanını istemiş.
    komşusu :
    -hoca demiş senin kazan doğurdu
    hoca:
    -nasıl olur demiş getir şu kazanı bir bakayım.
    adam gitmiş kazanı getirmiş.
    hoca bir bakmış ki kazanın ahı gitmiş vahı kalmış o güzelim kazan mahvolmuş.
    -tabi doğurur komşu demiş.kazanın a.ına komuşsun.

    23) sadece yağmur yağınca

    kadın kocası işteyken sevgilisini eve çağırıyor, ikisi yatakta zevk dolu saatler geçirirken birden kapı çalıyor, bir de bakıyolar kocası eve erken gelmiş... kadın panik içinde: - "allahım bu nerden çıktı şimdi! çabuk al topla kıyafetlerini, camdan atla kaybol!" adam pencereden aşaği bir bakıyor: - "hayır atlayamam, deli misin, nasıl yağmur yağıyor görmüyor musun!" kadın deli gibi koşturuyor: - "kocam bizi burda yakalarsa ikimizi de öldürür, atlamak zorundasın, hadi, çabuk çabuk!" böylece adam çaresiz, kıyafetlerini kaptığı gibi camdan atlıyor. ayağa kalkıp bir de etrafa bakıyor ki bir maratonun tam ortasına dalmış. bozuntuya vermeden yarışçılarla koşmaya başlamış. tabi çırılçıplak ve pantolonu gömleği elinde koşan bir tek kendisi olduğu için dikkat çekiyor... koşuculardan biri soruyor kendisine: - "siz hep çıplak mı koşarsınız?" - "ah evet evet... rüzgarın çıplak tenime değmesi kadar güzel bir duygu yok." - "ama çıplak koşarken de kıyafetlerinizi hep elinizde mi taşırsınız?" - "yaaa öyle... koşu bitince arabama biner, giyinir, eve giderim diye." - "gerçekten çok ilginç... peki koşarken hep prezervatif de takar mısınız?" - "aaa.. şeyy.. sadece yağmur yağdığı zaman..."

    24) aşağı attım
    bir general, komşu ülkeden gelen konuk generale hem hava atmak, hem de erlerinin kendisine ve vatanına bağlılıklarını göstermek için, üç erini ve karılarını yanına çağırır. erlere birer kurusıkı tabanca verir. onları yan odaya alır ve karılarını öldürmelerini ister. konuk generale "şimdi bakınız erlerimiz nasıl itaatkar ve vatansever", der. erler teker teker içeri girerler. birinci er karısından özür dileyip tüm şarjörü boşaltır. tabii karısı ölmez, kurşunlar kurusıkıdır. İkincide de aynı şey olur. genaralin gözleri yaşarmıştır. en son giren erin ardından, iki general kurşun seslerini dinlerken, "dan dan dan dan dan dan... şangırrrr", diye bir ses duyarlar. İşini bitirip çıkan ere merakla sorarlar, "neydi o şangırrr sesi?" diye. er yanıtlar: - "komutanım bana kurusıkı kurşun vermişsiniz, karım ölmeyince bende tuttum camdan aşağı attım."




    25) adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve lasvegas'in yolunu tutar... ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanır. hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral dairesine çıkar ve karısına telefon eder: * "hayatim, evde misin?" * "evet kocacığım." * "İyi. hemen hazırlan o zaman. çabuk bavulunu hazırla. kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım." kadın sevinç dolu bir çığlık atar: * "ayyyyyyyyyyy harikasın!! hemen hazırlanıyorum.. peki ama nereye?? paris?; karayipler?; acapulco?; guney amerika?..." adam cevap verir:"umurumda değil. sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol."


    26) temelin babası nasıl öldü
    temel'in babası vefat eder... cenazeye gelen bir aile dostu temel'e sorar: nasıl oldu? cevap: 30.kattan aşağıya düştü... adam: vah vah desene çok feci ölmüş... temel: yok yok öyle ölmedi... tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi... adam: vah vaah! daha şiddetli çakıldı o zaman. temel: yok! karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına... adam: demek çatıya çarpıp öldü. temel: yok ya! çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti... adam: deme ya! çarpıldı o zaman... temel: yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı. adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? yazık... temel: yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye... adam: orda mı öldü? temel: yooo... ordanda yine kasaba... en sonunda bunalan adam temel'e bağırarak sordu: ulan nasıl öldü bu adam? temel: "baktık durmuyo... vurduk!"



    27) çocuğumuzun adı ne olsun
    kız hayatında ilk defa bir partiye gidecekmiş,annesi o aksam kızına öğüt veriyormuş. -kızım bak sen bu partileri bilmezsin burada çapkın erkekler olur seninle yatmak için her şeyi yaparlar eğer böyle bir şey olursa ona çocuğumuzun adı ne olsun diye sor hemen telaşlanır ve senden uzaklaşır. neyse kız partiye gitmiş biraz sonra bir genç kızı dansa kaldırmış, dans ederlerken genç kızı okşamaya sarkıntılık yapmaya başlamış. kız hemen "çocuğumuzun adı ne olsun" demiş, genç tırsmış ve gitmiş. bir sure sonra başka bir genç gelmiş yine aynı sarkıntılıklar başlamış kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun" demiş ve genç yine panik bir şekilde kaçmış, biraz sonra bir genç daha gelmiş, dansetmeler falan derken yine aynı sarkıntılıklar başlamış, kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun demiş ama değişen bir şey yok daha sonra dışarı çıkıp ıssız bir yer bulmuşlar kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun" demiş gençte yine bir şey yok biraz sonra genç kızın elbiselerini çıkarmış kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun" gençte yine bir şey yok genç kızla sevişmeye başlamış kız "çocuğumuzun adı ne olsun" demiş genç yine sessiz bir süre sonra genç işini bitirmiş kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun" demiş. genç kalkmış prezervatifi çıkarıp bir düğüm atmış "buradan çıkabilirse david cooperfield olsun

    28) temel kitap yazarsa
    temel bir gün bir kitap yazmaya karar verir ve hemen orhan pamuk'a koşar 'sevgili üstat, ben bir kitap yazmaya karar verdim ama çok satsın istiyorum ne yapmalıyım ?' der. pamuk, bak temel türkiye'de tutan üç şey vardır. birincisi seks, ikincisi asalet, sonuncusu da de gizem. sen kitaba bunları içeren bir başlık koyarsan kitabın en az on bin satar. temel hemen başlamış kitabi yazmaya, 3 ay sonra geri gelmiş. orhan pamuk kitabın adını sormuş, temel de, 'kontesi kim becerdi?' demiş. orhan 'afferim, çok güzel olmuş, kontes ile asaleti, sikmekle seksi vurgulamışsın, kim de gizemle ilgili. ama sana söylemeyi unuttuğum bir şey daha var. bu baslığa bir de din katabilirsen en çok satanlar listesine tepeden girersin. temel yine çıkmış ve kitabı değiştirmeye başlamış. 1 ay sonra tekrar geri gelmiş. orhan pamuk kitabin adini sorunca temel: 'allah allah, kontesi kim becerdi?




    29) bir fransiz turist kafilesi erzurum'a gelir. sehri gezerler. oradan aziziye tabyalari palandöken daglari derken dönüs vakti gelir.
    herkez otobüslere biner ancak bir fransiz kadinin eksik oldugu anlasilir.
    ararlar ve sonunda palandöken daginda kadini bir çobanla birlikte bulurlar. çoban kadini iyice becermistir. her ikisinide yakalayip karakola götürürler ve kadina sikayetçi olup olmadigini sorarlar.
    kadin da:
    -"ne sikayeti ben bugüne kadar böylesini görmedim. yanliz benimle birlikte fransa'ya gelirse sikayetçi olmam" der.
    durumu çobana söylerler çoban da :
    -"nasil gelirem kari burda, çoluk çocuk burda, sürü burda" der ve ekler :
    -"benim biraderim var askerdedir. teskeresine az kaldi eger olursa o gitsin" der.
    durumu kadina söylerler. kadin da:
    -"eger kardesi de onun kadar iyiyse gelsin" der.
    kadinin bu sözünü çobana iletirler.
    çoban:

    -"valla bilemem ama askere gitmeden önce bizim birader bir ayiyi becerdiydi serefsizim ayi ona hala bal getiriyor"

    30) kars tren garinda istanbul'a hareket etmek üzere dogu ekspresi hazir beklemektedir.

    kayseri'li is için geldigi kars'tan dönmek üzere trene biner ve kompartmanini bulur.

    içeride iki tane 45-50 yaslarinda adam ve birde 20 yaslarinda genç vardir.

    -"selamun aleyküm" diyerek kayseri'li içeri girer.içerdekiler;

    -"aleyküm selam" derler.

    kayseri'li yerine oturur ve bir süre sonra tren hareket eder.yolculugun basinda hiç kimse konusmamaktadir.yalniz genç çocuk biraz sikintilidir.orta yaslilardan birisi çocugun bu halini görür ve laf atar.

    -"hayrola genç senin bir derdin mi var?"

    çocuk dayanamaz baslar anlatmaya:

    -"ya abi ben istanbul üniversitesinde ögrenciyim.yari yil tatili için köyüme geldim. zavalli anam beni okutabilmek için kötü yola düsmüs. kadini o halde görünce çok canim sikildi. üzüldüm" der. bu sefer soruyu soran adam çocugu teselli etmek için söze baslar.

    -"bak aslanim ananla iftihar et kadincagiz seni okutabilmek için nelere katlaniyor. ben falanca yerin genel müdürüyüm. anacigim beni okutabilmek için her gece pavyonlarda konsomatrislik yapardi. üzülme" der.b u sefer öteki orta yasli adam lafa karisir.

    -"yavrum gördün iste analik hakki ödenmez. beyefendi dogru söylüyor ben ki filanca sirketin patronuyum anam beni okutabilmek için her gece kendini satardi. bosver" der.

    tabiki kayseri'nin de konusmasi lazim. elini cebine atar ve bir uzun samsun paketi çikartir. digerlerine ikram ederek söyle der:

    -"yakin lan orospu cocuklari birer tane...."


    31) jim ile mary akil hastanesinde iki hastadir. birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken jim aniden suya atlayip en dibe batar. bunu goren mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup jim'i kurtarir.
    tabii mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. bunu duyan bashekim de mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. islemler yapilir, belgeler cikartilir, bashekim ayni gun mary'nin yanina gider:
    - mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. kotu habere gelince, kurtardigin hasta, jim, intihar etmis. az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
    mary gayet sakin yanit verir:
    - o intihar falan etmedi ki. ben onu astim kurusun diye

    32) İki rahibe varmış biri matematikçi biri mantıklı... bunlar bir akşam karanlıkta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantıklıya dönerek ; "yaklaşık 20 dakikadır bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklaşıyor şu anda aradaki mesafe 50 metre" der. bunun üzerine mantıklı rahibe bunun tek mantıklı açıklaması olabileceğini ve adamın kendilerine tecavüz edeceğini ve daha hızlı yürümeleri gerektiğini belirtir. rahibeler daha hızlı yürümeye başlarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe: "adam da hızlandı ve aradaki mesafeyi kapatıyor, şu anda 30 metre arkamızda... "o zaman mantık olarak koşmamız gerekir." rahibeler koşmaya başlar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe "o da koşuyor ve arayı kapatıyor şu anda mesafe 10 metre..." "o zaman mantık olarak bizi yakalayacak birimiz sağa diğerimiz sola saparak kiliseye ulaşmaya çalışalım en az birimiz kurtulur." ...ve matematikçi sağa doğru koşmaya mantıklı sola doğru koşmaya başlar. matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulaşır ve telaş içinde beklemeye başlar. aradan 40 dakika geçtikten sonra mantıklı rahibe gelir. matematikçi sorar ; "ne oldu ne yaptın ?" "adam beni takip etti artık mesafe üç-beş adıma kadar azalmıştı, mantık olarak daha fazla koşmanın anlamı yoktu... "eeee..." "mantık olarak ben durdum adamda durdu." "sonra..." "mantık olarak ben eteğimi kaldırdım oda pantolonunu indirdi." "peki daha sonra...." "daha sonra ne olacak eteğini kaldırmış bir rahibe pantolonunu indirmiş bir adamdan daha hızlı koşar

    33) kendisine yeni bir arkadaş ortamı bulan genç adam bir aksam yeni arkadaşlarıyla bir ortamda oturup sohbet etmeye başamış. yalnız ortada garip bir durum varmış zira adamlardan biri bir rakam söylüyormuş , diğerleri ise başlıyormuş kahkahalarla gülmeye. çocuk şaşırmış, sormuş nedir bu durum diye, söyle cevap vermişler; 'biz her gece böyle buluşup birbirimize fıkra anlatırız ama hep aynı fıkraları anlattığımız için sıkıldık, uzun uzun anlatmaktansa fıkralara numaralar verdik birisi çıkıp fıkranın numarasını söylüyor bizde gülüyoruz' demiş, sonrada eklemiş 'hadi sende bir numara söyle'... şaşıran çocuk ne yapsın aklına gelen ilk rakamı söylemiş, sonra bir sessizlik olmuş ve bir anda herkes kahkahalar atmaya başlamış. aralarından biri çıkıp söyle demiş sonra,

    'ilahi, bu fıkrayı daha önce hiç duymamıştım valla, çok komikmiş'

    34) memur, patronuna giderek "zam istiyorum efendim.." demiş,
    "yoksa peşimde koşuşturan üç şirket var yakında beni bulamayacaksınız, bilesiniz...!"
    "hangi şirketler onlar?" diye sormuş patronu..
    "İnanmıyorsanız söyleyeyim efendim.." demiş memur,
    "elektrik şirketi, doğalgaz şirketi ve su şirketi..!"



    35) sinav

    biyoloji dersinden yapilacak sinav için siniftaki herkes acayip çalismis, notlar fotokopiler havada uçusmus. daha sonra sinavin yapilacagi gün gitmisler bir de bakmislar, ortada kagit kalem yok sadece sira sira mikroskoplar.

    hoca da baslarinda bekliyorken "bu mikroskoplarin laminda bir böcegin bacagi var, sinaviniz bacagindan böcegi tanimak" demis.

    ögrencilerin bir yigin itirazi fayda etmemis, hocanin dedigi dedik.

    ögrenciler mikroskoplarin basina geçmis. ama bir sey yapamiyorlar. en sonunda ögrencilerden biri dayanamamis, kapiyi çarpip çikmis.

    hoca arkasindan seslenmis:

    "kimsin ulan sen, kapiyi çarpip çikiyorsun?"

    kapi hafifçe aralanmis ve bir bacak uzanmis:
    "tanisana hadi, tanisana kim oldugumu."

    36) pisiklet isterem
    diyarbakır'da şehmus okula gelir, tabii bizim şehmus ilkokul talebesi, ama her tarafı yara bere içinde, hoca sorar, "şehmus oğlum ne oldu sana", şehmus der, "babam dövmiştir". hoca sorar, "niye oğlum", "valla bilmiyom hocam akşam evde yatıyık biraz sonra babamın sesini duyuyom, ali uyudun mi ali den ses çıkmiy veli uyudunmi e veliden de ses çıkmiy mehmed uyudin mi mehmedden de ses çıkmiy şehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviy." bunun üzerine hoca, bak şehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazımdır der. şehmus kafa sallar eve gider, ertesi gün okulda şehmus daha fena dövülmüş olarak gelir. bunu gören hoca merakla gider yanına ; "şehmus ne oldi kim yapti" der. şehmus der ki "bubam yapmıştır." "niye şehmus ne oldi", şehmus anlatır. "hocam akşam evde yatıyık biraz sonra yine babam in sesini duyuyom, ali uyudun mi ali den ses çıkmiy veli uyudunmi e veliden de ses çıkmiy mehmed uyudin mi mehmedden de ses çıkmiy şehmus uyudin mi diy, ben de uyumadım ama hiç ses etmedim. bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamadım ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi ben de ula nereye gidiyonuz ben de geliyom dedim... hoca derki; oğlum bunlar anne baba, gider gider gelirler. sen hiç bozuntuya verme. uyuyo gibi yap. peki demiş şehmus. ertesi gün bir bacak kırık. " bu sefer ne oldu? " der hoca. hocam, dediğin gibi yapmişem. hiç ses çıkarmamişem. en son bubam anamın arkasına geçti, "ben çocuk isterem, ben çocuk isterem!" diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat demişem. geçtim bubamın arkasına, " ben de bisiklet isterem !!!! ""



    37) felcli baba
    adamin biri birgün felç olan bir arkadasini ziyaret etmis. sohbet sirasinda felçli arkadasi adama:
    - "terliklerim yukarida kalmis onlari bana getirir misin lütfen" diye rica etmis...
    adam yukari çikmis, bir de ne görsün; felçli arkadasinin afet gibi dipdiri iki kizi var! hemen pratik zekasini çalistirarak:
    - "babaniz beni sizinle yatmam için gönderdi" demis... kizlar:
    - "nasil olur!! imkansiz!" demisler... adam:
    - "inanmiyorsaniz soralim" demis ve asagiya seslenmis:
    - "ikisini de miiiiii!"... felçli adam bagirmis:
    - "ikisini de! ikisini deeee!!"


    38) bir televizyon muhabirine terörist baskınından nasıl kurtulduğunu anlatan köylü adam:

    teröristler bizim eve geldi; bize yemek ver, dediler. ben teröriste yemek vermem, dedim; benim karıyı, gözlerini kırpmadan vurdular. şimdi veriyor musun, dediler. ben teröriste yemek vermem, dedim; benim büyük oğlanı, gözlerini kırpmadan vurdular. şimdi veriyor musun, dediler. ben teröriste yemek vermem, dedim; benim ortanca oğlanı, gözlerini kırpmadan vurdular. şimdi veriyor musun, dediler. ben teröriste yemek vermem, dedim; benim küçük oğlanı, gözlerini kırpmadan vurdular. silahı benim alnıma dayadılar; şimdi veriyor musun, dediler... baktım adam gayet mantıklı konuşuyor, verdim..."

    39) hastanede vizite
    yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor. kadıncağız yirmi sekiz gündür üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok. belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hastahanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. prof. başta, arkasında doçlar, sonrasında başasistanlar ve bir iki parlak öğrenci üçgen düzende vizitlere nerdeyse uçarak giderler. yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. prof sorar: - radyolojik tetkikler ? hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. sert ve kararlı bir ses: - ekg ? derhal hocanın önüne serilir, - eforlusu ? o da hemen açılır hocanın önüne. - laboratuvar tetkikleri? her şey önceden hazırlanmıştır. - elektroansefalografi ? - buyrun hocam. - emar ? dışarıda çektirilmiş(!) emar da konulur büyük patronun önüne. - sintigrafi? - anjiyo?... derken büyük şef sorar : - sken oldu mu ? kadından gelen cılız bir ses : - bi onu yapmadılar !



    40) -yeni evli çift bir sabah işe gec kalırlar....
    -geckalan koca karısına fırcalamaya başlar...
    -sen nasıl kadınsın işe gec kaldım neden uyanmadın,baksana arkana camaşır makinası gibi olmuşsun der.....
    -kadın yataktan kalkar ve geyinip işegider o sinirle...
    -günler ve haftalar gecer....
    -aksam olur ve yatarlar erkek hanıma dönup hanım hadi yapalım der..
    -kadın kocasına dogru döner ve der ufacık sey için koca makina acılmaz...
    -sen en iyisi banyoda cidileder..


    41) karadenizli temel ile adanali birol birlikte tatile cikarlar.
    fethiye'de, kelebekler vadisi'nde çadır kurarlar. tatillerinin ikinci
    gunun
    aksami guzel bir yemek yiyip bir sise de sarabi devirdikten sonra
    uykuya dalarlar. birkac saat sonra birol uyanir ve temel'i de
    durtukleyip uyandirir. temel uyku sersemidir;
    -"ne oldu? ne istisun?"
    -"temelcigim. yukariya bak ve bana ne gordugunu soyle."
    temel gokyuzune bakar ve cevap verir:
    -"ha punun icun mu uyandirdun benu?. paktum iste. milyonlarca yilduz
    gorirum...isil isil parliyan milyonlarca yilduz..."
    birol tekrar sorar:
    -"peki, bu sana neyi gosteriyor?"
    artik iyice uykusu kacan temel biraz dusunur ve filozofca cevap
    verir:
    -"teolojik olarak tanrunun kudretinu ve kendu acizligimuzu corirum.
    felsefi olarak, evrenun sonsuzlugunu ve onun karsisindaki
    onemsizligimuzu
    corirum. astironomik olarak galaksilerun, yilduzlarun, gezegenlerun
    varligini corirum. meteorolojik olarak pucun havanun cok guzel
    olacaginu corirum. yilduzlarun konumuna bakarak da gecenun koru ve saatin 3
    oldugunu, penu luzumsuz yere uyandirdugunu coruyorum...niye sordun punu
    pana? ha sana neyi costerur?"

    birol:

    -ulan hıyar cadırımızı çalmışlar..

    42) yapıştım
    bir gün bir bilim adami yilbasi nedeniyle hastaneleri gezip akillanan delileri salmaya karar vermis. bir sürü hastaneyi gezmis fakat hic akillandigina kanaat getirilen deliye rastlamamis.

    en sonunda bir hastaneye gitmis birde bakmis ki bütün deliler zipliyor hemen onlarla ilgilenen doktorlara sormus:
    -"bunlar neden böyle zipliyorlar?"
    -"bunlar kendilerini misir patlagi zannediyorlar." demis

    birde bakmislar ki bir tanesi ziplamadan yatagin üzerinde sabit bir sekilde duruyormus. hemen ona yaklasarak sormus.
    -"sen neden ziplamiyorsun?"
    -"ben tavaya yapistim..."


    43) imam ve bekçi
    kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. o kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir dostor bey atanmış. genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.

    doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. doktora rahatsızlığını söylemiş. doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. bekçiyi muyene etmeye başlamış. elini bekçinin kırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;

    bekçİ:"doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
    doktor:"söyle bakalım"
    bekçİ:"ben senden hoşlanıyorum. mümkünse seni birkere yapmak istiyorum"
    doktor:"hay hay neden olmasın. biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
    doktor:"yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.

    pencereler yukarıya doğru açılıp altan mandallanan pencerelerdenmış. bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;

    İmam:"hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
    bekçİ:"bakıyorum asayiş berkemal mi?"
    İmam:"sen onu benim külahıma anlat. ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demiş.


    44) arastırmacı temel
    temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmalara başlamış. örnek hayvan olarak bir pİre almış. çok hassas aletler ile bu işe başlayan temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye zipla bakayim diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire yarım yamalak da olsa zıplamış, o sırada temel hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. zipla bakayim, ula ziplasana, zipla be hayvan. fakat ayakları kesilen pireden hiçbir hareket yok..... temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. pİre incelendi. sonuç: "pİre'nin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır."


    45) gerdek gecesi
    kadının birinin üç kızı vardır. üçünü de aynı gün evlendirir. hepside dört katlı olan aynı binada oturmaya başlarlar. gerdek gecesi kadın bütün katları dolaşmaya başlamış. büyük kızı bağırıyor, ortanca kızı gülüyor, küçük kızda hiç ses yokmuş. ertesi gün kızlarını toplamış ve sormuş. geceniz nasıl geçti? büyük kız: -rezaletti demiş. ortanca kız: -bilseydim daha önce evlenirdim demiş. küçük kızdan ses çıkmamış. annesi kıza ablalarını dinledin demiş ama senden hiç bir ses gelmedi neden diye sormuş? anne sen bize agzında birşey varken konuşmayın demezmiydin. dedi

    46) neden siyahım
    yeni evli japon çift balayını geçirmek için afrikayı tercih ederler. ve nihayet otele yerleşirler bu ilk geceleridir. biraz şarap içtikten sonra yeni damat hemen ilişkiye girmeyi tercih eder ama kadın bunu itiraz eder ben hamile kalmak istemiyorum der,
    adam- nolcak neyapacağız,
    kadın- git bir yerden prezervatif al gel der,
    adamcağız telaşe ile odadan çıkar gecenin bir saati nöbetçi eczane arar, ve bu sırada otelin odasına hırsız gider birde baksınki yatakta beyaz ve güzel bir kadın hemen yatağa soyunur girer, hafif çakırkeyf olan kadın adamı kocası sanar ve güzelce ilişkiye girer, bu ve bulur eczacıya prezervatif istediğini söyler eczası prezervatifleri masanın üstüne sıralar, şu yeşil olan 5 cent, kırmızı 10 cent, sarı 15 cent, siyah 20 cent, mor 25 cent der adam elini cebine atar cüzdanı yanına almamış yanında sadece 20 cent var derki almışken iyisini alalım der ve 20 centlik siyah olanı alır ve otele gider hemen yatağa girer, ilişkiye başlar tabi bundan kadında memnun kocamla 2 defa sevişiyorum diye, çift memleketleri olan japonyaya dönerler, aradan yıllar geçer çocukları olmuş ve çocukları birgün sorar ya baba sen japonsun, annem japon bizler normalde beyaz ırkız ama neden ben siyahım hemde saçlarım kıvır kıvır, diye sorar babasıda ah oğlum ah dua etki cebimde 5 centim daha yoktu yoksa sen mor olarak dünyaya gelecektin haberin yok demiş.

    47) kadın, gece yarısı yanından kaybolan kocasını
    bulmak için kalkar. evde yalnızlık içinde, aşağıdan
    bir ses duyar. aşağı iner ve tekrar dinlemeye başlar,
    ama kocasını bulamaz.
    biraz daha aramak için aşağı depo'ya iner, orda
    kocasını dizleri üstüne çökmüş, duvara dönmüş
    ağladığını görür... ve merakla sorar:
    - "kocacığım, neyin var, ne oldu ?" kocası:
    - "hatırlıyor musun, baban bizi beraber
    yakaladığında bir soru sormuştu, ya evlenirsin yada 20
    yıl hapis çekersin."... kadın şaşırarak:
    - "eeee ne oldu?" adam:
    - "bugün, hapisten çıkmış olacaktımm"


    48) fahişe papagan

    İş adamı temel amerika'ya gider, işlerini bitirdikten sonra alış veriş merkezlerinde dolaşmaya başlar. pet shoplardan birinde akıllı ve hazır cevap bir papağan görür, papağanla biraz sohbet ettikten sonra yetkiliye gider ve papağanı satın almak istediğini söyler. satıcı papağanın satılık olmadığını söyler fakat temel bir türlü vazgeçmez paraysa para illaki bunu bana satacaksınız diye ısrar eder. satıcı bakmış kurtuluş yok temel'e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası var bu yumurtaları sana verelim hem daha ucuz olur hemde dört tane birden papağanın olur demiş. temel biraz düşünüp kabul etmiş. trabzon'a döner dönmez hemen yumurtaları kuluçkaya yatırmış. bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlamış. birinciden civciv, ikinciden güvercin, üçüncüden muhabbet kuşu, dördüncüden ise ördek çıkmış. temel bu işe epey bozulmuş. bir kaç ay sonra temel yine amerika'ya gitmiş, işlerini bitirince doğru papağanın olduğu dükkana gitmiş. papağan temeli uzaktan görür görmez başlamış kahkahalar ile gülmeye. temel ne güleysun ula demiş. papağan niye gülmeyeyim, new york'da herkes senin enayiliğini konuşuyor deyince temelde, oda bir şeymi ulan trabzon'da herkes senin fahişeliğini konuşuyor demiş.


    49) temel ve İcatları
    temel,amerikalı ve japon oturuyor. birden bir telefon çalar. temel bakar çalan yeni aldığı cep telefonu değil. amerikalıya bakmış elini kulağına koymuş kendi kendine konuşuyor. temel herhalde deli diye düşünmüş. meraktan sormuş. -abi sen delimisin nesin kendi kendine konuşuyorsun. amerikalı -bizdeki teknoloji sizdekinden gelişmiştir. elimize bir mikrochip koyup konuşuyoruz. temel düşünmüş acaba kendi telefonunun modası geçtimi diye. oysaki o kadar da para vermişti son model diye. bozulmuş haliyle. bir daha çalmış telefon. bakmış temel in telefonu değil. amerikalının da değil. bakmışlar ki japon kendi kendine konuşuyor.temel gülmüş. konuşma bittikten sonra sormuşlar. -delimisin sen arkadaş diye. japon da kendi teknolojilerinin dünyadaki en gelişmiş teknoloji olduğunu söylemiş. ağza ve kulağa bir chip koyarak konuştuklarını söylemiş. temel ile amerikalı bozulmuş.kazıklanmanın verdiği moral bozukluğu ve sabah yediği kuru fasulyeyle soğanın etkisiyle bir gaz bombası atmış. amerikalı ile japon sormuşlar temele -kardeş ne yaptın sen demişler o neydi? temel de -fax çektim demiş!!!!


    50) rehber temel
    temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor, bir gün bir amerikalıyı alıyor başlıyorlar gezmeye...amerikalı bir saray görüyor. -bu ne kadar zamanda yapılmış diye soruyor. temel : -5 yılda, diye cevap veriyor. amerikalı :-yazık bizde olsa 1 yılda yapılırdı. biraz sonra bir cami görüyor. -bu ne kadar zamanda yapılmış, diye soruyor... temel : -2 yıl, diye cevap veriyor. amerikalı : -yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor. temel uyuz oluyor duruma... biraz sonra bir tarihi yapı daha görüyorlar..gene soruyor amerikalı... temel : -2 ay, diyor. amerikalı yine : -yazık be bizde olsa 1 haftada biterdi, diyor. temel iyice kıllanıyor. tam o sırada boğaz köprüsü'nün altına geliyorlar... amerikali yukarıyı göstererek : -bu köprü ne kadar zamanda yapıldı, diyor. temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp -hangisi? bu mu? bu dün burada yoktu yaa...


    51) temel uçakta
    temel almanya da işçi olarak çalışmaktadır. bir gün memleketi olan trabzon a dönüş için uçağa biner.ancak kendisine ayrılan numralı koltuk yerine en ön kısımda rasgele bir koltuğa oturuverir. uçak görevlileri tüm çabalarına rağmen temeli kaldırmayı başaramazlar, bunun üzerine uçakta bulunan bir şahıs temele yaklaşarak kulağına bir şeyler fısıldamaya başlar,ardından temel bütün hızıyla ayağa kalkıp uçağın en arka kısmına doğru koşmaya başlar, bu durumu merak eden görevliler o şahısa temele neler söylediğini merak edip o kişiye temöelin bu ani hareketinin sebebi sorulmuş,o kişi; temele sadece uçağın arka kısmının trabzona gittiğini söylediğini belirtmiştir.


    52) simit
    temel,senelerce kaldığı trabzondan amerikaya gitmeye karar verir. uzun yolculuktan sonra nihayet amerikaya varır.oraya gittimi birde ne görsün hayal bile edemediği kadar yüksek binalar. merak edip birinin tepesine çıkmış aşağıya bakmış insanlar buğday tanesi kadar küçük temel aşağıya indikçe insanlar büyüyor. temel iniyor insanlar büyüyor,temel iniyor insanlar büyüyor en son iyice yere iniyor ve gurbetçi bir simitçi karşısına çıkıyor. boyu boyuna denk. temel ula hemşerum ver bakayum bi simit da diyor ve simiti alıp para vermeden arkasını dönüp gidiyor peşeinden gelen simitçi kardeşim parasını versene diyince temel:ula bendendemu para alacaksun ben seni küçüklüğünden beru tanayrum

    53) tünel İhalesi
    mısır hükümeti kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere'den, amerika'dan, japonya'dan ve türkiye'den de temel'in firması olmak üzere birer firma katılır. firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması: - biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler. amerikan firması: - biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der. japon firması ise: - biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir. sıra bizim temel'e gelir. temel: - valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der

    54) sır
    gizli istihbarat teşkilatları kendi aralarında bir yarışma düzenlerler. yarışmanın amacı örgüt içindeki ajanların direncini ölçmek.kural şu ajana bir sır verilecek ve işkence yapılacak.acaba ajan bu işkenceye nekadar dayanacak.yarışmacılar amerika cıa,rusya kgb,türkiye mit mit'ten de ''temel''.yarışmaya başlıyor cıa ajanı işkence karşısında sırrı bir saat saklayabiliyor.kgb ajanı ise tam iki saat dayanıyor.sıra bizim temel de .temel'e sırrı veriyorlar ve başlıyorlar işkenceye bir saat,iki saat,üç saat,dört saat derken bakıyorlarki temel ölecek biraz ara verelim tekrar devam ederiz diyorlar ve temel i bırakıyorlar.yarı baygın temel kafasını duvara vuruyor ve diyorki ula hatirla oni yoksa gebertecekler seni

    55) banka soygunu

    temel ile dursun birgün banka soymaya karar verirler giderler bi bankaya bütün paraları alırlar ve kaçmaya başlarlar bankanın müdürü arkalarından bagırmaya başlar durunlan orospu cocukları temel derki dursun sen kaç beni tanıdılar.


    56) american teknolojisi
    amerikalılar bir gün son teknoloji ürünü mükemmel bir uçak yapmışlar. bu uçağı düşünmüş-taşınmış ve arabistan'da test etmeye karar vermişler... ülkenin en iyi pilotuna vermişler uçağı... uçak havada arıza yapmış. arap telaşa kapılıp ne yapacağını şaşırmış bu durumda iken monitörde bir yazı çıkmış: "this is american technology, don't afraid." arap biraz rahatlamış uçak düşerken aynı yazı birkaçkez daha tekrarlamış ve sağsağlim inmiş adam... düşünmüşler taşınmışlar elin amerikanı yapar da biz niye yapmayalım ki? diye düşünmüşler ve aynı uçaktan imal etmişler ve ilk testi amerikalılara yaptırmak istemişler.... amerikan pilotu uçarken motorda sorun çıkmış ve uçak irtifa kaybetmeye başlamış... monitörde "don't worry this is arabic technology" yazmış.. neyse pilot rahatlamış... bu bizim uçak gibi demiş ve sakinleşmiş. aynı yazı iki-üç kez daha çıkmış ve çakılmaya az kalmışken monitörde bir yazı daha çıkmış : " repeat after me; eşhedünla ilahe illallah ve eşhedüennemuhammeden abdühü ve rasülühü"



    57) pezevenk
    temel her gün evine trenle gidip gelmektedir.yine bir gün trende gelirken karşısında oturan adamın biri durup dururken pezevenk der.temel şaşırır ; acep bağamı dedi diye sağına soluna bakınır. adam tekrar pezevenk der.temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakar ; sanırım bağa dedi der.olay çıkmaması için ilk durakta iner ve olayı evde karısına anlatır. fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der. fadime ;hadi ya bak terbiyesize der. temel ertesi gün aynı adam ile tekrar trende karşılaşır.bu sefer adamın lafı çok ilginçtir.temele bakar ve şöyle der: dedikoducu pezevenk

    58) alkol muayenesi
    miami 'de üstü açık spor arabasıyla gezen sarışın afet'i trafik polisi durdurur. - hanımefendi ehliyetinizi görebilirmiyim ? - nedir o? - hani araç kullanırken yanınızda taşımanız gereken belge,kredi kartı boyutlarında ve üzerinde resminiz olur. - sarışın bayan çantasını aracın koltuğuna boşaltır ve ehliyeti bulur ve memura uzatır. - hanımefendi ruhsatı görebilirmiyim ? - oda ne ? - tabiri caiz ise aracınızın kimlik kartı. genelde torpido gözünde bulunur. - bayan torpido gözünü bulur ruhsatı uzatır. - trafik polisi evrakları alıp aracına biner ve merkezle telsiz bağlantısı kurar. merkezdeki görevli memur aracı kullanan sarışın mı diye sorar ? - evet - peki süper bir mini eteği varmı ? - evet - göğüsleri gömleğinden taşıyor mu ? - evet - o zaman sen ona doğru yaklaş ve fermuarını indir. - polis memuru merkezdeki arkadaşına bağırarak böyle bir şey yapamayacağını söyler ama ısrarlara fazla dayanamaz. sarışın bayanın yanına yaklaşıp fermuarını indirir. -sarışın çok şaşırır yinemi alkol muayenesi

    59) temel kamyon şöforüdür. günlerden bir gün ağır bir yükü köyüne bırakmakla görevlendirilmiştir. kötü bir dağ yolunda kamyonunu dikkatli bir biçimde sürmektedir. aksilik bu ya, kamyonu sürerken karşısına çıkan virajı döndükten sonra yola küçük bir kız çocuğu fırlar. temel'de panikle direksiyonu bir yana kırayım diye düşünür. sağa doğru kırsa küçük çocuğu ezecektir. solda ise pazar yeri vardır. pazar yerine doğru direksiyonu kırsa bu kez birçok kişinin ölümüne sebep olacaktır. temel üzülerek küçük kıza doğru direksiyonu kırmaya karar verir.

    ertesi gün gazeteler meydana gelen bir faciadan bahsetmektedir. bir kamyon pazar yerine dalmış, bir çok kişiyi ezmiştir. olayın kahramanı şöfor ise şunları demiştir: "her şey küçük kızın pazar yerine kaçmasıyla başladı."

    60) İki adam oturmuş, kendi unutkanlıklarını konuşuyorlar.
    biri "artık o kadar unutkan oldum ki, bazen merdivenin
    ortasında duruyorum, aşağı mi iniyordum yukarı mı
    çıkıyordum hatırlayamıyorum" diyor.

    öteki araya giriyor, "yapma yahu, bir doktor var, sen
    de ona git, ben çok faydasını gördüm" diyor.
    - kim o doktor?
    - dur, hani bir aşk hikayesi vardı, adam dağları
    deliyordu, kimdi o?
    - ferhat.
    - peki sevgilisinin adı neydi?
    - şirin.
    adam sevinir, mutfağa doğru seslenir :
    " şiriiin, su benim doktorun adı neydi


    61) milyarder koca
    adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve lasvegas'in yolunu tutar... ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanır. hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral dairesine çıkar ve karısına telefon eder: * "hayatim, evde misin?" * "evet kocacığım." * "İyi. hemen hazırlan o zaman. çabuk bavulunu hazırla. kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım." kadın sevinç dolu bir çığlık atar: * "ayyyyyyyyyyy harikasın!! hemen hazırlanıyorum.. peki ama nereye?? paris?; karayipler?; acapulco?; guney amerika?..." adam cevap verir:"umurumda değil. sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol."


    62) medya etkisi
    temel bir gun hamama gider herkezin uzerinde pestemal vardir ama temelin
    uzerinde bir gazete kagidi sarilidir .... temel e sorarlar
    - temel hayirdir niye pestemal degilde gazete kagidi
    temel cevap verir:
    -oglum medya herseyi buyutuyor..


    63) temel araç kiralar

    temel ve arkadaşı araç kiralama şirketine giderler, bir mercedes kiralarlar ve yola koyulurlar giderken arabanın motoru patlar, bunun üzerine hemen araba kiralama şirketine geri dönerler : "ya böyle böyle, arabanın motoru iyi değilmiş, falan... filan..." derler. hemen yeni araba verirler ve gene aynısı olur, araba kiralama şirketinin sahibi şaşırmıştır ve der ki, "yahu temel sen bu arabayı nasıl kullanıyorsun da böyle oluyor" temel de cevap verir : "arabaya biniyorum birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci vites derken hacen orda bir de "r" var rocketleyrum patlayi motor.



    64) kaptanı, tayfaları , gözcu diregi ve gözcusuyle bir gemi denizde ilerliyormus... bi sure sonra gözcu bagırmıs...
    -bi korsan gemisi geliyoooooo... diye. kaptan
    -cabuk benim kırmızı kazagımı getirin. demiş..getirmisler kazgı giymis. korsanlar gemiye atlamıs.. bunlar korsanlarla savasıp korsanları yenmisler...neyse, yol almaya devam etmisler.. bir sure sonra gözcu yine bagırmıs..
    -bi korsan gemisi geliyoooo... diye. kaptan yine kırmızı kazagını istemis.. yine korsanlarla savasmıslar ve yine yenmisler.. bu boyle 4-5 kez daha olmus.. her seferinde gözcu bi korsan gemisi geliyo diye bagırıyo, kaptan kırmızı kazagını istiyo, kazagı giyiyo korsanlarla savasıyolar ve her seferinde de yeniyolar...tabii bu tayfaların dikkatini cekmis..
    -ya kaptan .. demisler -biz ne zaman korsanlarla savasa girsek sen kırmızı kazagını istiyosun, bizde korsanları yeniyoruz , nasıl oluyo bu yaav demisler...kaptanda
    -ya cok basit. demis.. ben korsanlarla savasmadan önce kırmızı kazagımı istiyorum ki , hani kırmızıdan kan belli olmaz ya, iste siz ben yaralansam bile benim yaralandıgımı görmeyin, moraliniz bozulmasın diye kırmızı kazagımı giyiyorum demis.. bunlarda "haaaaa anladıık, vay be valla iyi akıl..." demisler... neyse bir sure sonra gözcu yine bagırmıs.. beş korsan gemisi geliyooooo...kaptan:
    -cabuk benim kahverengi pantolonumu getirin... demis..:)

    65) aslan bir gun sabah kalkmıs.. ooooyle bi gerilmis.. uleeeyn demis, bi cıkıp ormana geziyim, hava atiyim hayvanlara ,krallarının kim oldugunu unutmasınlar diyerekten ormanda gezmeye baslamıs...bisure sonra karsısına bi tavsan cıkmıs. gelmis tavsanın yanına..
    -söyle lan kim bu ormanların kralı demis.. tavsan ezilip buzulerek...
    -tabii ki sizsiniz efendim demis... aslan..
    -aferiiiin.. hadi bakiyim simdi sireee. diyerek buna elinin tersiyle bi tane yapıstırıp uzatmıs...
    neyse aslan ilerlemis biraz... karsısına bi tane ceylan cıkmıs....yanına gelmis ceylanın..
    -söyle leeyn kim bu ormanların kralı demis.. ceylan ezilip buzulerek..
    -tabii ki sizsiniz efendim.. demis...asaln yine :
    -aferin. hadi simdi sireeee leeyn.. diye elinin tersiyle bi tane yapıstırmıs ceylana...
    bu ilerlemeye devam etmis karsısına bi tane zebra cıkmıs...yanına gelmis..
    -sisst söyle leyn kim bu ormanların kralı demis... zebra ezilip buzulup.
    -tabii ki sizsiniz efendim demis... aslan aferin hadi simdi siree, uzaaaa diyerekten elinin tersiyle bi dene gecirmis buna... neyse efendim bu gide gide gide gide, en sonunda karsısına bi tane fil cıkmıs... filde boyle selalenin altına gecmis, hortumuyla suları alıp ustunden asagı dökuyo, bi keyif var sormayın.. keyfinden havasından yanından gecilmiyo yaniii... aslan gelmis bunun yanına , fil hic istifini bozmuyo...aslann hiişşşşt aloooo , baksana lan fiil .. demis.. fil söyle hafif kafasınıı cevirip bakmıs ne var ulan , git basıma bela olma der gibi... aslan:
    -aloo lan fiil. soyle leyn kim bu ormanların kralı demis.. filin kafası atmıs bunu hortumuyla bi kapmıs.. bu okayaya vurmus bi bu kayaya.. sonrada yere pacavra gibi atmıs... aslan zor bela kafasını kaldırmıs:
    -ne kızıyosun be abii, bilmiyosan bilmiyorum dee... demiş...

    66) çinliler hayvanat bahceleri icin maymun avlamak istiyolarmıs fakat tabi avlıyacak kisinin usta olması lazım cunku vurulumadan avlanmalı.... neyse bizim temel de cok usta bi avcıymıs, methi ,ünü taaaa oralara kadar gitmis.. bunlarda bu is icin temel iyidir diye kalkıp turkiyeye gelmisler.. temelde kabul edip, isi almıs.. bunlar beraber maymun avına cıkmıslar... temelin bi de köpegi varmıs...neyse ormanda ilerliyolarmıs.. karsılarına kucuk bi agac cıkmıs ufacık bi agac.. uzerindede kucucuk bi maymun... temel hemen sallamıs agacı maymun yere dusmus köpek maymunu yakalayıp, zukup cuvalın icine atmıs... cinlileer vaay guzel yöntem demisler tabii...:) neyse bunlar ilerlemisler. karsılarına biraz daha buyuk bi agac cıkmıs..ustunde de biraz daha buyuk bi maymun...temel yine agacı sallamıs maymun yere dusmus, köpek maymunu yakalayıp, zukup cuvala atmıs...neyse bunlar ilerledikce karsılarına daha buyuk agaclar,ustlerinde de daha buyuk maymunlar cıkmıs.. her seferinde temel agacı sallıyo maymun dusuyo, köpek yakalıyo, zukuyo cuvala atıyo... en sonunda karsılarına böyle devasaaa bir agac cıkmıs.. ustunde de kocaman bir goril... temel agacı sallamaya calısıyo ama, bırak maymunun dusmesini agac bile sallanmıyo..ki sallansa da maymun goril yani dusecek gibi degil...temel bakmıs boyle olmayacak.. agaca biraz tırmanmıs. asagıya bakıp demis kii :
    -ula usaklar ha bunun dusecegi yok. ben yukarı gidup onu dusurmeye calısacagum ama, malum gorildur ben de dusebilirum... eger goril duserse bi sey etmeyun, köpege bırakun.. amaaa eger ben dusersem köpegi vurun....:)

    67) temel askere gitmiş.
    mutfakta çalışmaya başlamış.
    mutfaga her girdiğinde buzdolabına selam veriyormuş.
    bir gün komutan sormuş:
    -niye buzdolabına selam veriyorsun?
    temel cevap vermis:
    -general electric





    68) simdi zamparanin biri bir gun kadinsiz kalir ve geneleve gider. bir orospuyla anlasir, parasini verir, odaya cikar ve isini bitirir. tam giyinirken aklina bir soru takilir, ve kadina sorar:

    - ya bacim, sen burada gunde en az 50 kisiye veriyon, hic mi hamile kalmiyorsun ? nasil bir korunma bu ?

    - vallahi ne yalan soyliyim, cok dikkat ediyoruz ama arada bazi kazalar oluyor.

    - peki cocuklarinizi ne yapiyorsunuz ? onlara bi egitim, barinma, saglik, ivir zivir gibi seyler nasil sagliyorsunuz ?

    - yok yaw, nerde o imkan, biz cocuklarimizi dogurduktan sonra gider bi cami avlusuna birakiriz.

    - nasil ya ? olur mu oyle sey ?

    - e bakamayiz ki..

    - peki o cocuklara sonra neler oluyor hic dusundunuz mu ?

    - sonra neler oldugunu biliyoruz.

    - ne oluyor ?

    - valla yetenekli olanlari fenerbahce'de futbolcu, zengin olanlari fenerbahcede yonetici, bi bok olamayanda fener taraftari oluyor.



    69) evleri yanyana olan iki ufaklık konuşmaktadırlar. erkek çocuk kıza sorar: -"büyüyünce benimle evlenir misin?" -"hayır evlenmem! diye cevap verir kız, "bizim ailede herkes bir akrabasıyla evleniyor. mesela annem babamla evli; büyükannem, büyükbabamla; teyzem eniştemle..."


    70) İntihar

    adamin biri işinden kovulunca çareyi intihar etmekte bulur.
    tam intihar ederken arkadaşı görür ve koşarak yanına gider.
    yahu o ipi ağaca asmış ne yapıyorsun öyle... adam :
    hiiiç.. İntihar ediyorum. arkadaşı :
    hiç beline ipi sarıpta intihar eden gördünmü sen.
    İntihar ediyorsan ipi boğazına sar.
    İlk önce öyle yaptim ama nefes alamadimki...

    71) >eski zamanlar....
    >diyarbakir'da bir ogrenci evi emniyet gücleri
    >tarafindan basilir.
    >bir sürü kitap toplanir, ogrenciler kaygili
    >beklemekte.
    >kayda deger pek birsey yok. duvarda da marx'in resmi.
    >polislerden biri, ogrencinin birine sorar.
    >- "ula bu kimin resmidir?"
    >cocuk korkarak,
    >- "dedemin resmi" diye cevap verir.
    >polis dislerini sikar, cocugun ensesine bir tokat
    >atar,
    >- "ula hec utanmisan pezevenk, bele nur yüzlü, ak sakalli
    >bi deden var,
    >kalkmissan komonistlik yapisen....

    72) çinli wong heyecanlıdır, ilk kez baba olacaktır. çocuğa çang çing çong adını koyarlar. iki sene sonra bir çocuğu daha olur. bunun adını da wang wing wong koyarlar. iki sene daha geçer ve üçüncü çocuk gelir, fakat çocuk zencidir. wong çocuğun adını something wrong koyar.

    73) i rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek ;
    -"yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der.
    bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir.rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
    -"adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... o zaman mantik olarak kosmamiz gerekir."
    rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe
    -"o da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre.o zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur.".
    ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.
    matematikçi sorar ;
    -"ne oldu ne yaptin ?"
    -"adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...
    -"eeee..."
    "mantik olarak ben durdum adamda durdu."
    -"sonra..."
    -"mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi."
    -"peki daha sonra...."
    -"daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan
    daha hizli kosar..."

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük