Harfe Göre : a b c ç d e f g h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Sözlük
  1. karadelik - gündelik anlamları...

    Online Gündelik - Türkçe Sözlük

    karadelik

    1) buyuk bir kutleye sahip bir yildiz, notron veya cuce yildiz gibi sakin bir yaslilıiga ulasamaz. o yalnizca evrenden kaybolur ve kara delik denilen yapiyi olusturur.

    cekim kuvveti ile ışınım arasındaki denge yıldızın sonunu belirler. yıldız birden çökerek ölçülemeyecek yoğunlukta tek bir nokta halini alır. einstein’ın genel görecelik kuramı cismin bu duruma gelebileceğini doğruluyor. bir kara delik tuhaf fakat basittir. bu cisim inanılmaz yeğinlikte çekim kuvvetine sahiptir. hiçbir şey, ışık dahil kaçamaz ondan. kara delik içerisine düşen bir cisim evrenden yok olur. yine de kara delik karmaşık olmayan bir cisimdir. çünkü, yapısı üç nicelikten oluşmuştur; kütle, elektrik yükü ve açısal momentum’dur. son yıllarda astronomlar kara deliği içine alan çift yıldız sistemleri hakkında ipuçları bulmuşlardır. elde edilen bilgilere göre sıcak gazlardan oluşan disk kara deliğin etrafını sarmıştır.

    x-ışınlarının, kara deliği saran ve yüksek sıcaklıktaki gazlardan oluşan toplanma diskinden üretildiği sanılmaktadır. bir yıldız ölürken yıldızın çekirdek kısmının kütlesi, üç güneş kütlesini aşar. bu yozlaşmış kütle chandrasekhar limitini aştığında elektron basıncı yıldızın atmosferini dengeleyemeyecek ve yıldızlara ait ceset oluşacaktır. çünkü 3mo lik kütle nötron yıldızları için üst sınıra yakındır.

    yozlaşmış, ağır bir yıldıza ait cesedin nötron basıncı, yıldızının hakkından gelerek, kolayca sıkışıp nükleer yoğunluğu daha büyük olan bir cismin meydana gelmesine neden olur. daha fazla basınç hiç iyi olmaz, çünkü kaçma hızı, ışık hızını aşar. hiç bir şey, ışık hızından daha hızlı gidemediğine göre ışık bile bu cisimden kaçmayı başaramayacaktır.

    çok yoğun bir yıldızın beyaz cüce ya da nötron yıldızına dönüştüğü sanılmaktadır. yıldızın ağırlığı tüm kuvvetlere üstünlük sağlayarak her taraftan hızlıca içe doğru büzülmesine ve bir küre haline gelmesine neden olur. genel görecelik kuramına göre, ölü yıldıza yakın yüzeylerdeki zaman ve uzayda bozulma meydana gelir. sonuçta, yıldız yüzeyinden kaçış hızı ışık hızına erişir ve böylece yıldız evrende gözden kaybolur. bu aşamada uzay o denli eğilir ki uzayın dokusunda bir delik açılır. ölmekte olan yıldız bu uzay içerisinde gözden kaybolur ve geride yalnızca kara bir delik bırakır.

    kara delikten çok uzaktaki uzayın geometrisi düzdür. çünkü çekim kuvveti buralarda çok zayıftır. bununla beraber, kara delik yakınlarında çekim kuvveti çok fazla olduğundan uzay geometrisindeki eğrilikte çok büyüktür.

    kara delikten kaçış hızının ışık hızına eşit olduğu uzay bölgesine “olay ufku” denir. bu küre yüzeyi bazen kara deliğin “yüzeyi” olarak düşünülür.

    olay ufku kara deliğin içine düşen madde hakkında bilgi edinmemizi engellediği gibi bizi tekil noktadan da korur. örneğin; çökerek kara deliği oluşturmaya başlayan ağır bir yıldızın kimyasal yapısı hakkında bilgi elde etmenin hiçbir yolu yoktur. hatta bir kimsenin, kara deliğin merkezine gidip orada kimyasal testler yaparak elde ettiği verileri yere iletmesine olanak yoktur. kara delik aslında bir bilgi kaybıdır. çünkü, kara delik içerisine düşen madde kimyasal birleşim, doku, renk,şekil ve boyut gibi birçok özelliğini de beraberinde taşıyarak evrenden sonsuza dek ‘yok olur’ ve yaşamını kara deliğin bir parçası olarak devam ettirir.

    kara delik evrenin bilgi batağı olarak davrandığından, bu bilgilerin kendisi kara deliğin yapısını ve özelliklerini etkileyemez. bu konuyu açıklamak için iki tane düşsel kara delik ele alalım; birinci kara delik 10mo’lik demirin çekimsel çökmesi ile oluşsun. diğeri ise 10mo’lik fıstık ezmesinin çekimsel çökmesi ile oluşsun. açıkçası; bu iki farklı madde tamamıyla iki tane kara delik meydana getirir. bu iki kara deliğin olay ufukları oluştuktan sonra hem demir hem de fıstık ezmesi evrenden tamamen kaybolacaklardır. dışardan bakan birisine göre, bu iki kara delik aynı görülecek ve hangisinin fıstık ezmesi hangisinin demir olduğu belli olmayacaktır. biz, kara deliğin yok ettiği bilgiden nasıl etkilenmediğini anlayabiliriz.

    ılk olarak, kara deliğin kütlesini ölçebiliriz. bunu için birinci yol; kara deliğin etrafında dolaşacak bir yörüngeye bir uydu yerleştirebiliriz. kepler’in üçüncü yasası uydunun kütle etrafındaki yörünge dönemini ve yarı büyük ekseni ile ilişkisini kurar ve kepler’in üçüncü kanununu kullanarak kara deliğin kütlesi hakkında karar verebiliriz. bu kütle kara deliğe düşen tüm cisimlerin toplam kütlesine eşittir.

    bir kara deliğin sahip olduğu toplam elektrik yükünü ölçebiliriz. çekimsel kuvvet gibi elektrik kuvveti de uzun erimlidir ve etkisini kara deliğin çevresindeki uzayda hissettirir. uzayın derinliklerine insansız olarak gidebilen bir uzay aracını kara deliğin yakınından geçirirsek, kara delik etrafındaki elektrik kuvveti ve bu kuvvetten de elektrik yüküne ait bilgi edinebiliriz.

    her ne kadar kuramsal olarak kara delik çok az bir elektrik yüküne sahip olsa da , o kendi kendine manyetik alana sahip olamaz. einstein’ın eşitlikleri, kara deliğin etrafındaki uzay geometrisinde kuzey uçlak, güney uçlak bakışıksızlığına(asimetrisine) izin vermez. bir kara deliğin oluşması sırasında çöken yıldızın önemli ölçeklerde manyetik alana sahip olması beklenir. ölen yıldız olay ufkundaki yerini almadan önce manyetik alanda depolanmış enerji, elektromanyetik ve çekimsel dalgalar biçiminde salınır. çekimsel dalgalar uzay geometrisindeki tepeciklerdir. bazı fizikçiler, çökerek patlayan ağır kütleye sahip yıldızların saldığı ışınımları gözleyebilecek icatlarla uğraşmaktadırlar.

    kara deliğin kütlesi ve elektrik yükünün yanı sıra toplam açısal momentumunu da ölçebiliriz. çünkü kara delik açısal momentumunu korur. kara deliğin kendi etrafındaki dönüşünü çok hızlı yaptığı tahmin edilmektedir. einstein’ın teorisi kara deliğin etrafında sürüklediği uzay ve zamanın sürüklenme nedenleri hakkında tahminde bulunmaktadır. kara delik bir nokta etrafında dönerken onun etrafını saran uzayda onunla birlikte döner. dönen her kara deliğin çevresindeki olay ufkunda öyle bir yer vardır ki bu bölgede uzay ve zamanın sürüklenmesi çok şiddetli boyutlardadır. dolayısıyla aynı bir konumda kalmak olanaksızdır. ne yaparsanız yapın uzay ve zamanın dönen geometrisi boyunca deliğin çevresinde sürüklenirsiniz. durgun halde bulunması olanaksız olan bu bölgeye “ergosphere” denir.

    düşünsel olarak bir kara deliğin açısal momentumunu onun etrafındaki bir yörüngeye iki uydu yerleştirerek ölçebiliriz. birinci uydu kara deliğin dönme yönünde dönsün diğeri de ters yönde dönsün. uydulardan bir tanesi uzay ve zamanın geometrisince taşınır fakat öteki sürekli olarak akıntıya karşı savaşır. böylece, bu iki uydunun farklı iki yörünge dönemi meydana gelecektir.

    gökyüzünde bir kara delik bulmak çok zor bir iştir. bir kara deliğin olay ufkundan ışık kaçamadığı, gezegen veya yıldızları gözlediğimiz yollarla kara deliğin gözleyemeyiz. kara deliği gözlemenin en kolay yolu sahip olduğu güçlü çekim alanının etkisinden yaralanmaktır. kara deliği gözlemenin diğer yolu da ardalanında bulunan cisimlerin görüntülerine yaptığı etkiyi incelemektir. örneğin; yer, kara delik ve ardalanında bulunan bir yıldızın çok düzgün bir doğrultuda olduğunu varsayalım. yıldızdan gelen ışınım kara deliğin yakınındaki uzaydan geçerken iki yol izleyerek yer’deki gözlemciye ulaşır. bu da gözlemcinin yıldızın iki hayali görüntüyü görmesine yol açar.

    güçlü çekimsel alanından dolayı ardalandan gelen ışınımı çarpıtarak hayali görüntüyü görmemize neden olan cisimler “çekimsel mercek” adıyla anılır. tek başına bir kara deliği bulmanın hemen hemen tek yolu budur. ne yazık ki, bu olayın gözlenebilmesi için yer-kara delik-yıldızın aynı doğrultuda bulunması gerekir. bu üç cisim aynı doğrultuda değil ise ardalandaki yıldızın ikincil görüntüsü dikkat çekmeyecek kadar zayıftır. hiç kimse gökadamızın içinde çekimsel mercek bulamamıştır. bununla beraber, merkezinde kuazar adı verilen ışıma gücü yüksek cisimlerin bulunduğu gökadaların çekimsel mercek rolü oynadıkları saptanmıştır.

    bir kuazar yıldıza benzeyen çok parlak bir cisimdir. tipik bir kuazar yüz gökada kadar parlaktır ve yer’den uzaklığı ise birkaç milyar ışık yılıdır. gökyüzünün bir ucundan öbür ucuna yaklaşık dört bin tane kuazar keşfedildi. böylece, ortalama olarak bir boyutu 10 olan gökyüzünün her karesi içerisinde 1 kuazar bulunduğu saptandı. 1979 yılında astronomlar dennis walsh, robert carswell ve ray weymann, altı yay saniyesi (6) içinde kuazar bularak büyük bir sürprizle karşılaştılar. astronomlar bu iki kuazarın tayfını alarak incelediklerinde özelliklerinin benzer olduğunu buldular. eldeki veriler üzerinde incelemeler yapıp düşündüklerinde aynı kuazarların iki görüntüsüne baktıkları sonucuna vardılar. bu cisim üzerine yapılan ek gözlemler sonucunda kuazar görüntüleri arasında bir gökadanın bulunduğu ortaya çıkarıldı. bu gökadanın çekimsel alanı uzak kuazarlardan gelen ışığı çekimsel mercek gibi eğmektir.

    1990’a kadar yaklaşık iki düzine çekimsel mercek adayı bulundu. bunlardan altısı gerçekten inandırıcıydı. altı olayın hepsinde de kuazarla aramızda bulunan bir gökada, kuazarın yıldız benzeri görüntüsünü iki hayali görüntüye ayırmaktadır. bir gökada, uzak kuazardan gelen ışığı saptırdığı zaman, genellikle üç hayali görüntünün oluşmasına neden olur. çünkü gökadalar kütlelerini belli bir hacme yayarlar. yalıtılmış bir kara delikteki gibi bir noktada toplanamazlar. daha başka çekimsel mercek bulmak için araştırmalar devam etmektedir.

    eğri uzay-zamanın anlamı

    ilık bir yaz akşamı yıldızlara baktığınızı ve gözlerinizin lyra(çalgı) takım yıldızındaki bir yıldız olan vega’ya takıldığını düşünün. vega bizden 26 ışık yılı uzakta bulunan mavimsi bir yıldızdır. bunun anlamı şudur; bu akşam gözlerinize ulaşan ışık, 26 yıl önce yola çıkmış ışıktır. yani, izlediğiniz görüntü o anki değil, 26 yıl önceki görüntüsüdür. başka bir deyişle, siz vega’ya baktığınız an vega evrenden yok olsa siz bunu ancak 26 yıl sonra öğrenebileceksiniz.

    aynı biçimde bir gökbilimci, teleskopuyla 250 milyon ışık yılı uzaktaki bir gökadanın fotoğrafını çekerken fotoğraf filmine düşen ışık, 250 milyon yıldır yoldadır. fotoğraf, gökadanın o andaki değil, yerin dinozorlarla dolu olduğu zamanki görüntüsüdür.

    bu nedenle gökyüzüne bakarken uzayın derinliklerine ve geçmiş zamana baktığımız açıktır. yıldızlara bakmanın anlamını düşünürken, doğal bir biçiminde zamanın, uzayın boyutlarından ayrılamayacağı sonucuna varırız. bu dört boyutlu oluşum “uzay-zaman” adını alır. hepimizin uzayın üç boyutu hakkında sezgisel bir kavrayışı vardır. bu boyutlar üç yönü gösterir: ileri-geri, sağa-sola, yukarı-aşağı. nasıl bir cetvel, uzayın boyutları yönünde uzunlukları ölçerse kolumuzdaki saat de zaman yönünde uzaklığı ölçer.

    genel görecelik kuramının ardındaki temel fikir, çekimin dört boyutlu uzay-zamanı eğmesidir. einstein, kuramının matematiksel temellerini kurduğunda fikirlerinin doğruluğunu denetlemek için bir gözlem önermiştir. einstein’a göre güneş’in çok yakınından geçerek gözlemciye gelen bir ışık demeti, içinden geçtiği uzay-zaman eğri olduğundan doğrusal yolundan sapacaktır.

    einstein’ın bu görüşleri 1919 yılındaki bir güneş tutulması sırasında büyük bir kesinlikle doğrulandı.

    ay, güneş’i tümüyle kapattığında civardaki yıldızların fotoğraflarını çeken gökbilimciler her zamanki yerlerinden farklı yerlerde olduklarını gördüler. sonraki 60 yılda tekrarlanan bu ve benzeri deneyler genel görecelik kuramının şimdiye dek insanlığın gördüğü en kesin, en zarif ve en kapsamlı çekim kuramı olduğunu gösterdi.

    çift yıldız dizgesinde kara delik

    çift yıldız dizgeleri gökadamızdaki kara deliklerin keşfedilmesinde büyük olanak sağlamaktadır. örneğin, bir kara delik bileşeni olan yıldızlardan gaz yakalandığında bu maddelerin yazgısı kara deliğin varlığını açığa vurur. 1970’in başlarında uhuru uydusu fırlatıldıktan sonra cygnus x-1’deki ışın kaynağı astronomların ilgisini çekti. bu kaynak çok yeğin ve düzensiz olarak değişen x-ışını yaymaktadır. bu x-ışını her 10 milisaniyeden kısa bir zamanda titreyerek yayılmaktadır. hiçbir cisim ışık hızından daha hızlı hareket edemeyeceğinden dolayı bir cismin parlaklığını, ışığın bir cismi boydan boya kat etmesi için gerekli zamandan kısa bir zaman aralığında değiştiremez. işık 10 milisaniyede 3000km yol kat ettiğinden cygnus x-1 yer’den daha küçük olmalıdır.

    anlaşılması güç enerji

    parlak bir gökadada, kara delik kuvvetli, fakat nasıl?

    gökadaların merkezinde ne bulunur? o yaşamı boyunca milyonlarca yıldız yutmuştur, gökada bir milyar güneşten daha fazla ışınım yaymaktadır ve parçacıklar 1000 ışık yılı uzunlukta jetin oluşmasına neden olur. bir çok astronom, aktif gökada çekirdekleri’nin aslında etrafı gazlarla oluşan bulutla sarılmış kara delikler olduğunu söylemektedir. agç’lerin keşfedilmesinden 20-30 yıl geçmesine rağmen, astronomlar gökada yapısındaki kara deliklerin fonksiyonları karşısında hala şaşırmaktadırlar.

    kara deliklerin en yoğun cisimler olduğuna inanılmaktadır, çok büyük olan çekimsel kuvvetini kullanarak yakınına gelen bir şeyin daima hap solmasına neden olmaktadır. son yıllarda, astronomlar kara deliğin agö için enerji kaynağı olduğuna ilişkin deliller bulmaktadır.

    kara deliklerin agç’de bulunduğunu söylememize yardımcı olan üç görüş vardır; birincisi, agç parlaklıklarını 1 günlük dönemlerle değiştirebilmektedir. bu gözlemler agç’deki güç kaynağının büyüklüğünün ışık hızıyla bir kaç günde alabileceğini gösteriyor. bu nedenle kaynağın büyük enerjiye sahip, yoğun karmaşık yapıya sahip olması gerekir. ıkincisi, astronomlar kaynak çevresinde dönen bir yıldızdan onun hızını ölçebilirler. ölçümler kaynağın çekim gücünü ve kütlesini açığa vurmaktadır. sonuncusu, agç’de meydana gelen ışınım dalga boyu uzunluğunda çok büyük değişiklik göstermektedir. bu özelliklere sahip bir cisim normal bir yıldız olamaz-güneş değil, dev yıldız da değil-. buna en iyi aday etrafı gazlarla sarılmış bir kara deliktir. çünkü, onun tüm ışınımı mikrodalgalardan gamma ışını olarak yayılmaktadır.

    kara delikler ve merkezkaç kuvveti paradoksu

    kara deliğin yakın komşuluğundaki bir yörüngede bulunan bir cismin hissedeceği merkezkaç kuvveti dışarıya doğru değil, içeriye merkezi cisme doğru alacaktır.

    eğer siz bir araba, otobüs ya da trenle hızlı bir şekilde viraja girdiyseniz merkezkaç kuvveti hakkında deneyime sahipsiniz demektir; aracın hızı yavaş yavaş artarsa virajın merkezinden dışarı doğru olan kuvvet artar.

    hesaplarına göre, kara deliğin yeterince yakın bir bölgede yalnızca merkezkaç kuvveti değil, yöne bağlı tüm dinamik etkiler yönlerini değiştirecektir. bu durumun farkına varmış olmaları kara deliklerin fiziğine ilişkin bazı önemli yanların anlaşılması için önemlidir. bilindiği gibi kara deliklerin, bugün evrendeki en parlak gökadaların merkezinde bulunan gizemli güç kaynağı olduğuna inanılmaktadır. merkezkaç kuvvetinin çelişkisi üzerine yapılan araştırmalar bu gökada enerji kaynaklarının davranışlarına ilişkin görüşlerini değiştirdi.

    merkezkaç paradoksunun nedeni çok güçlü çekimsel alan oluşturan bir kara deliktir. 1915 yılında einstein çekimsel alanın ışığı ve uzayı eğeceğini tahmin etti. sir arthur stanley eddington 1919 yılında güneş’in yakınından geçen ışınlar üzerinde yaptığı küçük saptırmayı ölçerek einstein’ın tahminini doğruladı. eğer ışınımlar güneş’in yüzeyini sıyırıp geçerse güneş’in çekim alanı, ışınımı derecenin binde biri oranında büker. bir kara delik güneş’e oranla daha büyük çekimsel kuvvete sahip olduğunda aynı şekilde fakat daha fazla saptırır.

    bir kara delik ona yaklaşan ışınım ya da cisimler için uzaktır. dönüşü olmayan bu nokta bir kara deliğin büyüklüğünü ya da çekimsel yarıçapını belirtir. güneş kütlesi bir kara deliğin çekimsel yarıçapı yaklaşık 3km’dir. eğer ışık ışınları kara delik yüzeyine paralel ve 3 çekimsel yarıçap yukarıdan hareket ederse, kara delik ışınları 45 civarında eğecektir. en dikkate değer nokta, eğer ışık ışınları tam olarak 1.5 çekimsel yarıçap yukarıdan hareket ediyorlarsa, ışınım yörüngesi mükemmel bir çember olacaktır. çembersel ışınım varoluşu merkezkaç paradoksunun anahtar elemanıdır.

    astronomlar warsaw’daki copernicus astronomi merkezinde genel görecelik kuramındaki teknik sorun üzerinde çalışıyorlardı. bir şeylerin yanlış olduğu açıkça görülüyordu. formül kara deliğin etrafında çember şeklindeki ışık ışını yörüngesine benzer yörüngedeki bir cismi hangi kuvvetin etkisi altında kalacağını tahmin edecekti. formül, cismin hızı ne olursa olsun aynı kuvveti (içe doğru) duyumsayacağına işaret ediyordu. formülün özel işaret ettiği noktalardan biri de şudur: kara deliğin çekimsel yarıçapı içinde bulunan hareketsiz bir cisimle, kara delik çevresinde hemen hemen ışık hızıyla hareket eden bir cisme aynı kuvvet etkir.

    astronomlar bunun olmasının saçmalık olacağını düşündüler. elementler dinamiğe göre merkezkaç kuvveti yörünge hızına bağlıdır halbuki çekim kuvveti bağlı değildir. bu nedenle, toplam kuvvet-merkezkaç ile çekimsel kuvvetin toplamı-yörünge hızına bağlı olmalıdır. bunun doğru olmayacağını doğru bir şekilde tahmin ettiler. çünkü, formül bekledikleri yanıtı vermedi. sonuç olarak, formül doğruydu, dairesel ışık ışını yolu üzerinde hareket eden bir maddenin hareketinin nasıl olacağının tahmini de en az formül kadar iyiydi.

    2) argoda, got.

  2. Gündelik Sözlük

Sözlük